Süleyman Güneş

Öldükten Sonra Ne Desek…!!!!!!!

Süleyman Güneş

Ölüm haberi alındığında veya taziye ziyareti sırasında inancımıza göre "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn" (Şüphesiz biz Allah’tan geldik ve şüphesiz O’na döneceğiz) denilmesi tavsiye edilir. Yaygın olarak "Başınız sağ olsun", "Allah rahmet eylesin", "Mekânı cennet olsun" veya "Allah sabır versin" gibi teselli edici sözler kullanılır.
Ölen Kişinin Ardından Söylenebilecekler ve Yapılabilecekler:
Dua ve Taziye, "Allah günahlarını affetsin", "Allah rahmet eylesin", "Başınız sağ olsun, Allah sabır versin".
İslami İfadeler, "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn" (Biz Allah'tan geldik, O'na döneceğiz).
Dualar, Cenaze namazı kılındıktan sonra ölen kişi için ihlasla dua edilir (Allah'ım! Onu bağışla, ona rahmet et...).
Hayırlar, Ölenin ruhu için Kur'an okumak, sadaka vermek (sevabını bağışlamak).
Yas Tutana Destek, "Acınızı paylaşıyorum", "Yanınızdayım" gibi destekleyici cümleler kurmak. 
Ancak son zamanlarda;
Dostlar!
“Işıklar İçinde Uyusun” mu,
Yoksa 
“Allah Rahmet Eylesin” mi diyelim?

Büyük divan ve huzur...

Bekliyor mezarı Sûr.

Sonsuzluk, ölümsüzlük

Bitmez, tükenmez düzlük;

Nur bize, Allah'ım nur!”

(Necip Fazıl)

Tüm dinî kitaplarda ışık; saflığın, kutsallığın simgesi iken Karanlık, bu yüksek niteliklerin tam tersi olarak ifade edilmektedir. Tevrat’ta dünyanın yaratılışı anlatılırken: “Tanrı, ‘Işık olsun’ diye buyurdu ve ışık oldu. Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı. Işığa ‘Gündüz’, karanlığa ‘gece adını verdi” (Başlangıç 1/3-5) İncil’de ise: “İsa yine halka seslendi: “Ben dünyanın ışığıyım. Beni izleyen asla karanlıkta yürümez, hayat ışığına sahip olur” (Yuhanna, 8/12)
Yahudilikte ölülerin arkasından okunan bir ilahide de “Yükseklerdeki tanrı ölen kişiye parlaklıklar sunsun.” Denilirken Hıristiyanların Ebedi Dinlenme Duası’nda ise “Onlara sonsuz huzur ver, üzerlerinde daimî ışık parlasın.” Denilmektedir.
Şimdi “Işıklar İçinde Uyusun” mu,
Yoksa “Allah Rahmet Eylesin” mi diyelim?
Dostlar!
Aslında İnsan ışıklar içinde kolay kolay uyuyamaz. Geceleri ışıkların sönmediği hastane odalarında nede zordur uyumak. Hem mezarda ışık nasıl olur ki? Şimdiye kadar, içini aydınlatsın diye bir yakınının mezarına elektrik kablosu döşeyeni duydunuz mu?
Goethe hem mecazi hem de hakiki anlamda aydınlığa tutkundur. Hep onun peşinden koşmuş o güne kadar.  Ölmeden önce ağzından çıkan son söz “Oturma odasındaki ikinci pencere kepengini de açın ki daha fazla ışık girsin içeri.” Olmuş ve   doktoru Carl Vogel, son sözünü “Biraz daha ışık”olarak kayıtlara geçirmiştir.
Goethe, sadece çevresindekilerden, “perdeleri çekin, odam ışıkla dolsun, aydınlık bir mekânda ruhumu teslim edeyim” demiştir. Yoksa bunların anladığı şekilde mezarda ışık olsun istememiştir.
Mevlâna ise “Cenazemi görünce ah ayrılık ayrılık demeye kalkışma; kavuşup buluşmam o zamandır benim. Beni kabre indirip bırakınca, sakın elveda elveda deme; çünkü kabir, can topluluğunun bir perdesidir. Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret. Güneşe, aya batmadan ne ziyan geliyor ki? Sana batmak görünür, amma, doğmaktır o. Mezar hapis gibi görünür, amma, canın kurtuluşudur o.” Der.
Günümüzde bir kısım insanlar dindarlardan kendini ayırmak için “Allah rahmet eylesin” demek yerine “ışıklar içinde uyusun” demeyi tercih etmektedirler. “Allah rahmet etsin” ile “Işıklar içinde uyusun” ifadeleri arasındaki fark, yalnızca sözcük seçimine indirgenemez; bu fark, iki ayrı dünya görüşünü, hakikat anlayışını yansıtır. 
Arkamdan okunacak şu klasik cenaze duası bana yeter de artar bile: “Allah’ım bizim dirilerimizi, ölülerimizi affet. Bizleri İslâm üzere yaşat, iman üzere öldür. Bilhassa bu mevtayı kolaylığa, rahatlığa, mağfirete, rızana erdir. Senin şanın yücedir. Senden başka ilah yoktur. Ölenlerimizi de kalanlarımızı da bağışla.” (Âmin)
Arkadaşlar ben öldüğümde kimse arkamdan ‘Işıklar içinde uyusun’ diye dua etmesin. Çünkü ışık olunca uyuyamıyorum.
Kaynakça:
Necip Fazıl Kısakürek Çile Şiiri.
Dergi Park
Avukat Lamih ÇELİK’ ten Alıntı
Mevlâna Celaleddin-i Rumi, Ölüm Anlayışı
Goethe-Institut Türkiye

 

Yazarın Diğer Yazıları