27 Ağustos-Afyon'un Kurtuluşu-'Yunan Tarihçilerinin Gözüyle Anadolu Harekâtı' Adlı Çalışmadan Alıntılar Yapılmıştır.
Agah Bıyıkoğlu
24 Ağustos 1922 günü akşam doğru, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa,Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile karargâh subayları bir dizi otomobil ve kamyonlarla Akşehir’den ayrıldılar..Çok değil on beş yirmi gün sonra Türk tarihinin şerefli sayfalarına altın harflerle yazılacak bu efsâne komutanlar , 26 Ağustos 1922 sabahı “saat beş otuz başladı Büyük Taarruz “dizelerini taşıyacak” Kurtuluş Savaşı Destanı’nı” yazacaklardı…Hafif bir sis vardı yalçın kayalıklı Kocatepe’de.. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulacağı topraklar üzerinde göklere yükselen bu azametli tepe Türk tarihinin en şerefli taarruzuna sahne olacaktı...
Yunan kuvvetlerinin 10 kilometre uzağında olan Kocatepe’yi(Yunanlı tarihçi ) Haciantoniyu, “Saat 03:00’dan itibaren Mustafa Kemal Pasa ve beraberindeki Türk komutanlar, Kocatepe’den savası izlemekteydiler… [Kocatepe] müthis bir gözlem imkanı sunmaktaydı.” diyor
26 Ağustos safakla beraber taarruz topçu atesiyle baslamıs, bir taraftan da piyade ileri harekete geçmistir. Taarruzun ilk günü Yunan cephesi yarılamamıs ,ancak bazı önemli tepeler zapt edilmis ve Türk Süvari Kolordusu, Yunan Ordusu’nun gerilerine sarkmıstır. Haciantoniyu kitabında, 26 Ağustos (13 Ağustos) sabahı doğan günesin her zamankinden kırmızı doğduğundan ve Afyon’un ağır seslerle uyandığından söz etmektedir. O günkü top atıslarıyla ilgili Haciantoniyu, (Yunan ordularıyla İzmir’e çıkan ve onlarla birlikte savaşlarda gözlemlicilik yapan gazeteci –tarihçi) “Yunan askeri 1919’dan baslayarak böyle siddetli bir bombardımana maruz kalmıs değildi.
Yunan topçuları ve müfrezeleri dağılmıs ve cephe boyunca savunma yapma olanağı bulamamıslardır. Ovada bulunan toplar uygun bir hareket alanı bulamadıklarından, Türklere karsı koyacak sekilde hareket edememislerdir. Skodalar sayesinde Türk topçuları aralıksız ates etmislerdir. Yunan topları mermi sıkıntısı da çekmistir. Bombardıman Türk piyadelerinin işini kolaylastırmıstır” notunu düşmüştür…
Nitekim İsmet Paşa da anılarında, birkaç saatlik muharebenin ardından Yunan toplarının sustuklarına değinmistir. O günü Vasilikos günlüğüne su sözlerle aktarmıstır: “26 Ağustos (13 Ağustos) 1922: Kesin gözüyle bakılan Türk taarruzunu beklerken bütün gece uykusuz kaldık… İlk düşman dalgaları geri püskürtülüyor, ama hemen daha yoğun, daha saldırgan ve kararlı taarruzlar geliyor… Birkaç saat sonra ölecek olan Astsubay Aggelopulos soğukkanlı ve ilgisiz bir sekilde, ‘Vasilikos, olayları nasıl görüyorsun? Türkler çok kızgın görünmüyorlar mı?’ diye sorduğu sırada kursunlar ötüyor ve basımızı kaldırmaya fırsat vermiyorlardı. İlk umudun yerini,umutsuzluk aldı. İlk andan itibaren durum kritik ve ciddi bir sekil aldı… Mücadele azgın bir sekilde cereyan ediyor. Ağızlarında
‘Urra!’ ile yoğun dalgalar halinde saldırıyor ve verdikleri ciddi kayıplara rağmen durmayı bilmiyorlar. Ağır [Türk] bombardımanı ciddi kayıplara sebep oluyor. Aynı zamanda Afyon sehri de bombalanıyor… Güneş Kalecik’teki mücadeleden daha feci bir manzarayı aydınlatmamıstır. Her yerde gömülmemis cesetler var. Ağır yaralıların inlemeleri duyuluyor ve onların tasınması pek çok tehlikeyi içerdiğinden dolayı yavas gerçeklesiyor… Bu dehşetli manzaraya, bombardıman atesinin sebep olduğu kuru otların yanması da eklendi… Bütün gün boyunca durum kritikliğini korudu.
