Evcil hayvan sahiplerini oldukça endişelendiren ve hastalıktan mustarip olan insan sayısının oldukça fazla olduğu önemli bir konu bu. Sohbetlerde ve sosyal medyada sık sık gündeme geliyor. Kedi tüyü veya köpek tüyünden kist hastalığı oluşuyor şeklinde yazı ve haberlerle karşılaşıyoruz. Gerçekten kedi/köpek tüyü yutmak kist yapar mı? Tüyler akciğerlere kaçar mı? Önce konuyu kısaca anlatayım, sonra net olarak cevaplayayım.
Kedi ve köpeklerin ilk evcilleştirilmesi günümüzden 10-11 bin yıl öncesine uzanıyor. Yani bilinen insanlık tarihinin tamamında insanlar kedi ve köpeklerle birlikte yaşamış. Köpekler tarih boyunca avcılıkta, savaşlarda kullanılmışlar aynı zamanda sadık bir bekçi ve hayvan sürülerinin korunması ve sevk edilmesinde insanoğluna yardımcı olmuşlardır. Günümüzde halen avcılık, bekçilik, koruma, arama, kurtarma, hayvancılık, rehabilitasyon, engelliler için rehberlik gibi bir çok alanda insanoğluna yardım etmektedirler.
Kediler ise, yakın zamana kadar kentlerde farelerle biyolojik mücadelede vazgeçilmez olmuşlardır. Bu sevimli hayvanlar aynı zamanda yılan avlayabilecek kadarda cesur avcılardır. Günümüzde kırsalda halen bu amaçla beslenmektedir.
Eski medeniyetlerin heykellerini yapıp kayalara ve derilere resmedecek kadar sıkı etkileşim içinde olduğu bu hayvanlar, modern kent yaşamında ailenin bir ferdi konumunda sahiplenilmektedir. İnsanın doğaya ve doğala olan özlemini gidermekte, giderek artan kalabalıklar arasında manevi anlamda yalnızlaşmaya başlayan insanoğlunun bir bakıma hayat arkadaşı, yoldaşı, dostu olmaktadırlar.
Bu sıkı dostluk bazı durumlarda sağlık açısından son derece riskli bir hale gelebilmekte, tedavisi güç, hatta bazen imkânsız hastalıklara sebebiyet verebilmektedir. Tarih boyunca insanoğlu ile birlikte yaşamış ve bundan sonra da yaşamaya devam edecek kedi ve köpeklerden insanlara bulaşabilen pek çok hastalık mevcuttur. 
Araştırmalar hayvanlardan insanlara bulaşan 200’den fazla hastalık olduğunu ve insan hastalıklarının %60’tan fazlasını zoonoz yani hayvandan insana bulaşan hastalıkların oluşturduğunu ortaya koyuyor. Bu hastalıklar viral, bakteriyel, paraziter, hastalık başlıkları altında toplanabilecek, kuduz, bartenellozis (tırmık hastalığı), toksoplazmozis, leptospirozis, tetanoz, mantar enfeksiyonları ve yazımızın konusu olan kist hastalığı (kist hidatik) gibi pek çok hastalığı kapsamaktadır.
Halk arasında kedi/köpek tüyü yutmanın kist hastalığına sebep olacağı kabulü yaygındır. Ancak bu kabul gerçeği yansıtmaz. Evcil dostlarımızın tüyleri solunum sistemimizin filtrelerini geçemeyecek kadar büyüktür. Solunum sistemi filtreleri, bahsedilen tüyleri burun, ağız ve boğazda tutarak akciğerlere girmelerine izin vermez. Yutulmaları mümkündür ancak genellikle hiçbir sorun oluşturmazlar. Yutulan tüyler pika ve bazı psikolojik hastalıklarda olduğu gibi avuç-avuç yutulmamışsa bir sorun oluşturmadan başaltım yolundan dışkıyla atılırlar.
Peki kist hastalığı nasıl oluşuyor?
Kist hastalığı bilimsel adı ekinokokkus granulozus olan ve kedi/köpeklerin bağırsaklarında iç parazit olarak yaşayabilen ve ancak mikroskopta görülebilecek kadar küçük olan parazitlerin yumurtalarının bu hayvanların dışkılarıyla atıldıktan sonra, ağız yoluyla alınıp sindirim sisteminden kana geçmesiyle oluşur. Kan dolaşımına geçen parazit yumurtaları akciğer, karaciğer gibi kılcal damarların daraldığı organlarda takılır ve bu organlarda büyüyerek kist oluşturur.
Kist hastalığı ekinokokkus granulozus parazitiyle enfekte olan, kedi, köpek, tilki, çakal, kurt, yaban kedisi gibi hayvanların dışkılarından bulaşır.
Toza toprağa karışan dışkıdaki veya hayvanların patilerine tüylerine bulaşan dışkıda bulunan parazit yumurtaları insanlarda hastalığa sebep olur. İlla evcil hayvan beslememiz ya da temas etmemiz de gerekmez. Hasta hayvanların dışkılarıyla temas eden toz-toprak veya sebze meyve gibi yiyeceklerde insanların hastalanmasına neden olur.
Şimdi en baştaki soruyu yanıtlayayım.
Tüy yutmak kist hastalığına neden olur mu? Hayır! Olmaz! Kedi köpek tüyü kist hastalığı yapmaz. Zaten insan tüyden hasta olsaydı, keçeciler, berberler, dokumacılar hepsi kist hastası olurdu.
Kist hidatik hastalığından ve diğer zoonoz hastalıklardan korunmak için alınması gereken tedbir antiparaziter ilaç uygulamalarını ve aşı uygulamalarını aksatmadan yaptırmaktır. Antiparaziter ilaçları ve aşıları düzenli olarak yapılan evcil hayvanların genel anlamda sağlık için risk teşkil etmedikleri söylenebilir. En azından her gün temas ettiğimiz para, otobüs ve minibüslerin tutunma yerleri, marketlerin kapı kolları, tokalaştığımız insanlar, kalite standartı ve hijyeni eksik restorantlardaki çatal kaşık ve yemekler kadar riskli değillerdir.
Antiparaziter ilaç ve aşı uygulamaları sahipsiz kedi ve köpeklere de düzenli olarak yapılmalıdır. Yalnızca sahipli hayvanlarla sınırlı kalmamalıdır.
Halkın kist hidatik hastalığından korunması konusunda kamu kurumlarına önemli bir görev düşmektedir. Hayvan sahiplerinin önemli bir bölümünün koruyucu ilaç ve aşılama hakkında bilgi sahibi olduğu kabul edildiğinde, kist hastalığı bulaşının büyük ölçüde sahipsiz hayvan kaynaklı olduğu kabul edilebilir. Sokaklar, parklar, çocuk oyun alanları parazitle enfekte sahipsiz hayvanların dışkılarıyla bulaşık hale gelmemelidir.
Sağlık kaybedilmeden kıymeti bilinmesi gereken İlahi bir lütuftur. Bu nedenle koruyucu hekimlik hizmetlerine mevcut durumdan kat kat fazla önem verilmelidir.
Son söz;
Sağlıklı hayvan ve sağlıklı çevre = sağlıklı insan ve sağlıklı toplum…