Muharrem Günay

TÜRK ORDUSU, KIZILELMA'DAN, KIZILELMA'YA ATILIRKEN

Muharrem Günay

Kızılelma isminin Asya’dan sonra Avrupa tarafında daha nerelere verilmiş olduğu ayrıca incelenecek mühim bir meseledir. Herhâlde bu bir kaç örnekten de anlaşılacağı gibi, Osmanlı imparatorluğunu kurup genişletenlerin milli ideal sınırları siyası haritalarından çok geniştir. Çünkü Viyana, Roma ve Kolonya Kızılelma’lar hiçbir zaman ülkü haritasından devlet haritasına intikal edememiştir. Bununla beraber, bu uzak Kızılelmalara karşı duyulan incizabın (özlemin) ve bunları ele geçirmek için yapılan büyük hamlelerin imparatorluğu genişletmekteki tesirleri de kolay inkâr edilebilecek şeylerden değildir.
Türk ordusu, Kızılelma’dan, Kızılelma’ya atılırken, ilk idealist Osmanlı padişahları ona daha ileride daha Kızılelmalar gösteren birer millet kılavuzu rolünde görülür. Mesela, Kosova meydan muharebesinde Sırp ordusu imha edilip, Sırbistan tabiiyyet altına alınarak Engerus Kızılelması’na yol açıldığı zaman babasının yerine geçen Yıldırım Bayezid, cülus tebriki için Edirne sarayına gelen Venedik, Ceneviz vesair İtalyan hükûmetlerinin sulh ve ticaret muahedelerini tecdit etmek isteyen elçilerine, Türkiye’de ticaret serbestisinin tabii bir hâl olduğunu söyledikten sonra, yeni muahedeler akdini reddetmiş ve hatta “Roma’ya kadar, gidip Saint-Pierre kilisesinin mihrabında atıma yem yedireceğim!” sözleriyle; RimPapa Kızıl-Elması’nın (Roma’nın) daha Şarki Roma Kızılelması (İstanbul) fethedilmeden evvel, Türk ülküsünün manevi haritasına girmiş olduğunu, Garp Hristiyanlığına resmen ilan etmekte hiç tereddüt etmemiştir.
İstanbul’un Fethinden altmış dört sene evvel Yıldırım’ın adeta elini uzatarak gösterdiği bir Kızılelma’nın fetihten sonra Fatih tarafından ihmali tabi kabil değildi. Hatta bazı Garp kaynaklarında şanlı atasının sözünü Fatih’in de tekrar edip durduğundan bahsedilir. Yıldırım’ın o meşhur sözünden doksan bir sene sonra Şark Kızılelma’sına Garb Kızılelma’sını da ilave etmek isteyen Fatih, (885=1480 tarihinde) Osmanlı müelliflerinin “Apulia/Puglia” isminden muharref olarak “Pulya Seferi” dedikleri cenubi İtalya seferini açtırıp 11 Ağustos (4 Cumadal-ahire) cuma günü Otranto şehrini fethettikten sonra etrafını da işgal ettirmiştir. Zahiren Napoli krallığına karşı açılan bu seferin hakiki hedefi Rim-Papa Kızılelma’sıdır ve hatta Papa IV. Sixtus canını kurtarmak için Roma’dan Fransa’ya kaçmak istemişse de, nihayet müdafaa masraflarına karşılık olarak gümüş takımlarını satıp bazı yardım ümitlerine kapılarak yerinde kalmıştır! Roma’nın kurtuluşu Papanın gümüş takımları sayesinde değil, dokuz ay sonra Fatih’in vefatı ve Cem Sultan vakasının zuhuru sayesindedir! Ölüm haberi üzerine papalık makamının emriyle, bütün Avrupa kiliselerinde Allah’a şükür duaları yapılan Fatih’in nazarında artık olgun bir meyve haline gelen bu Rim-Papa Kızılelma’sı ile olgunlaşmalarını beklediği “Engerus” ve ‘’Alaman’’ Kızılelmalarından başka Paris bile artık bir nevi “França Kızılelma’sı” demekti. Hatta Yıldırım’ın İtalyan elçilerine söylediği söze adeta nazire olmak üzere kendisi de Papalık makamından elçilikle gelen bir Fransız kardinaline, Paris’in 13. asırda ikmal edilmiş olan meşhur katedralinden kinaye olarak;
“Romanın kurtulması şöyle dursun, senin kendi büyük kilisenin kulelerine bile Türk bayrakları dikeceğim!” Atım Roma’daki Saint-Piere kilisesinin mihrabında yemini yiyecektir (Grenerd, 1992. s. 51) demişti. Eski Türk halkının Kızılelma dediği ve azamet devrinde o halkın maneviyatını idare eden ulemanın da sulh zamanlarında bile “Dar-ül Harb” ve “Dar-ül Cihad” isimleriyle andığı uzak-yakın şark ve garp ülkelerinin millî ideal sınırlarına girmesi gelişi güzel bir istila siyasetiyle değil, milletleri mahalli idarelerin üstünde umumi ve müşterek bir nizam altına almak (Nizâm- âlem: âleme nizam vermek) fikriyle izah edilebilir (Danişmend, 1966. s. 126-127-128).”

Yazarın Diğer Yazıları