Muharrem Günay

TÜRKİYE'NİN NATO ÜYELİĞİNİN TBMM'DE GÖRÜŞÜLMESİ VE YÜRÜRLÜĞE KONMASI

Muharrem Günay

16-20 Eylül 1951 tarihlerinde NATO Bakanlar Konseyi’nin Ottowa’da yaptığı toplantının sonunda Yunanistan ile Türkiye’nin NATO’ya üye olarak çağrılmalarına oy birliği ile karar verilmiştir (Cengiz, 2009: 53). Bununla birlikte özellikle İngiltere’yi ikna etmek kolay olmamıştır. Tartışılan konu ise Türkiye’nin üye olduktan sonra NATO’nun hangi komutanlık bünyesine alınacağıdır. İngiltere, Türkiye’yi kurulması düşünülen “Ortadoğu Komutanlığı” içine almak isterken Türkiye, ABD’li General Eisenhower komutasındaki “Avrupa Müttefik Komutanlığı” bünyesinde yer almak istemiştir (İlhan, 2015: 164). Türkiye’nin üyelik sürecini bu nedenin uzattığı anlaşılmaktadır. Yaşanan bu gelişmelere rağmen Türkiye’nin NATO’ya üyeliği üye ülkelerin meclislerinde görüşülerek kabul edilmiştir (Karacan, 1952: 1). Böylece Türkiye’ye NATO’ya katılması için davetiye gönderilmiştir (Erkmen, 2020, s.1035)
Türkiye’nin NATO’ya katılımı 18 Şubat 1952 tarihinde TBMM’de görüşülüp kanunlaştırılmıştır. TBMM’de saat 15’te birinci oturum açılmış ve yapılan oylama ile Türkiye’nin NATO’ya üyeliği konusunun ilk gündem maddesi olarak görüşülmesi kabul edilmiştir.
Türkiye’nin NATO’ya üyeliği 18 Şubat 1952 tarihinde TBMM’de görüşülerek bir çekimser oya karşı 409 kabul oyuyla kabul edilmiştir. Oylamadan sonra Dışişleri Bakanı Köprülü ve Başbakan Adnan Menderes birer teşekkür konuşması yapmışlardır. Menderes konuşmasında çok heyecanlı olduğunu ifade etmiştir (TBMM Tutanak Dergisi, 9. Dönem, Cilt: 18, 41. Birleşim, 2. Toplantı 339). TBMM’de kabul edilen Kuzey Atlantik Antlaşmasına Türkiye Cumhuriyeti’nin katılmasına dair 5886 numaralı ve 18 Şubat 1952 tarihli kanun Resmî Gazete ’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir (TBMM Kanunlar Dergisi 34. Cilt, s. 173; Resmî Gazete, 19,11. 1952, Sayı: 8038). Böylece Türkiye resmen NATO üyesi olmuş ve oturumun sonunda Kore kahramanları için saygı duruşunda bulunulmuştur (TBMM Tutanak Dergisi, 9. Dönem, Cilt: 18, 41. Birleşim, 2. Toplantı 339). Oylamada çekimser oyu Seyhan Bağımsız Milletvekili olan Cezmi Türk kullanmıştır (Balcı, 2017: 79).
1952 yılı şubat ayında başlayan Türkiye’nim NATO üyeliği devam etmekte ve NATO için Türkiye’nin, Türkiye için de NATO’nun önemini koruduğu görülmektedir. Bununla birlikte bu üyeliğe yönelik olumsuz yönde yazılar da kaleme alınmaktadır. Bir araştırmada, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin NATO ile uzlaşmaz stratejiler benimseyen bir Türkiye yarattığı yönünde değerlendirmesi yapmıştır (Matisek ve Jayamaha, 2019: 1). Buna karşılık Türkiye’nin NATO’ya katılışının 68. yılına girildiği 18 Nisan 2020 tarihinde, NATO Parlamenterler Meclisi heyeti başkanı, “müttefikimiz Türkiye ile birlik ve dayanışma içinde çalışmaya devam edeceğiz,” derken, Türk Dışişleri bakanlığı yetkilileri de “…Türkiye, Avrupa Atlantik bölgesinde güvenlik ve istikrarı koruma konusunda NATO’nun rolüne büyük önem vermektedir…” değerlendirmesini yapmıştır (Daily Sabah, 18. 02. 2020). (Erkmen, 2020, s. 1024-1049)
Yukarıda adı geçen araştırmada ve ABD ve başta Yunanistan, Fransa gibi NATO üyesi ülkelerde AK Parti hakkındaki olumsuz düşüncelerin oluşmasında, AK PARTİ ve MHP ile BBP tarafından oluşturulan CUMHUR İTTİFAKI’nın Türkiye’nin başta Doğu Akdeniz olmak üzere, Ege’de, Kıbrıs’ta, Libya’da, Suriye ve Irak’ta Türkiye’nin hak ve menfaatlerini savunması etkili olmuştur. Bu eleştiriler elbette haksızdır, Türkiye NATO üyesi bir ülke olarak hem bölge barışına, hem dünya barışına olumlu katkılarda bulunmaya, hem de kendi hak ve menfaatlerini korumaya devam edecektir. Bizim başta ABD olmak üzere NATO ülkelerinden beklentimiz, Türkiye’ye düşmanca değil, müttefiklik duyuları içerisinde eşit ve adil davranmalarıdır.
ABD Türkiye’nin Müttefiki midir Düşmanı mıdır?
ABD; Türkiye’nin NATO ortağı ve Türkiye’nin müttefiki olmasına rağmen, başta Kıbrıs konusu olmak üzere, Suriye, Irak, Akdeniz ve Yunanistan’la olan ilişkilerimizde, Türkiye’ye karşı hasmane bir tutum takınmakta ve Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminden yana tara olmaktadır. Ayrıca Suriye ve Irak’ta PKK/PYD ile birlikte hareket etmektedir. Bu anlayış NATO üyeliğine ve müttefiklik ruhuna ters düşmektedir. ABD’nin bu tutum ve davranışları ilerleyen süreçte Türkiye-ABD ilişkilerine büyük zararlar verecektir. Mevcut görüntüsüyle ABD, bölgemizde Türkiye’nin müttefiki olmaktan daha çok bir düşman görüntüsü vermektedir. ABD, Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığını, Türkiye’ye rağmen ABD’nin bölgede varlığını ve etkisini devam ettirmesinin mümkün olmadığını anlamak zorundadır.

Yazarın Diğer Yazıları