Muharrem Günay

Zekât Kimlere Verilmez? Bu Yıl Ki Fitre Miktarı (10)

Muharrem Günay

Zekât alacak kimsenin şu niteliklere sahip olması gerekir: 

a) Yoksul olması: Temel ihtiyaçları dışında, borçları düşülüp, geride nisap miktarından çok yıllanmış malı olan kişiye zekât verilmez. Belki nâfile olarak bağışta bulunulabilir. 

b) Müslüman olması. Çoğunluk müctehitlere göre gayri müslimlere zekât verilmez. Çünkü Hz. Peygamber Muaz İbn Cebel’e; toplayacağı zekâtı Yemen’in yoksul Müslümanlarına vermesini bildirmiştir. Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed’e göre nâfile sadakaların zimmîlerin yoksullarına verilmesi câizdir. İmam Züfer’e göre ise gayri müslim zimmîlere de zekât verilebilir. 

c) Zekât verenin, zekât alacak olanın nafakası ile yükümlü olmaması: Buna göre bir kimse ana, baba, dede, nine, çocuk ve torun gibi yakınlarına yoksul olsalar da zekât veremez. Çünkü onlara zaten bakmak zorundadır. Ancak kardeş, yeğen, amca, dayı, hala, teyze ve bunların çocukları gibi hısımlarından yoksul olanları, yakınlık sırasına göre zekât vermede tercih etmesi daha faziletlidir. Zekâtın, malın bulunduğu yerdeki yoksullara verilmesi asıldır. Çünkü Rasûlüllah (s.a.s), Muaz (r.a)’a; 

“Zekâtı Yemen halkının zenginlerinden al, yine Yemen halkının yoksullarına ver” buyurmuştur. 

Zekâtın yıl sonunda başka beldedeki fakirlere gönderilmesi tenzihen mekruhtur. Ancak zekâtın gönderileceği yerdeki ihtiyaç sahipleri akraba olur veya malın bulunduğu beldedeki fakirlerden daha muhtaç durumda olurlarsa, bu takdirde başka beldeye göndermek caiz olur. Zekâtın, zengin bir kimsenin muhtaç durumdaki babasına veya çocuklarına verilmesi câizdir. Çünkü bunlar birbirinin malı ile zengin sayılmaz.  Adam zengindir fakat babasına veya çocuklarına bakmıyor olabilir, böyle bir adamın babasına ve çocuklarına da zekat verilir. Buna göre ilim için çalışan ve zengin olan ailesinden ihtiyacı kadar yardım göremeyen öğrencilerin zekât kaynaklarından yararlanması caiz olur.

Dernek ve Vakıflara Zekât Verilir mi?

Dernek ve vakıf yöneticileri “vekil” sıfatıyla teslim aldıkları zekâtı öğrencilere ve sekiz sınıftaki yerlere ulaştırabilirler. Toplanan zekâtlarla, demirbaş alınamaz, kira verilemez, zekât fakirin hakkı olduğundan Kur’an’da sayılan sekiz sınıfa ulaştırılır. Bu şartları yerine getiren dernek ve vakıflara zekât verilir.

Zekât İstemek Caiz midir?

Bir günlük yiyeceği olanın, zekât veya sadaka istemesi haramdır. Ancak, istemeden verilen sadakayı, zekâtı alması caizdir. Muhtaç olmayan fakirin, verilen zekât veya sadakayı almaması daha iyi olur. Birisi zekât toplamak için vazife isteyince, Resulullah efendimiz, ''Seni, insanların yıkayıp attıkları kirleri toplamaya memur etmek istemem'' buyurdu. (İbni Huzeyme)

Zekât olarak verilen bir deveyi isteyen bir zata; ''Şişman birinin, sıcakta terleyip vücudunu yıkadığı kirli su içilir mi? Zekat böyle kir gibidir,'' buyuruldu. (İmam-ı Malik)

Zekât, karıştığı malı ifsad eder, hadis-i şerifini imam-ı Ahmed hazretleri, İhtiyacı olmadığı halde, zekât olarak alınan mal, diğer malları helak eder, diye açıklamıştır. (Tergib) 

