Sezer Küçükkurt

Duygusal (!) Düşünceler

Sezer Küçükkurt

Biz sakin olmaya çalıştıkça, ortam buna müsaade etmiyor.

“Burcu Köksal ve eşi Yasin Köksal yanlış bir şey yapmaz, yaptırtmaz, göz de yummazlar” diyenlerin neredeyse bu fanileri “peygamber” ilan etmelerine ramak kaldığını gördükçe iki çift kelam etme gereği duyuyoruz ister istemez. Birilerini “hatasız” ilan etmek ne demektir? Haşa, Peygamberlere eş göstermek değil midir?

Her ne kadar ifadeleri seçerek kullanıyor olsalar ve “gündemi boşa işgal etmek istemiyor” olsalar da, bizim itibarımız ve basın özgürlüğü meseleleri “boşa işgal” olarak nitelenecek meseleler değildir.

Olayı ana mecrasından saptırma gayretlerinin tamamen “DUYGUSAL(!)” olduğunun farkındayım. Gel gör ki, bizim itibarımız ve yaşanan zulüm çabaları, o “Duygusal” yaklaşımların çok uzağındadır.

“Dün dündür, bugün bugündür” demenin geçmişten bu zamana çetelesini tutmak istemiyoruz. Daha dün ortada gezen “yırtılan senetler” falan filan dediğimizde iş başka yerlere gidecek.

İstemiyoruz bunu…

Biz, basın özgürlüğüne yapılan hadsiz saldırının karşısındayız. Biz, 60 senelik itibarımıza yapılmak istenen suikastin ve atılan iftiraların karşısındayız. Duygusal olarak araya girenler, aradan çekilmeli.

Bir yanda “birilerinin düşünceleri” ve “gözlemsel denetlemeler”; diğer yanda ise deliller, ispatlar var. Kimsenin “düşünceleri”nin bizim kutsallarımıza zarar vermesini kabullenemeyiz.

Herkes ona göre konumunu belirlemeli, düşünce(!)lerine yön vermeli.

Sözün başında “hatalar var” deyip, sözün sonunda “onlar hatasız” diyebilmek, kendi kendine cevap vermenin ötesinde anlamlar taşımaktadır.

***

Görüyoruz ki, “böcek” meselesinde olduğu gibi yine “Personel”i yakacaklar söz sahipleri önümüzdeki süreçte. 

“Bana böyle dedilerdi” diye sıyrılma çabalarına şahit olacağız sanki… Ne yapalım, o bizim sorunumuz değil. Ateşe uçan pervaneler düşünsün akıbetini.

Meselenin “Yasalara uygun olup olmadığı” ile ilgili Yüce Yargı Kararını verdiğinde de bugünkü olgunluğu beklemek hakkımızdır herhalde “düşünce” sahiplerinden.
***

Kıssadan hisse her zaman iyidir. Bugün bir kıssa anlatalım. Gökten üç elma düşsün, biri anlatanın, biri okuyanın, diğeri de anlayanların başına olsun:

Vaktiyle dervişin biri berbere gitmiş. Berberden saçını dibinden kazımasını, sakal ve bıyığını kısaltmasını istemiş. Derviş tereddütsüz bir şekilde berber koltuğuna oturmuş ve:

- "Vur usturayı berber efendi!" demiş.

Berber, dervişin saçlarını kazımaya başlamış. Berber dervişin başının sağ tarafını tamamen kazımış. Tam diğer tarafa usturayı vuracakken, iri yarı bir külhanbeyi girmiş içeri. Doğruca dervişin yanına gitmiş, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak

- "Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım!" diye kükremiş.

Dervişlik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz olmak gerek. Ses çıkarmamış. Biraz çaresiz, biraz mütevekkil usulca kalkmış yerinden. Berber, bu gariban müşterisine karşı mahcup olmakla beraber külhanbeyinin pervâsızlığından da korkmuş fakat ses çıkaramamış.

Külhanbeyi koltuğa oturmuş, berber tıraşa başlamış. Fakat küstah zorba, tıraş esnasında da boş durmamış; sürekli aşağılamış dervişi, alay etmiş: “Kabak aşağı, kabak yukarı!..”

Nihayet tıraş bitmiş, külhanbeyi dükkândan çıkmış. Henüz birkaç metre gitmemişti ki, gemden boşanmış bir at arabası, yokuştan aşağı hızla kabadayının üzerine doğru geliyormuş. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalmış. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilen uzun sivri demir, kabadayının karnına batıvermiş. Kaşla göz arasında zorba külhanbeyi oracığa yığılıp kalmış, ruhunu teslim etmiş.
Herkes bir anda olup biten bu olayın hayret ve şaşkınlığı içine düşmüş. Berber de şok olmuş; bir manzaraya, bir dervişe bakıyormuş. Dervişin beddua ettiğini düşünmüş gayr-i ihtiyarî sormuş:

- “Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?”

Derviş mahzun, düşünceli cevap vermiş:

- “Vallâhi gücenmedim ona. Hakkımı da helâl etmiştim. Gel gör ki, kabağın da bir sâhibi var. O gücenmiş olmalı!”

***

Yüce Yaradan azan (!)  karıncaya kanat takar, kuşlara yem edermiş. Allah azanlardan olmaktan muhafaza eylesin…

Yazarın Diğer Yazıları