Nevzat Algan

Şehitler Can Çekişiyor

Nevzat Algan

Mardin ilimizin Nusaybin Sınır Kapısı’nda, egemenlik sınırlarımız içerisinde yer alan gönderdeki Türk bayrağı, bir grup terörist tarafından askerimizin gözleri önünde indirilmiştir ve maalesef saldırgan için vur emri verilmemiştir. Bu saldırı, şanlı bayrağımıza yapılan ilk saldırı değildir; muhtemelen son da olmayacaktır.

Yakın tarihte, hemşerimiz merhum Hasan Kundakçı Paşa, Kıbrıs Türk Barış Gücü’nde görev yaptığı sırada, 14 Ağustos 1996 günü Türk bayrağını indirme girişiminde bulunan kendini bilmez Rum bir göstericiyi, gönderin dibine cansız düşürmüştür. Bu olayın ardından hakkında uluslararası kırmızı bülten çıkarılan ve kamuoyunda “Tamburalı Paşa” olarak anılan Kundakçı Paşa, “Bayrağı indirilen komutan olmaktansa, yurt dışına çıkamayan komutan olurum” diyerek icraatının doğruluğunu savunmuş ve sonuna kadar arkasında durmuştur. 

Şanlı Mehmetçik, savaş meydanlarında kendisi toprağa düşse dahi Alsancak’ı düşünmüş; arkasından gelen asker, yaralı silah arkadaşından önce yere düşmek üzere olan bayrağı kaldırmıştır.

Türk milleti için bayrak; vatandır, namustur. Gönderde dalgalanan bayrak, gölgesinde yaşayan Türk halkı için kanun ve yasalarla anlatılamayacak kadar büyük ve kutsal bir kıymete sahiptir. Bayrak egemenliktir, hürriyettir.

Nusaybin’de bayrağımıza, yani egemenliğimize fiilen yapılan bu saldırı, aslında son dönemde hemen her gün farklı yollarla tekrarlanmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsülerinden bölücü başını öven sözler sarf eden ve Türk milletinin hazinesinden maaş alan sözde milletvekilleri, her fırsatta egemenliğimize saldırmaktadır.

Türk bayrağına yönelik saldırılar yalnızca gönderdeki bayrağın fiilen indirilmesinden ibaret değildir.

Egemenlik sınırlarımız içerisinde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı, Türk Devleti’nin ve Cumhuriyeti’nin varlığını tehlikeye düşürmeyi, devlet otoritesini zaafa uğratmayı, yıkmayı veya ele geçirmeyi; temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmayı amaçlayan hainler çoktur. Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmayı amaçlayan; cebir, şiddet, baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden herhangi birini kullanan bu hainler ve bu hainlerle işbirliği yapan dokunulmazlık zırhına bürünmüş gafiller bayrağımıza-egemenliğimize hemen her gün saldırmakta veya saldırılmasına müsaade etmektedirler.

Hiç kuşkusuz ki; bu saldırganların ve işbirlikçilerinin hak ettikleri ceza, Tamburalı Paşa’nın kararlılığını temsil eden anlayışla verilmelidir.

Ordu mensupları, devlet görevlileri, hükümet yetkilileri ve siyasi parti temsilcileri tarafından yapılan; Türk milletini provokasyonlara karşı sağduyuya davet eden resmî açıklamalar, hainler saldırdıkları şanlı bayrağın gölgesine cansız düşürülmediği müddetçe anlamsızdır. 

Asıl olan egemenliğimizi yani bayrağımızı başka bir ifadeyle namusu korumaktır. Korumada gösterilen zafiyet telafi edilmesi imkânsız kayıplara sebebiyet verebilir. Böyle bir halde yapılan sağduyu açıklamaları halkımızda cezasızlık algısı uyandırarak toplumu umutsuzluğa sevk eder. Hainleri daha da yüreklendirir.

Şehitlerimiz ve Gazilerimiz yani Türk ulusunun Kahramanları ölümsüzdür. Kılıç kesmez, kurşun geçmez mukaddes hatıralarına. 

***

Kahramanlar ne zaman ölür, biliyor musunuz?

Düşman saldırılarının kifayetsiz kaldığı Kahramanlar, uğuruna can verdiklerinin vefasızlığına karşı savunmasızdırlar. İlelebet payidar olması için uğruna canlarını, kanlarını; evlatlarını, eşlerini, babalarını, kardeşlerini feda ettikleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde;  eli kanlı canilerin insan yerine konulduğu, muhatap alındığı, sözlerine itibar edildiği, şehitlerin, gazilerin, gözü yaşlı evlatların, anaların ve babaların acılarının ve intikamlarının unutulduğu gün. Ölürler!

Bu vesileyle Albayrak’a kanlarıyla renk veren aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi bir kez daha Rahmet ve minnetle yâd ediyorum. 

Kahramanlar ölümsüzdür; Türk Milleti’nin mukaddes varlığıyla yüreklerimizde ebediyen yaşayacaklardır.

Yazarın Diğer Yazıları