Sezer Küçükkurt

Ajitasyon ve gerçeğin bir bölümü

Sezer Küçükkurt

22 Ekim 2012 Pazartesi 03:00:00
  Gazete sayfalarında hemen hemen her gün şehit haberleri yer alıyor. Afyonkarahisar’da da ardı ardına vatanın bağrına emanet ettiğimiz şehitlerimizin haberleri yerel basında, özellikle de Kocatepe’de yer buluyor.
Şehit haberlerinde şehit ailesinin yaşadığı acıyı yansıtan fotoğraf kareleri de çoklukla kullanılıyor. Bu karelerin yanı sıra şehitlerimize ait fotoğraflar ile düzenlenen törenin, törene katılanların fotoğrafları sayfalarımızda yer alıyor.
Daha önce birkaç defa muhatap olduğumuz “Bu acı tabloları vermek zorunda mısınız?” sorusuna geçtiğimiz cumartesi günü yine muhatap olduk. Gazeteyi arayan değerli bir okurumuz, “Bu fotoğraflarla güne başladığımızda perişan oluyoruz. Belki aynı acıyı yaşayamasak da şehit ailesinin o görüntüleri günlerce hafızamızdan silinmiyor. Ne olur şehit ailelerinin bu acı karelerini yayınlamasanız, düşmanlarımızı sevindirmeseniz” demiş.
Bilindiği gibi aynı serzeniş bir dönem Başbakan Erdoğan tarafından yaygın basın organlarına da yansıtılmıştı. Bu karelerin toplumsal hassasiyeti ayaklandırmak için özellikle kullanıldığı şeklinde tartışmalar yaşanmıştı.
Öncelikle belirtelim, bizim toplumun hassasiyetlerini kaşımak gibi bir niyetimiz yok, olamaz. Kocatepe’nin sağduyulu yayın politikasının binlerce şahidi olduğu gibi en riyasız şahidi de eski sayılarımızdan oluşan arşivimizdir. Yapılan yayınlardaki hassasiyet eskiden bugüne rahatça ortaya konabilir. O nedenle şehit haberlerinde kullanılan fotoğraflarda böyle bir tercihte bulunduğumuzdan söz dilemez.
Biz okurumuzun, insani yönünü öne çıkararak, vicdan sahibi bir insan olarak bu öneride bulunduğunu biliyor, duyarlılığına hak veriyoruz. Ancak, yaşanan acıyı saklamanın, olanları tam olarak aksettirmemenin de hem kendimize, hem de mesleğimize ihanet olacağını düşünüyoruz. Yüzlerce şehit ailesinin yaşadığı acı bilinmeli, insanların hafızalarına kazınmalı ki, bu vatan ve devlet için ne bedeller ödendiği hiçbir zaman akıllardan çıkmasın.
Gönül ister ki, bu vatanın hiçbir evladının kılına dahi zarar gelmesin. Ama vatanın bir bölümünde ateş yanarken, bizlerin bölgemizde, ilimizde hiç bir şey yokmuşçasına yaşamına devam etmesi biraz abes geliyor bizlere. Bu ateş hepimize yönelik bir tehdit. Hepimizin bu ateşten endişe duyması lazım. Hepimizin bazı ocaklara düşen ateşi, o ocaklarda yaşanan acıyı görmemiz, hissetmemiz lazım.
Bakın cumartesi günkü gazetelerde yer alan haberlerde Suriye’den Türkiye topraklarına düşen top ve havan sayısının 27 olduğu, Türkiye bunlara misliyle karşılık verdiği için misilleme sayısının 87 olduğu belirtiliyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye tarafına yaptığı atışlarda Suriye’nin 5 tank, 3 zırhlı araç, 1 top, 1 mühimmat kamyonu ve 2 doçka uçaksavarının tahrip edildiği belirtiliyor. 12 Suriye askeri de öldürülmüş.
Söyleyin lütfen; bu bir savaş tablosundan başka nedir? Ülke savaşın eşiğinde iken, “Barışın umudu” diye yutturulmaya çalışılan terörist başı Apo PKK’ya terörist sayısını 50 bine, yüz bine çıkarma talimatı verirken, yaşanan acıları saklamanın, hiç bir şey olmamış gibi davranmanın, ülke güllük gülistanlıkmış gibi bir hava yaratmanın kime faydası olur?
Maksadımız ajitasyon yaratmak, kandan tiraj elde etmek falan değil. Böyle düşünenler varsa eğer, onlara tavsiyemiz şehit törenlerine, şehit evlerine gidip yaşananları izlemeleri, sonra da gazete sayfalarına bakıp bu yaşananların kaçta kaçının sayfalara aktarıldığını ölçüp tartmalarıdır. Göreceklerdir ki, bizlerin yansıttıkları, yaşanan toplumsal facianın onda biri bile değildir…

Yazarın Diğer Yazıları