Muharrem Günay

ZENGİNLİK MAL ÇOKLUĞU İLE DEĞİL, GÖNÜL TOKLUĞU İLEDİR

Muharrem Günay

14 Mart 2013 Perşembe 02:00:00
  Bakara suresinin başında bir mü’minde bulunması gereken özellikler birbir anlatılmaya başlanır.Allah’a gayba (görünmeyen şeylere meleklere, ahirete ) iman ve namazdan sonra üçüncü ayette “Ve mimmâ razagnâhüm yunfigûn ( e )” “Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylereden de (gereken yerlere Allah için) verirler” denilerek müminin özellikleri sayımaya devam edilir.
Bu âyette dikkatimizi çeken en önemli özellik “sahip olduğunuz, kazandığınız mallardan değil de “Bizim size verdiklerimizden Allah yolunda harcayın” denilmesidir.
Yine Ra’d suresinde de “Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler. İşte bunlar, bu hayatın akibeti kendilerinin olacak olanlardır” ( Ra’d 22) aynı hitabı görüyoruz.
Sevgili Peygamberimiz de:
“Zenginlik mal çokluğu ile değil, gönül tokluğu iledir.” Buyuruyor. (İbn Mace, “Zühd”, 9)
Demek ki bu mallar, mülkler, servetler, imkânlar, fırsatlar gerçekte bizim değil dir. Kazandığımızı, sahibi olduğumuzu sandığımız mallarımızın, servetimizin gerçek sahibi Yüce Allah’tır. Bunları belli kurallar çerçevesinde kullanmak üzere bizlere veren ve emânet eden Allah’tır.. Her şeyin sahibi o’dur. Malın, mülkün, rızkın, hayatın sahibi O’dur. Bir başka yerde:
“Size ne oluyor ki Allah yolunda malları harcamı yor sunuz! Göklerin ve yerin mîrası zaten Al lah’ın değil midir? Sonunda hepsi O’na kalmayacak mıdır?”deniliyor.(Hadîd: 10)
Yüce Allah yukarıda mealini verdiğimiz Hadid suresi onuncu ayette bize şöyle sesleniyor:
Ne zannediyorsunuz yâni? Ölümle birlikte maddî anlamda bir şey götüremediğimize göre sonunda semâvat ve arzın mîrası Allah’a kalmayacak mı? Şu cebimizdekiler, şu kasalarımızdaki ler, şu koynumuzdakiler, şu boynumuzdakiler hepsi Allah’a kalmayacak mı? Bilelim ki hepimiz gideceğiz ve her şeyiniz Allah’a kalacaktır. Ne kadar akıl erdirici bir ifade değil mi? Yâni sizler tuttu nuz, öptünüz, sarıldınız, kasalarda, bankalarda sakladınız, kimseye zırnık koklatmadınız, hattâ yemediniz, içmediniz peki sonunda kime kalacak bunlar? Allah’a kalacaksa sonunda niye vermiyorsunuz? Niye bunu anlamaya yanaşmıyorsunuz? diyor Rabbimiz.
Biraz ilerideki âyette de şöyle buyurulur:
“Allah’a ve peygamberine iman edin! Ve sizi ha lef kıldığı mallardan Allah yolunda harcayın!” (Hadîd:7)
Allah’ın bizi halef kılması; birinin arkasından bir başkasının ge lip sahip olması demektir. Bugün birinin cebindeki para, dün bir baş kasının cebindeydi. Bugün birinin tohum attığın tarlaya, dün bir baş kası tohum atıyordu. Bugün birinin bindiği araba, dün bir başkasına aitti, yarın da bir başkasına ait olacaktır. Bugün size yağmur gönderen bulut dün başkalarına hizmet ediyordu. Bugün size süt veren inek dün başkalarına hizmet ediyordu.
Bir zamanlar sultan iken İbrahim Ethem hazretlerinin sarayının önüne bir derviş gelir ve başlar saray nöbetçileri ile “İllâki ben bu handa bu gün misafir olacağım” diye mün2akaşa etmeye, münâkaşayı duyan İbrahim Ethem Hazretleri dervişi çağırır ve :
—Ey Adam! Buranın bir han değil bir saray olduğunu görmezmisin? Der. Derviş sorar:
Bu sarayda sizden önce kim kalıyordu? Sultan cevap verir:
—Babam.
—Ondan önce kim kalıyordu?
—Dedem. Ondan da önce?
—Onun da babası. Bu cevaplar üzerine derviş derki:
—Bu kadar insanın konup geçtiği bu yer han değil de nedir?
Mevlânâ, dünyanın gerçek yüzünü şöyle ifâde eder:
”Bu dünya hayatı, rüyâda define bulmaya benzer. Sabah kalkınca ne define kalır, ne de başka şey!.. Ölümle daldığı uykudan uyanmış bulunan insanoğlu da hakikat ile rüyayı birbirinden ayırır ama nâfile!.. Elde bir şey kalmamıştır”.
Mesnevî’de, bu dünyaya dalanların boş hayal ve hülyâlarla, paha biçilemez ömürlerini nasıl heder ettikleri de şöyle tasvir edilmektedir:
(Devamı Yarın)

Yazarın Diğer Yazıları