Muharrem Günay

ZEKÂT VE İNFAK YAZILARI 1.İSLÂM'DA ZEKÂT

Muharrem Günay

5 Temmuz 2012 Perşembe 03:00:00
  Eûzübillâhimineşşeytanirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm
“Ellezîne yü’minûne bilğaybi ve yügîmûnessalâte ve mimmâ razagnâhüm yünfigûn”(Bakara/3) “Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.”
“Ve egîmüssalâte ve êtüzzekâte vemâ tügaddemû lienfüsiküm min hayrin tecudûhu ındallâhi innellâhe bimâ ta’lemûne basîrun”(Bakara/110) (Siz namazı hakkıyle kılmaya bakın ve zekâtı verin! Kendi nefsiniz için her ne hayır yaparsanız, Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki, Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.)
“Len tenâlül bire hattâ tünfigû mimmâ tühıbbûne. Vemâ tünfigû min şey’in feinnellâhe bihî alîmun* (Ali imran/92) (Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, cennete giremezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.)
Kur’an-ı Kerim’de Mü’minin özellikleri anlatılırken şöyle buyurulur: “ Onlar (o müminler) ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekâtı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten nehyederler…” (Hac 22/41)
“İyi bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa yalnız Allah’ındır…” (Yunus 66)
“Büniyel islâmi alâ hamsin şehâdeti enlâilâheillallah ve igamissalati ve îtaizzekatı velhaccı savmı ramazan.”
“İslam beş temel üzerine bina edilmiştir. 1. Kelime-i şehadet getirmek. 2. Namaz kılmak. 3. Zekât vermek. 4. Hacca gitmek. 5. Ramazan orucunu tutmak.”
Genellikle ifâde edildiği gibi İslâmiyet bir yardımlaşma dinidir. İslâmiyet’ten önce de sonra da hiç bir din ve fikir sistemi onun kadar bu konuya eğilmemiş yardım anlayışını ve bu anlayışın uygulanışını bu kadar geniş boyutlara ulaştıramamıştır.
Kur’an-ı Kerim’den öğrendiğimiz bu gerçeği, hayatımızın her anında görüyoruz. Geçmişte olduğu gibi, şimdi de hayatı paylaşan insanlar, aynı düzeyde değillerdir, örneğin zayıfı, güçlüsü, fakiri, zengini, erkeği, kadını gibi. Böyle insan toplulukları beraber doğup, beraber ölürler. Bu beraberlik “hayat”ın kaynağını oluşturuyor.
Ancak bu farklı insanlar, yaşadıkları süre içinde birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Zenginler bile fakirlere ihtiyaç duyar. Hiç bir zengin benim kimseye ihtiyacım yoktur diyemez. O insan servetini çalıştırdığı insanların gücü ile kazanır. Zira kimi çalıştırıyorsa ona muhtaç demektir.
İnsanların birbirlerine muhtaç olmaları, aralarındaki yardımlaşmaları zorunluluğunu ortaya çıkarır. Yardımlaşma toplum halinde yaşamanın sonucudur.
Cenâb-ı Hakk: “İyilikte ve kötülükten sakınmakta birbirinizle yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın.” buyuruyor. Zekât vermenin, güzel söz söylemenin ve daha pek çok şeyin, iyi olarak kabul edersek, yardımlaşmanın sınırını sonsuz olduğunu anlarız.
Yardımlaşmanın konusunun içinde, maldan sevgiye kadar her şey verilebilir. Verme işi bazen zekât fitre gibi mecburi olduğu halde, bazen tamamen isteğe bağlıdır. Bu vermenin sınırı yoktur. Bu yardımın dışında, Müslümanlar birbirlerine sevgi ile bağlanmak zorundadırlar.

Yazarın Diğer Yazıları