ZEKÂT KİMLERE VERİLMEZ?
Zekât alacak kimsenin şu niteliklere sahip olması gerekir:
a) Yoksul olması: Temel ihtiyaçları dışında, borçları düşülüp, geride nisap miktarından çok yıllanmış malı olan kişiye zekât verilmez. Belki nâfile olarak bağışta bulunulabilir.
b) Müslüman olması. Çoğunluk müctehitlere göre gayri müslimlere zekât verilmez. Çünkü Hz. Peygamber Muaz İbn Cebel’e; toplayacağı zekâtı Yemen’in yoksul Müslümanlarına vermesini bildirmiştir. Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed’e göre nâfile sadakaların zimmîlerin yoksullarına verilmesi câizdir. İmam Züfer’e göre ise gayri müslim zimmîlere de zekât verilebilir.
c) Zekât verenin, zekât alacak olanın nafakası ile yükümlü olmaması: Buna göre bir kimse ana, baba, dede, nine, çocuk ve torun gibi yakınlarına yoksul olsalar da zekât veremez. Çünkü onlara zaten bakmak zorundadır. Ancak kardeş, yeğen, amca, dayı, hala, teyze ve bunların çocukları gibi hısımlarından yoksul olanları, yakınlık sırasına göre zekât vermede tercih etmesi daha faziletlidir. Zekâtın, malın bulunduğu yerdeki yoksullara verilmesi asıldır. Çünkü Rasûlüllah (s.a.s), Muaz (r.a)’a;
“Zekâtı Yemen halkının zenginlerinden al, yine Yemen halkının yoksullarına ver” buyurmuştur.
Zekâtın yılsonunda başka beldedeki fakirlere gönderilmesi tenzihen mekruhtur. Ancak zekâtın gönderileceği yerdeki ihtiyaç sahipleri akraba olur veya malın bulunduğu beldedeki fakirlerden daha muhtaç durumda olurlarsa, bu takdirde başka beldeye göndermek caiz olur. Zekâtın, zengin bir kimsenin muhtaç durumdaki babasına veya çocuklarına verilmesi câizdir. Çünkü bunlar birbirinin malı ile zengin sayılmaz. Adam zengindir fakat babasına veya çocuklarına bakmıyor olabilir, böyle bir adamın babasına ve çocuklarına da zekât verilir. Buna göre ilim için çalışan ve zengin olan ailesinden ihtiyacı kadar yardım göremeyen öğrencilerin zekât kaynaklarından yararlanması caiz olur.
Veren El Alan Elden Üstündür
Bir mü’minde bulunması gereken özelliklerden birisi de kanaatkârlıktır. Müslüman ister fakir isterse zengin olsun kanaatkâr olmalıdır. Ebu Said’ül Hudri’den rivayet edildiğine göre Sevgili Peygamberimiz (ganimet veya zekât malından) altın dağıtıyordu. Bir adam gelip:
“Yâ Resûlallah! Bana da ver!” dedi. Resûl aleyhisselam verdi. Sonra üç kere daha gelip, biraz daha ver dedi ve arkasını dönüp gitti. Resûlullah (S.A.V.):
“Bir kimse geliyor, veriyorum. Üç kere daha gelip istiyor, yine veriyorum. Sonra arkasını dönüp gidiyor. Evine döndüğünde elbisesinde ateş taşımış olacaktır” buyurdu. (E-Tergip)
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: ”Çalışmayıp kendini sadaka isteyecek hâle düşüren, 70 şeye muhtaç olur.” (Tirmizi).