Muharrem Günay

TEHECCÜD NAMAZI

Muharrem Günay

Revâtib sünnetler dışındaki nafile namazlar ise sünen-i regâib adını alır. Bunlar müstehap ve mendup namazlardır Bunlar, Hz. Peygamber’in uygulamalarına dayanılarak belirli zamanlarda veya bazı vesilelerle ya da kişinin kendi isteğiyle herhangi bir zamanda Allah’a yakınlaşmak ve sevap kazanmak amacıyla kılınan namazlardır. Bunlar gönüllü olarak kendiliğinden kılındığı için “gönüllü (tatavvu) namazlar veya arzuya bağlı namazlar” olarak da adlandırılır. Bu namazların kılınışı Yüce Allah’a manevi açıdan yakınlığa sebep olur. Her birinin kendine has özellikleri ve faziletleri vardır. Nafile namazları ikişer rekât kılmak en iyisidir ve öğle namazının son sünneti gibi kılınır. Ancak nafile namazlar dört rekât olarak da kılınabilir. Eğer dört rekât olarak kılınırsa, o zaman ikindi namazının sünneti gibi kılınır. İkinci rekâtta oturunca salli ve barik duları da okunarak ayağa kalkılır ve üçüncü rekâtta sübhaneke okunarak euzü besmeleden sonra Fatiha ve zamm-ı sure okunur.
Yatsı namazından sonra, daha uyumadan veya bir miktar uyuduktan sonra, kılınacak nafile namaza “gece namazı”denir. Bir miktar uyuduktan sonra kalkılıp kılınırsa “Teheccüd” adını alır. Teheccüd namazı iki rekettan sekiz rekâta kadardır. İki rekâtta bir selam verilmesi daha faziletlidir.
Teheccüd namazı, Rasul-i Ekrem-sallallahü aleyhi ve sellem- Efendimize vacip yani farz hükmündeydi. Bu namaz O’nun ümmeti için sünnet-i müekkededir.
Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır ki:
“Ramazandan sonra oruçların en faziletlisi Allah’ın ayı olan (şehrullah) Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farzlardan sonra en faziletli namaz da gece namazıdır.” (Müslim, Sıyam: 2/2)
Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır ki:
“Her kim geceleyin uyanır, ailesini de uyandırır ve iki rekât namaz kılarsa, Allah’ı çok zikreden erkekler ile kadınlardan yazılırlar” (Ebu Davud, Salat, 307).
Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır ki:
“Kim gece çok namaz kılarsa, gündüz onun yüzü güzel (nurlu) olur.” (İbni Mace, İkame: 174 (I/422) (1333)
Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır ki:
“Âdemoğlunun gecenin sonunda kıldığı iki rekât (teheccüt namazı), kendisi için dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Eğer ümmetime meşakkat verecek (zorluğa düşmelerine sebep olacak) olmasaydım, elbette o iki rekâtı onlara farz ederdim.” (Ali el-Mütteki, Kenzül Ummal: 7/785 (21405)
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:
“Benim mescidimde kılınan namaz, on bin namaza denktir. Mescidi Hram’da (Kâbe’de) kılınan bir namaz yüz bin namaza denktir. Askeri karargâhta kılınan namaz iki milyon namaza eşittir. Bütün bunlardan daha çok faziletlisi kulun gece yarısı sırf Allahü Teâlâ (c.c.) katında olan sevabını dileyerek kıldığı iki rekât namazdır.” (İbn-i Hıbban; Teğib ve Terhib, Gece Nmazı: 22)
“Gece namazına devam ediniz. Zira bu sizden önceki salihlerin ibadetidir. Çünkü gece ibadeti, Allah’a yakınlık günahlara kefaret olup insanı bedeni hastalıklardan korur ve günahlardan uzaklaştırır.” (Tirmizi, Deavât, 101)
