- Haberler
- Kültür Sanat
- Türk Tiyatrosu'nun Asırlık Mirası: Kel Hasan Efendi Kavuğu Nedir?
Türk Tiyatrosu'nun Asırlık Mirası: Kel Hasan Efendi Kavuğu Nedir?
Geleneksel Türk tiyatrosunun en prestijli sembolü olan Kel Hasan Efendi Kavuğu, ustadan çırağa devredilerek günümüze kadar ulaştı. Peki, bu kavuğun hikayesi nedir ve kimler tarafından taşındı? İşte detaylar...
Türk tiyatrosunda güldürü geleneğinin nişanesi sayılan Kel Hasan Efendi Kavuğu, sadece bir aksesuar değil; 600 yıllık bir kültürün ve "temaşa" sanatının onur simgesi olarak kabul ediliyor.
1874 İstanbul doğumlu olan Hasan Efendi, tuluat tiyatrosu ve orta oyununu harmanlayan, döneminin en sevilen sanatçılarından biriydi. Fiziksel özelliği nedeniyle "Kel" lakabıyla anılan usta oyuncu, sahnede kullandığı kavuğunu, geleneksel Türk tiyatrosunun son büyük temsilcisi olarak gördüğü öğrencisine devrederek bu köklü geleneği başlattı.
ELDEN ELE BİR SANAT MİRASI: KEL HASAN EFENDİ KAVUĞU
Kavuk, bugüne kadar Türk tiyatrosunun ekol isimleri arasında bir bayrak yarışı gibi el değiştirdi. 1874 yılında İstanbul’da doğan Hasan Efendi, hem tuluat tiyatrosu hem de orta oyununu bir arada sergileyen usta oyunculardan birisiydi. Kel olmasından dolayı Kel Hasan Efendi diye anılırdı. Meşhur komik unvanıyla tanınan Kel Hasan Efendi, döneminin sevilen tiyatrocularından birisiydi. Hasan Efendi, oynadığı oyunla da bütünleşen kavuğunu yetiştirdiği geleneksel Türk tiyatrosunun son temsilcisi olarak kabul edilen İsmail Hakkı Dümbüllü’ye verdi. Böylelikle kavuğun da hikayesi burada başlamış oldu. İsmail Hakkı Dümbüllü ise kavuğu 1968’de Münir Özkul’a devretti. Münir Özkul’dan kavuğu 1989’da devralan Ferhan Şensoy ise 2016 yılında Rasim Öztekin’e devretti. Aynı yıl kalp rahatsızlığı nedeniyle tiyatroya devam edemeyeceğini söyleyen Rasim Öztekin, kavuğu kısa süre içinde devretmek istediğini de belirtmişti. Rasim Öztekin, 20 Eylül 2020 tarihinde kavuğu tiyatro oyuncusu Şevket Çoruh’a devretti.
Münir Özkul, Kel Hasan Efendi Kavuğu için; “Bu kavuk 600 senelik bir kültürün, bir temaşa sanatının sembolü niteliğini taşıyor.” demiştir.


