Sümerlerin Mezopotamya’nın yerli halklarından ve Sami kökenli olmadıkları, dillerinin Hint-Avrupa ve Sami dillerle akrabalık bağlarının olmadıkları bilinmektedir.
İlk yazıyı M.Ö. 3200 yıllarında Sümerler buldular. İlk yazıları şekiller üzerine kurulu yani her varlık ve olay için bir şekil kullandılar. Sümerce’nin Hint-Avrupa ve Sami kökenli dillerle akraba olmadığı bilinmektedir. Sümerce bugün yapılan pek çok araştırma Hint-Avrupa Dil Ailesi’nden çok sondan eklemeli yapısı sebebiyle Japonca, Korece, Moğolca ve özellikle Türkçe ile yakın akrabalıkları tahmin edilmektedir. Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, Sümer diliyle Türkçe arasında birçok benzerlikler olduğunu belirtmiş ve Sümerce alım-Türkçe alımlı, bab-baba, dim-dimdik, es-esmek, gim-kim, güleş, güleç, ib-ip, ir-er, kıya-kıyı, ulu-ulu, kusu-koşmak gibi sözleriyle Sümerce-Türkçe arasında bir akrabalık olduğunu ispatlamıştır.
Sümer Türklerinin kullandığı “Çivi Yazısı“ nı icat eden ve kullanan halkın en doğru adlandırmasını Jules OPPERT yapmıştır:
“Julies Oppert 17 Ocak 1969’ da Fransa Numismatik ve Arkeoloji Derneği’nin etnografya ve tarih bölümünde bir konferans vererek, bu halkın ve dilinin Sümer (ce) olarak adlandırılması gerektiğini bildirdi… Hatta Oppert bu konferansta daha ileri giderek, Sümer dilinin bir çözümlemesinin, onu, bu dilin Türkçe, Fince ve Macarca ile yakın akrabalığı olduğu sonucuna ulaştığını söyledi.” (M.Kılıç, s.88, S.N. Kramer, Sümerler, Kabalcı Yayınevi, Birinci basım Eylül 2002, s.34-35-36’dan nakil)
Bilim adamlarından Benno Landsberger’in Sümer dili konusundaki tespit ve görüşleri ise şöyle:
“Sümerlerin dilinde bir nizam prensibi hâkimdir. Bu bakımdan Sümerce’nin saydam bir dil olduğu söylenebilir. Mesela konuşma ile ilgili bütün kelimeler ağız kelimesiyle bağ kuran kelimeler olduğu gibi, görme olayına değin fiiller de göz sözcüğü ile birleşim yoluyla oluşmuş niteliğindedir. Diğer bir özellik, cümlenin daha ifade edilmeden zihinde ana çizgileriyle toparlanıp, tasarlanması gerekmektedir. Türk dillerinin genel bir vasfını teşkil den bu nitelik başka dillerde pek görülmeyen bir husustur… Cümleleri meydana getiren tümcelerin (ibarelerin) birer gramer ekiyle birbirlerine bağlanmaları da Sümerce’nin ortak bir özelliği durumundadır.” (M.Kılıç, 89, Benno Landsberger, “Sümerler“, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi, cilt 1, sayı 5, 1942, s.93–95, Selahi Diker, Türk Dilinin Beş Bin Yılı, İlk baskı Mart 2000, s. 226’dan naklen.)
Rus arkeolojisinin atası arkeolog Nikolsky şunları iddia etmiştir: “Sümerlerin ana vatanı AŞKABAT kentinin yakınındadır. Bu ülkenin kurganlarından arkeologlar taş, gümüş ve kilden yapılmış eşyaları bulmuşlardır ki bunlar, Mezopotamya’nın güneyindeki Sümer kurganlarındakilere çok benzemektedirler. Bütün bunlar şu düşünceyi getirir ki, Sümerler büyük bir ihtimalle bu günkü Türkmenistan’dan Mezopotamya’ya göç etmişlerdir. Bu iki uygarlığın son analizi onların arasındaki birçok ortaklıkları göstermektedir. (Matveev & Sazonov, Zemlya Derevnogo Dvureçie, Moskova, 1986, s. 38) Begmyrat Gerey, 5000 Yıllık Sümer-Türkmen Bağları, 1. Basım, İst. IQ Kültür Sanat Yayıncılık, 2004, Arka kapak)
Prof. Dr. Mümin KÖKSOY Hoca’nın “Nuh Tufanı ve Sümerlerin Kökeni “ adlı kitabında verdiği bilgilere göre, Sümer halkına Âdem’den sonra da peygamberler gönderildi. Bunlardan en ünlüsü, Peygamber Âdem’in 10. nesilden torunu olan ve MÖ 2900’lü yıllarda yaşamış olan Nuh Peygamber’dir. Nuh’un tufandan sonraki hayatıyla İbrahim’e kadar olan çocukları ve torunları, Yukarı Mezopotamya’da yaşamışlardır. Nuh, Sümer ülkesinin Şuruppak şehrinde doğmuştur. Best’a (1999) göre Nuh, Sümer şehir devletlerinden birisi olan Şuruppak’ın kralıdır. Hz. Nuh’un torunları Hz. İbrahim’in önderliğinde âdeta göçe zorlanmışlardır. Hz. İbrahim ve yakınları bir süre Harran’da kaldıktan sonra, Filistin’e göç etmiş ve orada İbrahim’in (İbrahim oğullarının) atası durumuna gelmiştir. Bu yönüyle Hz. İbrahim, dünyanın en etkin kültür taşıyıcısı sıfatıyla anılmaktadır.
Sümerce İle Türkçe Aynı Köktendir
Sümerce konusunda araştırma yapan her ülkedeki bilim adamının birleşmiş oldukları en önemli husus, Sümerce’nin Ural-Altay Dil Grubu’na ait olduğu ve özellikle Türkçe ile çok yakın akrabalık ilişkisinin bulunduğudur.
Ayrıca bilim adamları, Sümerce ile Türkçe arasında bugüne kadar 1000 kadar ortak kelime tespit etmişlerdir. Her geçen gün elde edilen yeni veriler, Sümerlerin ve Türklerin ilk Türkler (Proto Türkler) diyebileceğimiz ortak bir kökten gelmiş olabileceklerine dair yaygın görüşü destekler niteliktedir.
Bazı antropologlar; yaptıkları incelemelerde Önasya’da elde ettikleri buluntulardan, Sümer, Kut, Elam ve Hurri toplulukların Ural-Altay kavimlerinden özellikle atlı göçebe Türk unsurlar olabileceği kanaatine varmıştır.
Eski Önasya Tarihi uzmanı Hemmel, Sümerleri tamamıyla Türk kavmi olarak kabul etmektedir. Orta Asya’dan 4500-5000 yıllarında gelen Türklerin Sümerleri oluşturduğunu ileri sürer. Sümerce’deki 350 kelimenin Türkçe olduğu savunur. (Togan,1981a, Umumi Türk Tarihine Giriş, s.12) Prof. Dr. Osman Nedim Tuna da ”Sümer ve Türk Dillerinin Tarihi İlgisi ile Türk Dilinin Yaşı Meselesi” adlı eserinde 165 adet Sümer’ce sözün Türkçe denklerini anlamlarıyla beraber göstermiştir.
Bilim adamlarının yapmış olduğu çalışmalarla Sümer’ce ile Türkçe arasındaki ortak sözcüklerin sayısı şimdilik kaydı ile 1000’e yaklaşmıştır. Bu bilgiler Sümerlerin Türklüğü konusunda yeterli bir fikir vermektedir.