Ayet ve hadislerde münafıkların birçok özelliği bildirilmiştir. Münafıklar konuştukları zaman yalan konuşurlar, verdikleri sözde durmazlar, emanete hainlik ederler. Bu karakterleri Kur'ân’ da şöyle açıklanmıştır:
“(Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde , “Senin, elbette Allah’ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz” derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder” (Münafikun,63/1).
Münafıkların yalan, hile ve ikiyüzlülüğe başvurmalarının dört nedeni vardır:
a) Peygamber ve müminler tarafından iltifata mazhar olmak,
b) İslamiyet yücelirse onun nimetlerinden yararlanmak,
c) Müminlerin sırlarını öğrenerek, düşmana istihbarat servisini yapmak,
d) Müslümanlarca kâfirlere uygulanan dünyevi cezalardan, savaşlardan, diğer kısıtlayıcı hükümlerden korunmak ayrıca Müslümanların ganimet başta olmak üzere sosyal amaçlı maddi ve manevi haklarından yararlanmaktır.
Münafıklar gösteriş yaparlar, sürekli bir suçluluk psikolojisi içindedirler. Kendisini çevresindeki insanlara benimsetmek ve beğendirmek için itikat ve ibadet başta olmak üzere bütün davranışlarında gösterişi ön planda tutarlar.
“İnsanlardan öyleleri vardır ki, (onun) dünya hayatına dair (aldatan yıldızlı) sözü, senin hoşuna gider ve (hatta bunlar), sözlerinin özlerine uyduğu konusunda da Allah’ı şahit tutar. Halbuki gerçekte o, (İslâm’ın ve Müslümanların) en azılı düşmanıdır. (Bakara 2/204) (krş. Münâfıkûn63/4)
Onlar Fitne ve fesat Çıkarırlar
“O, (dönüp gidince veya) iş başına geçince, (Allah’ın emrine karşı gelmek ve hevasına (arzularına) uymakla) ülkede fesat çıkarmaya, harsı (ekonomiyi, kültürü) ve nesli mahvetmeye çalışır. Allah ise fesadı/bozgunculuğu sevmez.” (Bakara 2: 205)
“O’na: ‘Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakın’ denildiği zaman, (kızar da) gururu kendisini (daha fazla) günaha sürükler; artık böylesinin hakkından cehennem gelir. (orası ne kötü bir yataktır.” (Bakara 2: 206)
(Bu üç ayet-i kerîme; birtakım (münafık) insan tiplerini ortaya koymaktadır ki, onlar çok güzel ve yaldızlı konuşmalar yaparlar: “Ben şahsî çıkarlarım için değil; doğruluğu, iyiliği getirmek ve insanları kurtarmak için çalışmaktayım.” Gibi sözler söylerler. İdeolojilerini putlaştırmaya çalışırlar. Fakat iş başına geldikleri zaman, ekini (ekonomik gücü) ve nesli çeşitli usullerle mahvederler, manevi değerlerinden kopmuş kişiliksiz, meteryalist ve çıkarcı nesiller üretirler. Böylece büyük fesat ve bozulmalara sebep olurlar. Takvâya, Allah’ın emir ve rızasına uygun yaşamaya çağıranları da küçük görüp büyüklenirler. Onların hakkından ancak cehennem gelecektir. İslâm’ı söndürmeye ve gereği gibi Müslüman olmak/müslümanca yaşamak isteyenleri de sindirmeye çalışan bu İslâm düşmanı, münâfıklar hakkında inen bu üç ayette, düşünenler için alınacak büyük dersler vardır.) (bk. 2/165-167) (Feyzü’l Kur’an Kur’an-I Kerim Meali Hasan Tahsin Feyizli)
Ahmed b. Hanbel'in Ebu Hureyre'den rivayet ettiğine göre Rasulullah (s.a.) şöyle buyurdu: "Münafıkları tanıtan birkaç alâmet vardır. Bunlar: Selâmları lanet, yiyecekleri çalıp çırpma, ganimetleri kaçırmadır. Mecsidlere istemeyerek giderler, namaza sonunda gelirler, kibirlidirler, ne kimseye ısınırlar ne de kimse onlara ısınır." Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 14/467-469.