Kıbrıs’ın Rum tarafı bugünlerde dünyanın gündeminde.
Katil İsrail’in Kıbrıs Rum tarafındaki yapılanması Türkiye tarafından yakından takip ediliyor.
Öte yandan FETÖ unsurları başta olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan bazı kişiler tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki mülk edinmeler, İsrail ile ilintili olması muhtemel tüm hareketler de Devletimizin takibi altında. Bununla ilgili bazı bilgiler kamuoyuna yansıyor olsa da, önümüzdeki günlerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs’ın genelindeki benzeri gelişmeleri daha sık konuşacağa benzeriz…
***
Birkaç gün önce Kıbrıs Rum tarafındaki bir gelişme gündeme yansıdı. Rum tarafındaki Derinya’da 1996’daki olaylarda vurulan Solomos Solomou için 29 yıl sonra anıt yapıldı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, 1996 yılında KKTC’de Türk bayrağını indirmeye çalışırken öldürülen Solomos Solomou’nun heykelini dikti.
Bir meydanda toplananlar, heykelin açılışını yaptıktan sonra uzun süre de alkışladı. Yansıyan görüntülerde mavi bir beze sarılı heykelin alkışlar içerisinde açıldığı ve ardından da bir direğe sarılı olan Solomos Solomou’nun heykelinin görüldüğü anlar yer aldı.
Bu durum ülkemiz gündeminde daha geniş yer bulması gerekirken, şimdilik beklenen etkiyi yapmadı. Önümüzdeki günlerde yapıp yapmayacağını hep birlikte izleyeceğiz.
“VUR EMRİ VERDİ DENİLMİŞTİ AMA VURAN BİZZAT KENDİSİYDİ
Kıbrıs’ta Rumların heykelini diktiği bu Rum köpeğini, şanlı Türk Bayrağı’na el uzatırken, tam şah damarından vurarak bayrak direğinin yanına indiren şanlı komutan Afyonkarahisar’ın yetiştirdiği mümtaz şahsiyetlerden rahmetli Hasan Kundakçı Paşa idi.
Kundakçı Paşa Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’na atandığı 1996 yılında Rumlar’ın sınır delme eylemine engel olmuştu. Rumların bugün heykelini diktikleri o olaylar sırasında çıkan sopalı kavgada bir Rum öldü. Rumlar olayın olduğu yerde bir ayin düzenlemek için izin istediler. Türk tarafı iyi niyetle buna izin verdi. Sınırdan Türk tarafına geçen Rumlar KKTC topraklarına girdiler. Solomon Spiru Solomo adlı Rum fanatik, direğe tırmanıp, Türk bayrağını indirmeye çalıştı. Yerine Yunan bayrağını çekecekti. Defalarca uyarıldı. Dinlemedi. Türk tarafından ateş açıldı. Boynundan vurulan ve ölen Rum fanatik, çıktığı direğin dibine düştü. Olayı tüm dünya televizyonlardan izledi. Uluslararası anlaşmalara göre Türk tarafı haklı olduğu için Rumlar umdukları tepkinin doğmasını sağlayamadılar. Ancak Rum yönetimi her olayda olduğu gibi, arkadan bir takım oyunlar tezgahladı ve bunu başarıyla da uyguladı.
VURDU AMA “BEN VURDUM” DEMEDİ
Merhum Hasan Kundakçı Paşa, Kıbrıs’ta Türk Bayrağı’na el uzatan Rum için “vur” emri vererek Türk Milleti’nin Türk Bayrağı’na olan hassasiyetini tüm dünyaya göstermişti. Daha doğrusu kamuoyu konuyu böyle bilmişti. Oysa “Vur emri veren” olarak yansıyan konunun asıl kahramanı bizzat Hasan Paşa’nın kendisi idi. Rum köpeğini leşe çeviren bizzat Hasan Paşa olmuştu. Dönemin şartları gereğince “Ben vurdum” dememişti, diyememişti.
