Muharrem Günay

TARİHİN HAKLI ÇIKARDIĞI BİR LİDER (1)

Muharrem Günay

5 Nisan 2012 Perşembe 03:00:00
  Türklük ve Türk Dünyası denince, her Türk’ün aklına Alparslan TÜRKEŞ gelmelidir. Çünkü Türk Dünyası’nda O’nun gibi Türklüğe his ve heyecan veren lider ve fikir adamı çok az yetişmiştir. O’nun fikir ve düşünceleri 1960’lardan beri Türklüğün yoluna ışık tutmaktadır. Sayın TÜRKEŞ, Türk Devlet Başkanlarında bulunması gereken, Alplik, Bilgelik, Erdemlilik, Cömertlik, Bozkurtluk, Gönül adamı olmak, İleri görüşlülük gibi özellikleri üzerinde toplamış bir liderdi. O, Bilge KAĞAN, Kutluk KAĞAN, Sultan Tuğrul BEY, Osman GAZİ, Sultan FATİH, Yavuz Sultan Selim HAN ve ATATÜRK gibi “BİLGE LİDERLER VE BAŞBUĞLAR” zincirinin son halkasıdır.
Merhum TÜRKEŞ, henüz öğrencilik yıllarında iken; Dünya üzerinde yaşayan milletler ailesinin en şerefli ve en büyük üyelerinden birisi olan TÜRK MİLLETİ’ nin varlığını sürdürebilmesi ve tarihteki şanlı yerini tekrar alabilmesi için yeni bir mücadeleye atılmasının gereğine inanmıştı. Gerek askerlik gerekse siyasi hayattaki mücadelesi onun bu inancının eseridir.
Bilgi Toplumunu Hedeflemişti
Başbuğ Türkeş’in hedefi: “Türk Milleti’ni çağlar üzerinden sıçratarak, ilimde, teknikte, ahlakta ve maneviyatta bütün milletlerin en ön safına geçirmekti.” O’ da Atatürk gibi : “Az zamanda çok işler başarmak” tan yana idi.
TÜRKEŞ, bilime teknolojiye, bilimsel çalışmalara çok büyük bir önem veren bir liderdi. Onum içindir ki “ ilimciliği “ beşinci ilke, “Gelişmeciliği“ de sekizinci madde olarak “DOKUZ IŞIK“ doktrinine koymuştur. Başbuğumuz, endüstriyel ve teknolojik alandaki gelişmelere de ayrıca önem verdiği içindir ki Dokuz Işık doktrininde “ İlimcilik “ ilkesi olduğu halde başlı başına bir ilke olarak “ENDÜSTRİ VE TEKNİKIÇİLK” te yer almıştır.
En büyük yatırımın insana yapılan yatırım olduğunu bilen Türkeş, “Bilgi Toplumu“ olmanın yolunun bilimsel ve teknolojik gelişmelerden geçtiğini biliyordu. 1960 ihtilalinden sonra beş buçuk aylık Başbakanlık Müsteşarlığı döneminde “Türkiye Bilimsel Araştırmalar Kurumu“ (TÜBİTAK), “ATOM ENERJİSİ KURUMU“, “TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ “ ( TSE ), OYAK, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü,Türk Kültür Ocakları gibi milli kuruluşlar O’nun eseridir. O, bilgi toplumuna ulaşmak için eğitilmiş insan sayısının hızla çoğalması ve bilgi araçlarının yaygın olarak kullanılmasının gereğine inanıyordu.
Dokuz Işığın dokuz ilkesinden birisi de “GELİŞMECİLİK”tir. Başbuğumuz, gelişmeciliği şöyle tarif ederdi: “Daima daha iyiyi, daha güzeli, daha gelişmiş bir durumu elde etmek için araştırma yapmak; daha iyiye, daha mükemmele varmak arzusu taşımak ve bunun için çareler aramaktır. Gelişmecilik devrimcilikten farklıdır çünkü devrimcilik geçmişe ait her şeyi yıkmak, geçmişe ait değerlerden vazgeçmek şeklinde tezahür ederken, gelişmecilikte geçmişten alınan güç ve destekle, tecrübeyle yenilikleri gerçekleştirmek vardır.”
Ülkü Ocakları Bir Okul Gibi Çalıştı
Başbuğumuz, Ülkücülük içinse şöyle demektedir:
“Ülkücülük ; “İdealizm“ demektir. Bizim ülkümüzün hedefi Türk Milletini en kısa yoldan, en kısa zamanda başkalarına avuç açmadan çağlar üzerinden sıçrayarak çağdaş milletlerin en ön safına geçirmek, ilimde, teknikte, medeniyette yeryüzünün en kuvvetli varlığı haline getirmek, Türklüğü yüceltmektir.” O, seksen öncesi, Türkiye’nin en karanlık günlerinde bile Türk gençliğinin silah yerine kalem tutmasını şiddetle savunan bir insandı. Türkeş’in sayesinde en ücra kasabalara kadar yayılan Ülkü Ocakları bir okul gibi çalıştı ve her iki gençten en az birisi Ülkü Ocaklarından feyiz aldı.
Türk gençliği sokaklardan, kahvehâne köşelerinden ve meyhanelerden O’nun sayesinde kurtuldu. İnsan olmayı, vatanı, milleti sevmeyi kısacası “Adam” olmayı O’nun sayesinde öğrendi.

Yazarın Diğer Yazıları