Günlerdir Suriye ile karşılıklı restleşmeler ülkemizin gündemini meşgul ediyor. “Türkiye Suriye’ye girer mi? Girerse ne olur” soruları herkesin kafasını kurcalıyor.
Tam olarak ne olacağını kimse kestiremiyor. Yapılan yorumlar muhtelif…
Hemen her işte olduğu gibi dış dünya ile ilişkilerde de kararlı olmak ana unsur galiba. TBMM’nin Hükümet’e verdiği “asker gönderme” tezkeresinin kararlılık göstergesi olduğu belirtiliyor.
Suriye ile yaşananları okudukça, izledikçe Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Hatay ile ilgili kararlılığı geliyor aklımıza.
Gazi Mustafa Kemal ömrünün son günlerine yaklaştığı dönemde zamanını büyük bir bölümünü Hatay’ın Türkiye’ye ilhakı konusuyla geçirmişti. Vefatından 1 yıl kadar önce Ocak 1937’de Park Otel’de İstiklal Harbi’nin kahraman komutanlarından Fahrettin Altay Paşa’ya demişti ki: ‘Paşa ben Cumhurbaşkanlığını bırakacağım. Hatay’a çete reisi olacağım!’
O dönemde Hatay Fransızların hakimiyetindeydi. Fransız hükümetiyle görüşmeler tıkanmış Atatürk, sorunun çözümü için çıkış yolları arıyordu.
Atatürk yıllar sonra anılarını anlatırken Hasan Rıza Soyak’a “Tutacağım yolu çoktan kararlaştırdım” demişti. “Devlet reisliğinden de, mebusluktan da istifa edeceğim. Güvenilir arkadaşlarla Hatay topraklarına geçeceğim. Oradaki mücahitlerle beraber meseleyi halledeceğim. İsterse Türkiye hükümeti beni asi ilan etsin ve hakkımda takibat yapsın!” diye durumu özetlemişti.
Atatürk bu sözleri söylerken vefatına 1 yıl kadar bir zaman vardı. Sağlık durumu pek iyi değildi. Ama hiç tereddüt etmeden Milli Mücadele yıllarına geri dönmeyi göze alıyordu.
Hatay’da Fransızların karşısına Balkan ve Sadabat Paktı içinde yer alan ülkelerin genel kurmay başkanlarıyla birlikte çıktı. Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde olduğunu ilan etti. Türkiye ve dostlarının gücünü Fransa ile birlikte tüm dünyaya ilan etmiş, kararlılığın son perdesini göstermişti.
Kendisine “Fransa bunu kabul etmezse ne olur?” şeklinde yöneltilen sorulara Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün cevabı şu şekilde olmuştu:
”… bakınız bütün şu etrafımda gördüğünüz şanlı ve mümtaz şahsiyetlerin, temsil ettikleri şerefli kuvvetlerin, Balkan Paktı ve Sadabat Paktı kuvvetlerinin, kıymetli, kudretli ve muazzam dostluğu var; bunun önemini devletinizin anlamamasını ve benim talebimi reddetmesi ihtimalini, tasavvur edemiyorum…”demişti
Ve Fransa Hatay’dan çekildi. Sonrasını tarih kitapları yazıyor. Kurulan bağımsız Hatay Cumhuriyeti halk oylaması sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’ne katıldı.
Suriye’den Türkiye’ye doğru düşen top mermileriyle ilgili haberleri dinledikçe, kararlılık gösterisi ile ilgili çabaları gördükçe Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşadıkları geldi aklımıza. Aktaralım istedik…