Türkler birbiri ardı sıra devam eden hücumlarıyla gediği büyütmek istediler. Tüm saldırılarımıza inat ve kararlılıkla karsı koyuyorlar…
Sürekli büyük kayıplar veriyoruz. Ağustos 1922, Anadolu Harekatı’nın trajik sonunun baslangıcıdır.”
Türk Ordusu’nun asıl neticeyi almak için 27 Ağustos’u beklemesi gerekmistir. Taarruzun ikinci günü Yunanlılar bozguna uğratılmıs ve Afyon kurtarılmıstır. Planın ilk evresindeki basarının akabinde muharebeler tüm cephelerde Türklerin lehine gelisme göstermis ve geceli gündüzlü üç dört günlük muharebeden sonra Türk kuvvetleri için istenilen noktaya gelinmistir. Vasilikos 28 Ağustos (15 Ağustos) 1922’yi de günlüğüne tasımıstır:
“28 Ağustos (15 Ağustos) 1922 … [Türkler] gece çevredeki tüm tepeleri aldılar ve bizi sığınağa hapsettiler. Neredeyse tamamen çevrilmis durumdayız. Dağınık olarak, tek çıkıs durumundaki kuzeye çekiliyoruz. Sığınağın ağzındaki ilk geçide geldiğimizde, karsı tepeyi almıs az sayıdaki, ancak çoğunluğu köylülerden olusan Türklerin açtığı atese maruz kalıyoruz. [Türkler] ayakta ates ediyorlardı ve panik düzenimizi bozdu. Sığınaktan çıkmak için herkes kosuyordu.
Aynı anda tasımacılar yüklerini atıp, atlı olarak panikle dört nala kaçıyorlardı. İç burkan, umutsuz bir durum. 300 Türk, 10 bin eri kovaladı. Pek çok top ve makineli tüfek, yüklemeye fırsat bulunamadan Türklerin eline geçti… Birçoğu yaralandı, bir o kadarı hayatını kaybetti… Zavallı yaralılar, iç burkarcasına yalvararak arkadaslarının yardım etmesini istiyorlardı. Hiç kimse yardım eli uzatmıyor, herkes kaçarak kurtulmak istiyor… Hiç kimse nereye gittiğimizi bilmiyor. Hiç kimse, hiç kimseye emretme ve emredilme yetkisi vermiyor. Bassız, lidersiz, nereye gittiğini, nerede bulunduğunu ve ne olacağını bilmeyen ayak takımına dönüstük. Gece yarısı, Türk köyüne varıldığında, üşümekte olan askerleri ısıtması için köy yakılmıstır. Askerlerin bir örtüsü ve battaniyesi yoktu…
“Ateşin yanında koyunlar gibi, biri diğerine yaslanmış gecelediler. Açlık bizi kırıp geçiriyor. Tek battaniyeyi yayıyor ve Manoli İlyaki’yle birlikte dinleniyoruz…”
Vasilikos’un bu satırları, Yunan Ordusu’ndaki bozgunun Başkomutan Meydan Savası’ndan önce başladığını ortaya koymaktadır. 29 Ağustos (16 Ağustos) 1922’de İslamköy’de bulunan Gonatas, (Yunan subayı- 1922-1924 başbakan) az sayıdaki süvarilerin görünmesinin dahi taburların dağılmasına sebep olduğunu, Yunan askerinin atlara binmek için topları ve cephaneleri, hatta daha hızlı koşabilmek için silahlarını attığını kaydetmek zorunda kalmıştır.
0 Ağustos’ta Çalköy-Adatepe-Aslıhanlar Bölgesi’nde yapılan imha muharebesiyle Yunan Orduları her taraftan sarılarak hezimete uğratılmıştır.
Başkomutan Mustafa Kemal Pasa’nın yönettiği bu muharebeye, Batı Cephesi Komutanlığı’nca 3 Eylül 1922 günü, “Başkomutan Meydan Savaşı” adı verilmiştir…