Muharrem Günay

Sovyet Rusya Bugün Dostumuz, Ama Yarın

Muharrem Günay

Bugün Sovyet Rusya, dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir… Devlet olarak bu dostluğa ihtiyacımız var! Fakat yarın ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir! Bugün, elinde sımsıkı tuttuğu milletler, avuçlarından sıyrılabilirler… Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir!
İşte o zaman Türkiye, ne yapacağını bilmelidir!
Bizim bu dostumuzun yönetiminde dili bir, inancı bir özü bir kardeşlerimiz vardır. Onları arkalamaya hazır olmalıyız!
“Hazır olmak “yalnız o günü susup beklemek değildir; hazırlanmak lazımdır… Milletler, buna nasıl hazırlanırlar? Manevi köprüleri sağlam tutarak! Dil, bir köprüdür; inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür! Bugün biz, bu toplumlardan dil bakımından, gelenek, görenek, tarih bakımından ayrılmış, çok uzağa düşmüşüz! Bizim bulunduğumuz yer mi doğru, onlarınki mi? Bunun hesabını yapmakta fayda yoktur! Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz; bizim onlara yaklaşmamız gerekli.
Bunları kim yapacak? Elbette biz!
Nasıl yapacağız? İşte görüyorsunuz, “Dil Encümenleri “, “Tarih Encümenleri “kuruluyor.
Dilimizi, onun diline yaklaştırmaya, Tarihimiz ortak payda haline getirmeğe çalışıyoruz. Böylece, birbirimizi daha kolay anlar hale geleceğiz. Bir sevgi parlayacak aramızda; tıpkı bir vücut gibi, kaderde ve mutlulukta birbirimizi duyacağız ve arayacağız. Ortak bir dil amaçladığımız gibi, ortak bir tarih öğretimimiz olması gerekli… Ortak bir mazimiz var, bu maziyi, bilincimize taşımamız lazım. Bu sebeple okullarda okuttuğumuz tarihi, Orta Asya’dan başlattık! Bizim çocuklarımız, orada yaşayanları bilmelidirler. Orada yaşayanlar da bizi bilmeli… İşte bunu sağlamak için de “Türkiyat Enstitüsü’nü kurduk kültürlerimizi, bütünleştirmeğe çalışıyoruz! Ama bunlar, açıktan yapılmaz! Adı konarak yapılacak işlerden değildir. Yanlış anlaşılabildiği gibi, savaşlara da sebep olabilir. Bunlar, devletlerin ve milletlerin derin düşünceleridir. İşitiyorum: Benim dil ve tarih ile uğraştığımı gören kısa düşünceli bazı vatandaşlarımız; Paşanın işi yok! Dil ile tarih ile uğraşmaya başladı diyorlarmış. Yağma yok! Benim işim başımdan aşkın! Ben bugün çağdaş bir Türkiye kurmaya ne kadar çalışıyorsam, yarının Türkiye’sinin temellerini atmaya da o kadar dikkat ediyorum.
Bu yaptıklarımız hiçbir millete düşmanlık değildir. Barıştan yanayız, barıştan yana kalacağız! Ama durmadan değişen dünyada, yarının muhtemel dengeleri için hazır olacağız. Bunları sana, akıllı bir genç olduğun için söylüyorum. Açıktan söylemiyorum, kulağına söylüyorum. Sen bil, gerekçesini kimseye söylemeden böyle davran; çevrenin de böyle davranması için gerekeni yap! İdealler, konuşulmaz, yaşanır! Olay; İhsan Sabri Çağlayangil’den dinlenmiş, Sebati Ataman, Kılıç Ali, Tevfik Rüştü Aras, Hikmet Bayur tarafından doğrulanmıştır (Bozdağ, 1975, s.11-12, Bozdağ, 1998, s.30-32, Koç, Y ve Koç, A,2005, s.51-52).
Yukarıdaki sözleri söyleyen Atatürk, ileri görüşlü bir devlet ve fikir adamı olarak çok uzun yıllar önce Sovyetler Birliği’nin dağılacağını bilmiş ve kendisinden sonra geleceklere bu konuda “Hazırlıklı olun” uyarısında bulunmuştur; fakat Atatürk’ten sonra gelenler “hazırlıklı olmak” bir tarafa, Türkiye dışındaki Türklerle ilgilenmeyi suç saymışlar; birçok Türk milliyetçisini “Türkçülük, Turancılık ve ırkçılık” suçlamasıyla hapislere atarak akla hayale gelmedik işkenceler yapmışlardır. Gerçekten Atatürk’ün de belirttiği gibi, Sovyetler Birliği dağılmış ve ortaya yeni bağımsız Türk devletleri ve özerk Türk cumhuriyetleri çıkmıştır; fakat Türkiye Cumhuriyeti bu konuda hazırlıksız yakalanmıştır. Devletin Türk Dünyası ile ilişkilerini başta Alparslan Türkeş olmak üzere, Türk Milliyetçileri yönlendirmiştir.
Tarih Atatürk’ü ve Türkeş’i Haklı Çıkardı
Sovyetler Birliği Dağıldı! 1933 yılında Atatürk’ün, 1944 yılında ise Alparslan Türkeş’in Sovyetler Birliği’nin dağılacağına ilişkin öngörüleri, 1991’de gerçekleşmiş ve tarih bu iki lideri haklı çıkarmıştır. 1944 Türkçülük olaylarının savcısı Kazım ALÖÇ,” Rusya’nın çok güçlü olduğunu, Türkiye’nin gücünün zayıf olması, Türkiye’nin Rusya’nın karşısında durmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla Turancılık, Türkçülük fikirlerinin zararlı olduğunu iddia eder. Başbuğ Türkeş:
“Ben bu günkü SSCB’den bahsetmiyorum. Elli yıl sonra SSCB’nin zayıflayacağını, Türk devletinin güçlenmeyeceğini nereden biliyorsunuz?” demiştir (Günay, M. 2020, https://www.ulkuyaz.org.tr/alparslanturkeste-kizilelma-turan-cihan-hâkimiyeti-nizam-i-âlem-ve-ilayi-kelimetullah-ulkusu dusunceleri/). Alparslan Türkeş’in Türk Dünyası ve Sovyetlerle ilgili politikaları önceden kestiren ve o doğrultuda politikalar üreten bir lider olduğu “Tarih Türkeş’i haklı çıkardı” sözleriyle teyit edilmiştir.
Sovyetler Birliği’nin dağıldığını ve Türk Cumhuriyetleri’nin bağımsızlıklarına kavuştuğunu hayatta iken gören Türkeş, Elçibey’in davetlisi olarak gittiği Azerbaycan’da 3 Mayıs 1992 Türkçüler Günü’nde 1 milyon Azerbaycanlı Türk’ü bozkurt selamı ile selamlayarak hitap etmiştir.

Yazarın Diğer Yazıları