ZEKÂT VE SADAKALARIMIZI NASIL VERMELİYİZ?
Bakara suresi 271. Ayette zekât ve sadakaların nasıl verileceği açıklanmakta ve şöyle buyrulmaktadır:
“Eğer sadakalarınızı (ve zekâtlarınızı) aşikâre verirseniz o ne güzel şeydir. (Başkalarının yardım duygularını kamçılar ve Allah yolunda harcamalarına teşvikçi olur ) Eğer sadakaları gizler de onları öylece fakirlere verirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Ve günahlarınızdan bir kısmını örter. Allah ne yaparsanız ondan hakkıyla haberdardır.” (Bakara / 271)
Peygamber Efendimiz:
“Gizli sadaka Allah’ın gazabını durdurur”; “Yedi kimse Allah’ın arşının gölgesinde dururlar. Biri, adaletli padişahtır. Biri de sağ elinin verdiği sadakayı sol elinin haberi olmayan kimsedir.” Buyurmuştur. (BUhari ve Müslim Ebû Hureyre’den)
Yine Peygamber Efendimiz buyurmuştur ki:
“Gizli sadaka verene gizli sevaplar, ameller yazılır. Âşikâre verirse, gizli ve âşikare sevaplar defterinden silinir, riya olur.” (İmam Gazâli, Kimyayı Saâdet, s: 132)
Sadaka verilirken riyadan gösterişten uzak durmak gerekir, çünkü Sevgili Peygamberimizin ifadesiyle riya küçük şirktir. Zekât ve sadakalarımızın gösterişten ve riyadan uzak bir şekilde verilmesi konusunda Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
“Her kim duyulsun diye bir iş işlerse, Allah onun kıymetsizliğini duyurur. Her kim gösteriş olsun diye bir iş yaparsa, Allah da onun gösteriş yapmasını ve değersizliğini ortaya çıkarır.”(Müslim)
“Gösteriş için oruç tutan, namaz kılan, sadaka veren kimse Allah’a şirk koşmuş olur.”(et-Tergip ver-Terhib)
Bir Kudsi Hadiste Allah şöyle buyuruyor:
“Ben ortakların ortaklığından en müstağnî olanıyım. Her kim bir iş yapar da, onda, benden başkasını ortak kılarsa onu da, o ortaklığı da terk ederim” (Müslim)
Peygamber Efendimize “Sadakanın hangisi daha efdaldir” diye sorulduğunda:
“Sadakanın faziletlisi, sıhhat yerinde iken, hayattan umutlu iken ve fakirlik korkusu var iken verilen sadakadır” buyurmuştur. (İ. Gazâli, Kimyayı Saâdet s: 136)
Zekatı başa kakmamak, minnet etmemek gerekir. Sadakayı başa kakmak ve verilen kimseye minnet etmek, sadakanın karşılığında fakirden bir şeyler beklemek ahmaklık ve cahillik belirtisidir. Çünkü fakire verilen sadaka zaten onun hakkıdır. Zekat ve sadaka alana minnet edileceğine ona teşekkür etmek gerekir. Çünkü onun sayesinde zekat veren şahıs hem borçtan kurtulmuş hem de malını temizlemiş olur. Çünkü zekatı verilmeyen mal sahibinin hem bu dünyada hem de âhirette helâkine sebep olur. Peygamber Efendimiz bir hadisi şerifte:
“Sadaka önce Allah’ın lütûf eline, ondan sonra fakirin eline düşer“ buyuruyor. (İmam Gazâli, Kimyayı Saâdet, s: 133) Demekki zekat ve sadaka öncelikle Allah’a verilmekte; Fakir de Allah’ın vekili olarak o malı almaktadır. Zekat ve sadakalarını bir vekil sıfatıyla başa kakmadan verenlerin durumlarına Kur’an’da şöye işaret buyrulur:
“Allah yolunda mallarını harcayıp da, (harcadıkları şeyin) ardından başa kakıp, gönül kırmayanların (verdiklerini hiç hissettirmeyenlerin) mükâfatları Rableri katındadır. Onlara hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Bakara/262)
Zekatı alan fakir de o zekatı Allah’tan aldığını verenin sadece bir vekil olduğunu bilmesi ve Allah’a şükür etmesi gerekir. Yine zekat ve sadaka alan fakire düşen bazı görevler vardır ki bunların başında ihtiyacı kadarını almalı, ihtiyacından fazlasını almayıp, bunu da başka bir ihtiyaç sahibine veriniz demelidir. Çünkü hırsa kapılıp ihtiyacından fazlasını alırsa o mal ona hem haram olur, hem de başkasının hakkını almakla kul hakkı yemiş olur.