Muharrem Günay

YA RAB! BU DİNİ ÖMER İLE KUVVETLENDİR

Muharrem Günay

1 Ekim 2015 Perşembe 03:00:00
  Evde misafir olarak bulunan ve Ömer’in gelmesiyle gizlenen Habbâb bu sözü işitince, gizlendiği yerden fırladı ve “Allahü ekber, Allahü ekber” diye tekbir getirdikten sonra müjdeyi verdi:
Müjde yâ Ömer! Resûlullah efendimiz Allahü teâlâya duâ ederek, “Yâ Rabbî! Bu dîni, Ebû Cehil yahut Ömer ile kuvvetlendir, buyurdu. İşte bu devlet, bu saâdet sana nasîb oldu.
Bu âyet-i kerîme ve bu duâ, Hattâboğlu Ömer’in kalbindeki düşmanlığı sildi, süpürdü. Ömer’e bir şeyler olmuştu; kalbi birden yumuşamış, kalbinde İslâmiyet’e ve Sevgili Peygamberimize karşı aniden bir sevgi oluşmuştu. Hemen;
Resûlullah nerede? Beni, Resûlullaha götürür müsünüz? dedi. Zîrâ kalbi, Resûlullaha tutulmuştu.
Ömer bin Hattâb’ın Resûlullahı görmek için yola çıktığı sırada, Resûl-i ekrem, Hz. Erkâm’ın evinde ashabıyla sohbet ediyordu. Hattâboğlu Ömer’in geldiği, Erkâm’ın evinden görüldü. Kılıcı da yanında idi. Heybetli, kuvvetli olduğundan, Eshâb-ı kirâm, Resûlullahın etrafını sardı. Hz. Hamza dedi ki:
– Ömer’den çekinecek ne var, iyilik ile geldi ise, hoş geldi. Yoksa o kılıcını çekmeden başını uçururum.
Resûlullah efendimiz buyurdu ki:
-Yol verin, içeri gelsin!
Îmâna Gel Yâ Ömer!
Cebrâil aleyhisselâm, daha önce, Ömer bin Hattâb’ın îmân etmek için geldiğini ve yolda olduğunu haber vermişti. Resûlullah efendimiz, onu, tebessüm buyurarak karşıladı. Ömer bin Hattâb, Resûlullahın önünde diz çöktü.
Resûlullah efendimiz, onu, kolundan tutup buyurdu ki:
– Îmâna gel, Yâ Ömer!
O da temiz kalb ile “ Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü” deyip Müslüman oldu. Eshâb-ı kirâmın, sevinçten söyledikleri “Allâhü ekber, Allâhü ekber- Allah en büyüktür-Allah en büyüktür-“ sesleri Mekke sokaklarını çınlattı.
Hz. Ömer, Müslüman olduktan sonraki hâlini şöyle anlattı:
“Müslüman olduğum zaman, Eshâb-ı kirâm, müşriklerden gizlenir ve ibâdetlerini gizli yaparlardı. Bu duruma çok üzüldüm ve Resûlullaha sordum:
– Yâ Resûlallah! Biz hak üzere değil miyiz?
– Evet. Allahü teâlâya yemîn ederim ki, ister ölü ister diri olunuz, muhakkak hak üzerindesiniz.
– Yâ Resûlallah! Mâdem ki biz hak üzerinde, müşrikler de bâtıl yoldadırlar, o hâlde ne diye dînimizi gizliyoruz? Vallahi biz, dîn-i İslâmı, küfre karşı açıklamaya daha haklı ve daha lâyıkız. Allahü Teâlânın dîni, Mekke’de, hiç şüphesiz üstün gelecektir. Kavmimiz bize karşı insaflı davranırlarsa ne âlâ, yok taşkınlık etmek isterlerse, kendileriyle çarpışırız.
Yâ Resûlallah! Seni hak Peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemîn ederim ki, hiç çekinmeden ve korkmadan, oturup İslâmı anlatmadığım bir müşrik topluluğu kalmayacaktır. Artık ortaya çıkalım.
Hz. Ömer anlatır:
Kabûl buyurulunca, iki saf hâlinde dışarı çıkıp, Harem-i şerîfe doğru yürüdük. Safların birinin başında Hamza, diğerinin başında da ben vardım. Sert adımlarla, toprağı un edercesine, Mescid-i harâma girdik. Kureyşli müşrikler, bir bana, bir Hz. Hamza’ya bakıyorlardı.”

Yazarın Diğer Yazıları