Muharrem Günay

YÜCE ALLAH DÜRÜST, ALÇAK GÖNÜLLÜ HALKA BABALIK YAPAN KİŞİLERE KUT VERİRDİ

Muharrem Günay

Yüce Tanrı’nın kut vermesi ile hakanlık makamına oturan Türk hakanları insanüstü varlıklar olmayıp diğer insanlar gibiydi. Onlarda iyi, kötü bilge, bilgisiz, alp ve korkak, gönül adamı, gönülsüz olabilirlerdi. Demek ki Eski Türklerde hâkimiyet anlayışı karizmatik olmakla beraber, hakanlar Tanrı’ya, halka ve Töreye karşı sorumlu idiler. Onlar da her insan gibi, iyi, kötü, başarılı, başarısız olabilirlerdi. Hakanlar Kut’a layık olmak ve Töre’ye uygun hareket etmek zorunda idiler.
İyi ve başarılı hakanların bu durumları Gök-Türk kitabelerinde “iyi kağan imişler, alp kağan imişler!” “Buyrukları (vezirleri) de bilge imiş! Alp imiş! Şeklinde anlatılır.
Kötü kağanların özellikleri ise yazıtlarda şöyle geçmektedir:
“Ondan sonra, küçük kardeşleri kağan olmuşlar! Oğulları kağan olmuşlar!
“Ondan sonra küçük kardeş büyükleri gibi yaratılmamış, oğul babası gibi yaratılmamış!”
“Bilgisiz kağanlar (tahta) oturmuşlar, kötü kağanlar tahta oturmuşlar imiş!”
Kaynaklardan öğrendiğimize göre Yüce Tanrı bilge, alp, erdemli, töreye uygun hareket eden, babalık görevlerini yerine getiren ve halka hizmet eden, dürüst ve alçak gönüllü kişilere kut verir ve onları hakanlık makamına oturturdu. Bilgisizlik, kabalık, zorbalık, halka kötü davranmak ve töreye aykırı hareket etmek ise kutun geri alınmasının başlıca sebepleriydi.
Esasen Türklerde kut anlayışı sınırsız bir hâkimiyete imkân tanımamaktadır. İdare yetkisi bazı şartlarla sınırlandırılmıştır. Bunun başında halkı doyurmak, giydirmek, toplamak, çoğaltmak ve huzura kavuşturmak, töreye uygun hareket etmek gelir. “Halka aç mısın, tok musun? Diye sor… Elini açık tut… Bir hükümdar kuldan fakir adını kaldırmazsa nasıl hükümdar olur? ” ( Kutadgu Bilig 2983. beyit.).
Töre konuşunca hakan susar” ve “Zor kapıdan girerse töre bacadan çıkar” atasözleri Türk hakanlarının töre hükümlerine uymaya mecbur olduklarını göstermektedir.
Kutadgu Bilig’de halkın hakandan istekleri şöyle sıralanır:
a-İktisadi- ekonomik istikrar (Adil gelir dağılımı-Sosyal adâlet) , b-Adil kanun, c- Asayiş (Barış-Huzur).
Eski Türk devlet felsefesine göre Yüce Tanrı’nın kut vererek hakanlık makamına oturttuğu Türk hakanlarının en başta gelen görevleri yeryüzünde Allah’ın vekili-temsilcisi olma bilinciyle hareket ederek, ülkede asayişi, barışı, huzuru ve sosyal adaleti tesis edip, törenin-kanunların adil ve doğru yürümesini sağlayıp ekonomik istikrarı sağlamak ve tebadan fakir adını kaldırmaktı. Bu görüşler Kutadgu Bilig’de şöyle açıklanmıştır:
“Ey hükümdar sen halkın bu isteklerini öde, sonra kendi hakkını isteyebilirsin!” (beyit:2983,5578). “Bey iyi kanun yap, kanuna kendin uy ki halk ta sana itaat etsin !” (beyit 1458, 2111)
Gök-Türk kitabelerinde geçen “Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım; ölesiye, bitesiye çalıştım. Aç milleti tok, az milleti çok, yoksul milleti zengin kıldım..” ifadeleri bu görevlerin hakanlar tarafından titizlikle yerine getirildiğine işarettir.
Türk hakanları bu vazifelerini yerine getiremez ise Tanrı kut’unu onlardan geri alır ve hakanlık makamından düşerlerdi.

Yazarın Diğer Yazıları