İsteyeni Azarlamamak Gerekir

Her ne kadar dilencilik Allah ve Rasûlünün sevmediği bir iş ise de isteyeni azarlamamak, “Allah versin” gibi sözlerle rencide etmemek gerekir. Sevgili Peygamberimiz hayatı boyunca “Öyleyse, yetimi sakın ezme. İsteyeni de sakın azarlama” (Duha,93/9-10) ayetine uygun olarak davranmış ve yetimlere, yoksullara karşı daima çok merhametli olmuştur.
Veren El Alan Elden Üstündür

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:  ''Çalışmayıp kendini sadaka isteyecek hâle düşüren, 70 şeye muhtaç olur.'' (Tirmizi). Muhtaç olmadan dilenen, ateş koru yutan kimse gibidir. (Beyheki). Mal biriktirmek için dilenen, ateş koru dilenmiş olur. (Müslim). Kendisinin veya çoluk çocuğunun katlanamayacakları bir ihtiyacı yok iken, dileneni Allahü Teâlâ ummadığı yer ve zamanda muhtaç eder. (Beyheki). Dilenci, dilenmekteki vebali bilseydi, hemen dilenmekten vazgeçerdi. (Taberani). ''Gerçek yoksul, ihtiyacını karşılayacak bir şeyi olmayan, hatırlanmadığı için sadaka verilmeyen, kendisi de kalkıp kimseden bir şey istemeyen kişidir.'' (Buhari).
Fıtır sadakası nedir ve ne zaman verilir?

Halk arasında fitre diye bilinen fıtır sadakası (sadaka-i fıtır); insan olarak yaratılmanın ve Ramazan orucunu tutup bayrama ulaşmanın bir şükrü olarak; dinen zengin olup Ramazan ayının sonuna yetişen Müslümanın, belirli kimselere vermesi vacip olan bir sadakadır (Nevevî, el-Mecmû’, 6/103-105). Vacip oluşu, sünnetle sabittir (Buhârî, Zekât, 70-78 [1503-1512]; Müslim, Zekât, 12-21 [984-985]).

Kişi, kendisinin ve küçük çocuklarının fitrelerini vermekle yükümlüdür. Hz. Peygamber (s.a.s.), köle-hür, büyük-küçük, kadın-erkek her Müslümana fitrenin gerektiğini ifade etmiştir (Ebû Dâvûd, Zekât, 20 [1619]).

Fıtır sadakasının vacip olma zamanı Ramazan Bayramının birinci günü olmakla birlikte, bayramdan önce de verilebilir. Hatta bu daha faziletlidir. Nitekim bayram namazından önce verilmesi müstehap kabul edilmiştir. Bununla birlikte, bayram günü veya daha sonra da verilebilir. Ancak bayramdan sonraya bırakılması mekruhtur.

Şâfiî mezhebinde ise; fitreyi, meşru bir mazeret bulunmadıkça bayramın birinci gününün gün batımından sonraya bırakmak haramdır. Fitreyi Ramazan’ın ilk günlerinde vermek de caizdir (Nevevî,el-Mecmû’, 6/128).

Fitrenin hedefi, bir fakirin içinde yaşadığı toplumun hayat standardına göre bir günlük yiyeceğinin karşılanması suretiyle onun bayram sevincine iştirak etmesine katkıda bulunmaktır.

Günümüzde fıtır sadakası miktarının belirlenmesinde, kişinin bir günlük (iki öğün sahur ve iftar) normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktarın ölçü alınması daha uygundur. Kişi dinen zengin sayılanlara, usûlüne (anne, baba, dedeler ve nineler), fürûuna (çocuk ve torunlar) ve eşine fıtır sadakası veremez. Fitreler bir fakire verilebileceği gibi birkaç fakire de dağıtılabilir (Merğinânî, el-Hidâye, 2/224). Ancak bir kişiye verilen miktarın bir fitreden az olmaması evlâdır.

FİTRE MİKTARI

Bu seneki açıklanan fitre miktarı 180. TL’dir. Bu fitrenin en düşük derecesidir. Bu miktarın oruç tutacak bir Müslümanın hem iftar hem de sahurda yiyeceğini karşılaması gerekmektedir. Bu bakımdan her bireyin iftar ve sahurda kendi yediklerinin hesabını yaparak fitre miktarını artırarak vermesi takvaya daha uygun olanıdır.

Yazarın Diğer Yazıları