Çünkü Kıbrıslı Rumlar Türk bayrağını indirmeye çalışırken vurulan Rum’un ölümünden sorumlu tuttukları, dönemin Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı emekli Korgeneral hemşehrimiz Hasan Kundakçı’yı düzmece bir mahkemede yargılamışlar, ardından da Interpol’ün kırmızı bültenle arananlar listesine sokmuşlardı. Kundakçı Paşa bu yüzden uzun süre yurt dışına çıkamamıştı.
ANKARA’DAN EMİR GELSE DİNLEMEZDİM
Kundakçı Paşa bugün Rumların anıtlaştırdığı olayların yaşandığı o günü şöyle anlatmıştı: “Ben orada Türk kuvvetleri komutanıydım ve oradaki Türk toplumunu ve KKTC sınırlarını korumakla yükümlüydüm. Rumların sınırı ihlal etmelerine izin veremezdim. Hele hele Rumların bayrağımızı indirmelerine, yerine Rum bayrağı çekmelerine ölümüm pahasına sessiz kalamazdım. Böyle bir küstahlığı göze alan doğal olarak sonuçlarına da katlanırdı. Katlandılar da… Onlarla onların anladığı dilden konuşmak gerekir. Biz o gün çekingen davranıp, o eyleme izin verseydik Girne’ye kadar gidecekler, oraya Yunan bayrağı çekecekler, Türk bayrağını da yakacaklardı. Ben görevde olduğum sürece böyle bir şeye izin veremezdim. Ankara’dan emir de gelse o direğe tırmanan ve Türk bayrağını indirmeye kalkan adama engel olurdum.”
PKK’NIN KABUSUYDU
Emekli Korgeneral hemşehrimiz Hasan Kundakçı, askerliği sırasında gözü pek kişiliği ile tanınan bir komutandı. Güneydoğu’da PKK’ya karşı mücadele veren kuvvetlerin komutanı olarak iki yıl büyük hizmetler yapmıştı. Korgeneral Kundakçı, birliklerinin başında en uç noktalara kadar gidiyor ve çatışmalara giriyordu. “Tamburalı Paşa” ve “Karahisar Kartalı” sıfatları ile nam yapmıştı.
KKTC’de yaşanan Bayrak krizi sonrası yaşananlarla ilgili anılarını Afyonkarahisar ziyaretinde Kocatepe Gazetesi’nden Sezer Küçükkurt’a anlatan Hasan Kundakçı Paşa, “Hepsi geldi geçti. Ama o zaman ben o Rum’a haddini bildirmeseydim ne olurdu biliyor musunuz? Bana bunun cevabını daha emekli olmadan Sandıklılı hemşehrilerim vermişti. O zaman Sandıklı’ya geldiğimde herkes övgü yağdırıyordu falan ama, bir hemşehrimizin sözleri kulaklarımdan hala gitmez. Paşam, hoş geldin, sefa geldin ama eğer sen o bayrağı indirtseydin seni Sandıklı’ya sokmazdık demişti. Ben böyle bir yaşamı tercih edemezdim” demişti.
AFYONKARAHİSAR İÇİN “VEFA” VAKTİDİR
Hasan Kundakçı Paşa’yı 16 Ocak 2023’de kaybettik. Allah rahmetiyle, merhametiyle muamele eylesin.
Bugün Afyonkarahisarlılar için vefa vaktidir. Aynı zamanda Haddini bilmez Rumlara haddini bildirme günüdür.
Eğer Rumlar, köpeklerinin heykelini dikme cüretini kendilerinde bulabiliyorlarsa, biz de Hasan Kundakçı Paşamızın heykelini Afyonkarahisar’a dikelim. El kendi itini överken biz aslanımızda kusur aramayalım. Bu bir milli duruş ve milli beraberlik göstergesidir.
Hasan Paşa’nın heykelini dikemiyorsak en gözde, en büyük caddelerimizden birine Hasan Kundakçı’nın ismini verelim. Örneğin Gazlıgöl Caddesi’nin ismi Hasan Kundakçı Caddesi neden olmasın?
Şanlı bayrağımıza el uzatan Rum köpeğinin heykeli dikilirken, o köpeği bayrak direğinin dibine indiren Hasan Paşa’nın ismini yüceltmek yakışır Afyonkarahisar’a. Haydi…




