ZEKÂT VERİRKEN ŞU SIRAYI GÖZETMELİ
Muhtaç olmadan dilenen, ateş koru yutan kimse gibidir. (Beyheki). Mal biriktirmek için dilenen, ateş koru dilenmiş olur. (Müslim). Kendisinin veya çoluk çocuğunun katlanamayacakları bir ihtiyacı yok iken, dileneni Allahü Teâlâ ummadığı yer ve zamanda muhtaç eder. (Beyheki).
Dilenci, dilenmekteki vebali bilseydi, hemen dilenmekten vazgeçerdi. (Taberani).
”Gerçek yoksul, ihtiyacını karşılayacak bir şeyi olmayan, hatırlanmadığı için sadaka verilmeyen, kendisi de kalkıp kimseden bir şey istemeyen kişidir.” (Buhari).
Önce kardeşler, kardeş çocukları, amca, hala, dayı ve teyze, sonra diğer akraba ve komşular, bunlardan sonra mahallesinde ve oturduğu memleketteki fakirler. Aldığı zekât parasını günah yolunda harcayacak veya israf edecek olan kimselere değil, gerçek ihtiyaçları için harcayan fakirlere vermek daha iyidir.
Peygamber Efendimiz sadakanın ve zekâtın öncelikle akrabalara verilmesi konusunda şöyle buyurdular:
“Yoksula verilen sadaka bir sadakadır. Akrabaya verilen sadaka, sadaka ve sıla-i rahim olmak üzere, iki şey yerine geçer.” (Şir’at’ül İslâm, s: 185)
Zekât ve sadakaların öncelikle akrabalara verilmesi konusunda Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:
“Ey Ümmeti Muhammed! Beni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, muhtaç akrabası dururken başkasına sadaka veren kimsenin sadakasını Allahu Teâlâ kabul etmez. Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, Kıyamet günü o kimsenin yüzüne de bakılmaz. “ (Tergip,Şir’at’ül İslâm, Muhammed Bin Ebûbekir, Şerheden:Seyyid Alizâde, tercüme: Lûtfullah Uyan, A. Fâruk Meyan, Zekât, Sadaka ve Sünnetleri Bölümü, sayfa: 180 İst. 1979)
Akrabaya verilen sadakadan daha faziletlisi, kendisine gizli düşmanlık besleyen ve sıla-i rahmi terk eden akrabasına vermektir. (Et-tergip, Şir’at’ül-İslâm, s: 186) Bu sayede düşmanlık ortadan kalkar sadaka sevgi ve barış köprüsü olur. Sıla-i rahmi yani akrabalık bağlarını kesen fakir sadaka sayesinde tekrar sıla-i rahme döner.