Muharrem Günay

ZEKAT VE İNFAK YAZILARI – Kocatepe Gazetesi

Muharrem Günay

19 Temmuz 2012 Perşembe 03:00:00
  12- ÖLÜLERİN TOPLANTILARINDA BULUNMAYIN

Bir gün Allah’ın Resulü: “Ölülerin toplantılarında bulunmayın” buyurdu. Dinleyenlerden birisi: “Bu ölüler kimdir?” diye sorunca; Peygamber Efendimiz (SAS), “Zekât vermekten kaçınan zenginlerdir” buyurdu.
Peygamberimiz buyuruyor ki:
“Cenneti gördüğümde baktım ki, Cennetliklerin çoğunu (sabreden) fakirler doldurmuş; Cehennemi gördüğümde baktım ki; Cehennemliklerin çoğunu, malının zekâtını vermekten kaçınan zenginler oluşturmuş.” Yine Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:
“Yazıklar olsun zekâtını vermeyip te fakirlerin hakkını yiyen zenginlere! Kıyamet günü fakirler şöyle haykırırlar:
“Ey Rabbimiz! Zenginler üzerlerine borç kıldığın zekâtı vermeyerek, bizim haklarımızı gasp edip bize zulmettiler.”
Bunun üzerine Ulu Allah da şöyle hitap edecektir:
“Ululuğum ve yüceliğim hakkı için zekâtını vermekten kaçınan zenginleri çetin azaba uğratarak, sizi de kendime yaklaştıracağım.”
Yukarıda Namaz ile Zekât arasındaki bağlantıdan söz etmiş ve Kur’an-ı Kerimde sık sık “Namazı kıl ve zekâtı ver” emrine dikkat çekmiştik. Konumuza Münafıkların ve mürailerin durumlarının anlatıldığı Mâun suresi ile açıklık getirelim. Maun suresinde “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki onlar namazlarında gafildirler” hitabından sonra özetle şöyle denilmektedir:
“Din gününü yalan sayanı görüyor musun? İşte yetimi itip kakan; yoksulu doyurmayı özendirmeyen odur…
Yazıklar olsun o namaz kılanlara… Onlar namazlarından gafildirler… Onlar gösterişçilerin tâ kendileridir… Zekâtı da menedenler onlardır.”
İşte bu sûreye göre münkir ve münafığın özellikleri:
1- Yetimi itip kakmak
2- Yoksulu doyurmayı özendirmemek
3- Namazdan gafil olmak
4- Gösterişçi olmak
5- Zekâtı menetmek.
Görüldüğü gibi bu beş özellikten üçü garip, fakir, yetimlerle, yardımlaşma ve zekâtla ilgili… Peki, el-Beled suresinin 10–17 ayetleri ne söylüyor:
“Biz ona iki yol gösterdik
Fakat o sarp yokuşa saldıramadı
Nedir sarp yokuş biliyor musun?
Köleleri hürriyete kavuşturmaktır.
Açlık günlerinde açları doyurmaktır.
Yakındaki yetime
Toprakta sürünen bir yoksula
Sonra da iman edenlerden birbirine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.”
AKRABAYA, YOKSULA VE YOLDA KALMIŞ
YOLCUYA HAKLARINI VER
El-İsra suresinde ise:
”Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver” (İsra/26) denilmektedir.
Buradaki haktan kasıt zekâttır. Çünkü zekât, bizim verip vermemekte serbest olduğumuz bir ibadet olmayıp, bizzat vermek zorunda olduğumuz fakirin hakkıdır. Âyette önce hısıma akrabaya ver denmesi zekât ve sadakada önceliğin akrabalara olduğunu göstermek açısındandır.
Yüce Kur’an’da akrabanın, yoksulun hakkını verenlerin öbür dünyada Allah’ın cemalini görmek şerefine nâil olacakları haber verilmekte ve şöyle buyrulmaktadır:
“O halde yakınlığı olana da hakkını ver, yoksula da yolcuya da… Allah’ın yüzünü isteyenler için o daha hayırlıdır; kurtuluşa erenler de işte onlardır.” (Rum/38)
Ayet çok açık değil mi? ALLAHIN CEMALİ’Nİ dileyenler, Allah’ın yüzünü görmek isteyenler, yani ALLAHA ULAŞMAK ve ONU GÖRMEK isteyenler, yani kendileri için Mirac talebinde bulunanlar, akrabaya, yoksula, yolda kalmışa haklarını verecekler. Yüce Kur’an “HAK”larını ver diyor. Yani verilen onların hakkı olandır. Yüce Kur’an güvence veriyor. Diyor ki: “Onlar korktuklarından emin olacaklar; umduklarına erişeceklerdir.”
Yüce kitabımız Kur’an’da bir başka ayette de şöyle buyruluyor:
“Sevdiklerinden vererek yoksulu, yetimi, tutsağı doyururlar. Biz ancak Allah’ın cemali için yediriyoruz, sizden karşılık da beklemiyor, alkış da…” (İnsan/9)
Miraç, Hz. Peygamberin şahsında insanoğlunun ulaştığı en yüce mertebedir. Sevgili Peygamberimiz Miraç’ta Yüce Yaratan ile vasıtasız görüşmüştür. İnsanoğlunun bir diğer şansı da Cennette Yüce Allah’ın cemalini görecek olmasıdır. Yüce Allah’ın cemalini kimler görecektir. Yukarıdaki ayetlerde bunun cevabı verilmektedir.
Rum suresi 38. ayette: “Allah’ın cemalini görmek istersen, akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver” den ilmektedir. Yâni akrabaya, yoksula, yolda kalmışa iyilikte ihsanda bulunanlar, infak edenler, zekâtlarını verenler öbür dünyada Allah’ın cemalini göreceklerdir.
Mirac insanın ulaştığı, ulaşabildiği ve ulaşılabilecek en yüce dereceydi. Sevgili Peygamberimiz nasıl ulaşmıştı bu dereceye? Hangi işi, hangi ibadeti, hangi eylemi ile?
Allah, Elçisine kendisi ile elçisiz doğrudan görüşme fırsatını niçin vermişti? O’nu en yüce noktaya, Cebrail’in bile yücelemediği noktaya niçin yüceltmişti? Cenâbı Hakk Sevgili Peygamberimizin yolundan gidenlere aynı yüceliği verecek mi? Yâni cennette Allah’ın cemâlini bizler de görecek miyiz? Allah’ın cemâlini göreceksek buna hangi yol ve yöntemle ulaşacağız. Bu soruların karşılığını Ahmet Yesevi, Hikmet’inin hemen başında veriyor.

Yazarın Diğer Yazıları