Allâh Teâlâ çok sevdiği ve kâinâtı hürmetine yarattığı Habîb-i Edîb’ne daha fazla lütuflarda bulunmak için teheccüd namazını ona farz kılmıştı.
“Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsus bir nafile olmak üzere uykudan kalk, Kur’ân ile teheccüd namazı kıl, Yakındır ki Rabbin seni bir Makam-ı Mahmud’a eriştire.” (el-İsrâ/17, 79)
Resûlullah-sallallâhu aleyhi ve selem- Efendimiz gece namazını hiç terk etmezdi. Öyle ki hastalanacak veya ağırlık hissedecek olsa oturarak kılardı. (Ebû Dâvûd, Tatavvu’, 18) “Sabah namazından önce kılınan iki rek’at nâfile namaz dünyanın tamamından daha hayırlıdır.” (Müslim, Salâtu’l-Müsâfirîn, 96) buyururdu. Gözümün nûru diye tavsif ettiği namazı geceleri daha bir iştiyak ve arzû ile kılardı. Ayakları şişecek kadar kendinde geçerek kıldığı teheccüd namazına olan iştihâsını şöyle dile getirmişti:
“Allâh her peygamberde belirli birşeye karşı aşırı bir istek yaratmıştır. Benim en çok hoşlandığım şey de gece ibâdetidir…” (Heysemî, Mecmau’z-zevâid, II, 271)
Allâh’a yaklaştıran en mühim ibâdet olması hasebiyle ümmetinin de bu nimetten nasiplenmelerini arzû ederlerdi. Öncelikle yakın akrabasından tebliğe başlayan Efendimiz, bir gece Ali ile Fâtımâ-radıyallâhu anhümâ-‘nın kapısını çalmış ve onlara:
– “Namaz kılmayacak mısınız?” (Buhârî, Teheccüd, 5) Buyurarak geceyi boş geçirmemelerini istemişti.
Diğer ashâbına da:
“Aman gece kalkmaya gayret edin! Çünkü o sizden önceki sâlih kimselerin âdeti ve Allah’a yakınlıktır. (Bu ibâdet) günahlardan alı kor, hatalara kefâret olur ve bedenden dertleri giderir.” (Tirmizî, De’avât, 101) buyurarak onları huzûrun kaynağına yöneltmek istemişti.
Âile içinde kadın ve erkeğin Allâh’a ibâdet ve sâlih ameller işleme husûsunda birbirlerine destek olmalarının önemine dikkat çeken Efendimiz-sallallâhu aleyhi ve sellem- bilhassa gece namazına kalkmada bu yardımlaşmanın daha da önemli neticeler hâsıl edeceğini şöyle ifâde etmiştir:
“Geceleyin kalkıp namaz kılan, hanımını da kaldıran, kalkmazsa yüzüne su serperek uyandıran kimseye Allah rahmet etsin. Aynı şekilde geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, uyanmazsa yüzüne su serperek uykusunu kaçıran kadına da Allah rahmet etsin.” (Ebû Dâvud, Tatavvu, 18, Vitir, 13)
Hazret-i Ali radyallâhu anhden: Rasûl-i Ekrem salla’ilâhı aleyhi vesellem Efendimiz:
—”Cennette dışı içinden, içi de dışından görülen (şeffaf) köşkler vardır,” buyurdu. Bunun üzerine bir bedevi kalkarak:
— Yâ Resûlallah! Onlar kimler içindir? Diye sordu. Peygamber Efendimiz:
—”Yumuşak ve tatlı konuşan, yemek yediren, oruca devam eden, insanlar uykuda iken namaz kılanlar içindir” buyurdu. (Tirmizi Ahmed b, Hanbel ve İbn-i Hibbân)
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:
“Hamili Kur’an olan (Kur’an’ı yüklenen hafız ve hocalar) a iki rekatta olsa, gece namazına kalkmak farz (mutlaka lazım) dır.” (Ali el Muttaki, Kenzül Ummal: 7/782 (21386); Deylemi: 3/218 (4632) (Adem Şener, Dini Bilgiler: 102)
Bir kimse âdet haline getirdiği bir teheccüd namazını özür olmaksızın terk etmemelidir. “Allah yanında amellerin en sevimlisi, az da olsa, devamlı olanıdır.” (Ö.Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihali: 207)

Yazarın Diğer Yazıları