Muharrem Günay

Türk Konseyi'nden Türk Devletleri Teşkilatı'na

Muharrem Günay

3 Ekim 2009 tarihinde Türkiye, Kazakistan, Azerbaycan ve Kırgızistan arasında imzalanan “Türk Dili Konuşan Ülkeler İş Birliği Konseyi’nin Kurulmasına Dair Nahçıvan Antlaşması” ile kurulan Türk Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi kısaca “Türk Konseyi” olarak adlandırıldı. Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi, adı 2021 yılında İstanbul’da toplanan Türk Konseyi’nin Sekizinci zirvesinde “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak değiştirilmiştir. Sekretaryası İstanbul’da bulunan örgüt, Devlet Başkanları Konseyi, Aksakallılar Konseyi, Dışişleri Bakanları Konseyi ve Kıdemli memurlar Komitesi’nden oluşmaktadır. (Efe, 2020, Geçmişten Geleceğe Türk Dünyası, Türk Devletleri Teşkilatı İçinde Türkiye’nin Öncü Rolü, s. 606) 2022 yılı, Türk dünyası açısından zor bir yıl olmuştur. Kardeş Türk devletlerinin kimileri iç istikrar bakımından sıkıntılı bir dönem yaşarken, kimileri sınır sorunlarıyla karşı karşıya kalmıştır. Ancak bütün bu olumsuzluklara rağmen, 2022 yılında ortak hedef yolunda ciddi adımlar atılmış, birçok konuda ortak bir tutum sergilenmiştir.
Türk dünyasındaki bu olumlu gelişmeler yıl boyunca sürmüş olup 11 Kasım 2022 Semerkant zirvesinde doruk noktasına ulaşmıştır. 11 Kasım Semerkant zirvesi Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Keneşi)’nin Kasım 2021’de Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) olarak yeniden adlandırılmasından sonra yapılan ilk toplantı olması bakımından çok önemlidir. 11 Kasım 2022 tarihinde Semerkant zirvesinde alınan kararların hiç şüphesiz en önemlisi, KKTC’ye TDT tarafından gözlemci statüsü verilmesi olmuştur. Gaspıralı İsmail’in “Dilde, Fikirde, İşte Birlik”, Ziya Gökalp’in “Vatan ne Türkiye’dir Türklere ne Türkistan. Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir, Turan” diyerek hedef gösterdikleri Türk Birliği Ülküsü açısından İlk adımlar atılmış, tarihte ilk defa, bazı eksiklerle de olsa bağımsız Türk devletleri gönüllü olarak bir çatı altında toplanarak birlikte hareket etme niyetlerini ortaya koymuşlardır. Bu gelişmeler, bir başlangıç sayılmalıdır. Hedefe varmak için, Türk milletinin önünde, daha uzun ve dönemeçli bir yol vardır. Çünkü 1990 tahmini nüfusu 15 milyonu aşan ve Sincan Uygur (Sinkhlng. Uygur) özerk cumhuriyeti adıyla Çin’e bağlı olan Doğu Türkistan ile Rusya Federasyonu işgalinde bulunan 20 özerk Tük cumhuriyeti, bugün de işgal altında esir Türk Dünyası üniteleridir. Ayrıca, Balkan ülkeleri ve Orta Doğu ülkelerindeki Türk toplulukları, adım adım eritilmeye çalışılmakta, sistemli bir asimilasyon politikasına tabi tutulmaktadırlar (Doğanay, 2011, s.133). Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte, uzun yıllar boyunca Rus egemenliğinde kalan Türk ülkeleri birer birer bağımsızlıklarını ilan ederek, dünya siyasetinde yerlerini almışlardır. Bugün Türkler, bağımsız olarak Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Özbekistan, Türkiye ve Türkmenistan topraklarında yaşamaktadırlar. Bağımsız Türk Devletleri dışında da önemli bir Türk nüfusu yaşamaktadır. Türk devletlerinin sınırları dışındaki Türk nüfusun önemli bir kısmını eski Sovyetler Birliği toprakları ile Çin ve İran toprakları üzerinde yaşayan Türkler oluşturmaktadır. Bu coğrafyada bulunan Türk toplulukları Orta Asya ve Kafkasya’nın yanı sıra, Orta Volga ve Güney Urallar arasındaki bölgelere de dağılmışlardır. Yoğun biçimde yaşadıkları diğer bir bölge ise Sibirya bölgesidir. Aynı zamanda eski Sovyetler Birliği’nin batı bölgesi olarak adlandırılan ve Moldova, Batı Ukrayna ve Litvanya Cumhuriyetlerini kapsayan coğrafyada da Türk toplulukları bulunmaktadır. Günümüzde Türk nüfusun azınlık olarak yaşadığı bölgelerin dağılımına bakıldığında, Avrupa ve Balkan ülkelerinden, Orta Doğu ve Orta Asya’ya, Avustralya kıtasından Amerika Birleşik Devletleri’ne kadar uzanan geniş coğrafyaya yayıldıkları görülmektedir. Türkler, İran, Irak, Suriye, Ürdün ve Afganistan gibi Orta Doğu ülkelerinde ve Çin ve Moğolistan gibi Orta Asya ülkelerinde de yaşamaktadırlar. 2000 yılı itibarıyla Türk Dünyası toplam nüfusu 196 milyonu aşmıştır. Bunun 106 milyonu Türk Devletlerinde, 14 milyonu Türk Topluluğu olarak Eski Sovyetler Birliği sınırları içinde, 75 milyonu da azınlık ve göçmen durumunda yaşayan Türklerden oluşmaktadır. 2025 yılı için yapılan nüfus tahminlerinde toplam Türk Dünyası nüfusunun 351 milyonu aşması beklenmektedir. Türk Devletlerinin toplam nüfuslarının 2025 yılında 138, Türk Topluluklarının 24, azınlık ve göçmen olarak yaşayan Türklerin ise 189 milyona ulaşması beklenmektedir. Buna göre 2025 yılına gelindiğinde Türklerin büyük bir çoğunluğunu teşkil eden 213 milyon kişi Türk Devletleri dışında yaşıyor olacaktır. Bunun en önemli nedenlerinden ilki, İran ve Çin gibi Türklerin yoğun olarak yaşadığı yerlerdeki nüfus artış oranlarının yüksek seviyelerini muhafaza ederken, Türk Devletlerinde bir düşme eğilimine girilmiş olmasıdır. İkincisi ise, Türk Devletlerinin ekonomik ve sosyal koşullarından dolayı özellikle kalkınmış Batı ülkelerine göç veren bir yapı arz ediyor olmalarıdır (Avşar- Solak-Tosun, 2002, s. 241).
Türk milleti, ana hatları ile Balkanlardan, doğuda Büyük Okyanus’a, kuzeyde Kuzey Buz Denizi’nden, güneyde Tibet’e kadar olan sahada yaşarlar. Yaklaşık 11,2 milyon kilometre karelik bu topraklara “TURAN” adı verilir.

Yazarın Diğer Yazıları