(Dünden Devamı)
Ey Muhammed (s.a.v.) umarım ki, senin mucizelerinle, devletim din düşmanlarına galip gelecektir.)
Ataları gibi dünya nizamını -Nizâm-ı Âlami- kurmakla görevlendirildiğine inanan ve İ’lay-ı Kelimetullah Ülküsü’nün takipçisi olan Fatih, kendisini “DÜNYA İMPARATORU” olarak görüyor ve cihanın sulhu-barışı davasını benimsiyordu. Tarihçi Kritovulus eserini Fatih’e ithaf ederken O’na:
“Allah’ın iradesiyle muzaffer galib, yenilmez, deniz ve karaların efendisi, hükümdarların hükümdârı, imparatorların en büyüğü Mehmed’e” ifadesini kullanıyordu… Fatih, İtalyan Langusto’ya Roma ve diğer kavimlerin tarihini okutuyordu. Bu müellif genç sultanın, İstanbul’un fethinden birkaç yıl sonra 1456’da, 26 yaşında iken, Avrupa hakkında bilgi edinmeğe çalıştığını ve Garp ülkelerinin haritasını önünde tuttuğunu yazdıktan sonra Fatih’in:
“Dünyada tek bir imparatorluk, tek bir iman, tek bir hükümdarın olması gerektiğini ve birleşmiş bir dünya için de İstanbul’dan daha münasip bir payitaht mevcut bulunmadığını, Hıristiyanlara hakimiyetin bu şehir sayesinde gerçekleşeceğini” söylediğini belirtir (O.Turan, TC.H.M. c.2, s.65)
Yine Sultan Fatih’in Allah’ın adını cihana hâkim kılmak ve İslâm dini ile âleme nizam vermek dâvası için Trabzon üzerine giderken “valide” diye hitap ettiği Uzun Hasan’ın annesi Sâra Hatun’a verdiği cevap çok mânidardır. Sarp yollarda bir çok zahmete katlanan, zaman zaman atından inerek yürümek zorunda kalan Fatih’e Sâra Hatun’un, “Oğul, ufacık Trabzon için tatlı canına bu kadar eziyet değer mi?” sözlerine Fatih, “Vâlide, İslâm’ın kılıcı bizim elimizde; Cihad sevabına nail olup Allah’ın rızasını tahsilden başka gayemiz yoktur” sözleriyle (Abdülkadir Özcan, Tarih ve Medeniyet Dergisi, Mayıs 1994) cevap vererek “Nizâm-ı Âlem” ve “İ’lâ-yı Kelimetullah” ülkülerinin takipçisi olduğunu ifade etmiştir.
Fatih’in “Nizâm-ı Âlem Ülküsü” nü hazırlatmış olduğu “Kânunnâmesi”nde de görmekteyiz. Kânunnâmenin en önemli kısımlarından birisi, “Her kimseye evladımdan saltanat müyesser ola, karındaşların Nizâm-ı Âlem için katletmek münasiptir. Ekser-i ulemâ dahi tecviz etmiştir. Anınla âmil olalar” (O.Turan, a.g.e. s.14) hükmüdür.
Fatih, kendisinin “Allah tarafından teyid edilmiş” olduğunu ifade eder, “Müslümanların rehberi, gâzi ve mücahitlerin efendisi, Rabbülâlemin’in teyidiyle müeyyed, Saltanat ve Hilâfet semâsının, dünya ve dinin güneşi Ebu’l-Feth Sultan Muhammed Han” unvanlarını kullanırdı. (O.Turan, a.g.e.s.61)
Fethin yıl dönümünün Türk ve İslâm âlemine hayırlı olması ve bu âlemin yeniden dirilişine vesile olması dileklerimle kutluyorum… Yüce Allah’ın nice fetihleri nasip etmesi dileklerimle fethimiz mübarek ve kutlu olsun…
Kaynaklar
1. Tarih ve Medeniyet Dergisi, Mayıs 1994
2. Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı, Hz. Peygamberin Hadislerinde Türk varlığı, Konya 1994
3. Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu, Türk Dünyası El Kitabı, Ank. 1992
4. Augoste Baılyy, Bizans Tarihi, c.2, tercüman 1001 Temel Eser
5. Prof. Dr. Osman Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk İslâm Medeniyeti, 4. baskı, Boğaziçi yayınları
6. Prof. Dr. Osman Turan, Türk Cihan Hakimiyeti Mefkûresi c.2, İst. 1969
7. Dîvânü Lügaati’t-Türk, Besim Atalay tercümesi
8. Mehmet Doğan, Kur’an-ın Gölgesinde ve Tarih Önünde Türk, İst. 1978
9. Raşit Erer, Türklere Karşı Haçlı seferleri, İkinci baskı, Mayıs 1993
10. Tacü’t-Tevarih, c. 4, Kültür Bakanlığı
11.Sahih-i Müslim ve Tercemesi, Mehmet Sofuoğlu, 8. cilt,İst. 1970
12.İsmail L. Çakan, Fetih, Fatih ve İstanbul Sempozyumu Bildirileri )
13. Elmalılı M. Hamdi Yazır Hak Dini Kur’an Dili İstanbul 1992 Heyet
14.Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri Anadolu Yayınları, İstanbul 1986
15-Ömer Nasuhi Bilmen, Kur’an-I Kerim’in Türkçe Meâli Âlisi Ve Tefsiri, Bilmen Yayınevi, Tarihsiz
16. Müneccimbaşı Tarihi 1.cilt, tercüman 1001 Temel Eser (Son)