Agah Bıyıkoğlu

Cervantes'in Torunları Kaldırdı Kupayı

Agah Bıyıkoğlu

“Miguel de Cervantes Saavedra (29 Eylül 1547-22 Nisan 1616), İspanyol romancı, şair ve oyun yazarıdır. Modern Avrupa'nın ilk romanı olarak kabul edilen başyapıtı Don Kişot, Batı edebiyatının klasikleri arasında yer alır ve bugüne kadar yazılmış en iyi kurgusal eserlerden biri sayılır.” 

Evet yaklaşık altı yüz yıl önce Cervantes Don Kişot adlı ünlü bir roman kurgulamış; biraz mürekkep yalayanlar kitabı okumamış olsalar da “Değirmenlerle savaşan Don Kişot’un adını duymuşlardır; onun torunları da 2026 yılı Temmuz ayında değirmenlerle değil Arjantin ile savaştılar… Şövalye ruhlu İspanya, savunmada ve hücumda kurguladığı futbolla rakibine sahayı dar ederken, “Arjantin forması giymiş, disiplinsiz, bilinçsiz, gol yememek için direnen sıradan bir takımı” sahadan silerek kaldırdı 2026 dünya kupasını havaya…

“Ne eder eder bir fırsatını bulur Messi gol atar biz gol yemeyelim” anlayışıyla oynayan Arjantin son üç beş dakika dışında “sahada yoktu” desek kimse bize kızmaz herhalde çünkü “Messi topun çevresine yaklaşamadı, yaklaşabildiği ender bölümlerde de oyunun yönünü değiştiremedi. Yürüyerek alanları incelemesi, rakibin savunmasındaki açığı araması artık herkesin bildiği bir alışkanlık. Bu kez gözlemlediği alanlar sürekli yer değiştiriyordu. İspanya savunması belli bir boşluğu korumak yerine topun konumuna göre yeniden şekilleniyor, Messi’nin zihninde kurduğu resim tamamlanmadan başka bir resme dönüşüyordu.”

İspanyol kaleci Simon’un kalesine uzun süre şut çekemedi Arjantin… Kötü bir hücum gününden daha ağır sorunlarla boğuştular Arjantinli futbolcular; benim üniversite yıllarımda Beyoğlu caddelerindeki birahanelerde reklamlarını gördüğüm soğuk “Arjantin” içmiş gibiydiler… Berbat bir pas trafiği berbat bir iletişim olmalı ki iki üç pastan sonra İspanya topu yeniden alıyordu…

Bâriz bir üstünlüğü vardı İspanya’nın maç boyunca…  Topa daha fazla sahip olmasının yanı sıra onunla “rakip nasıl felç edilir, her pasla yeni bir alan nasıl açılır, rakibin presi kademesi dengesi nasıl bozulur”ları gösteriyordu İspanyollar… Takım kaptanı Rodrigez, oyunun merkezini sabit tutuyor, hücum ve savunmayı destekliyordu. (Rodriguez kaliteli futbolculuğunun yani sıra kaliteli bir insan olduğunu da duruşu, davranışı ve takım içi iletişimiyle de belli ediyordu) Dani Olmo hatlar arasına girerek Arjantin’in orta sahasına oyun alanı bırakmadı, Lamine Yamal genişlik sağlayarak savunmanın yatay mesafesini büyütüyordu. Oyuna sonradan giren Nico Williams da sol kanatta atak üstüne ataklarla rakibin kapanmasına fırsat vermedi yine oyuna sonradan gire Ferran Torres’in golü de bu kurgunun içinde geldi… Pozisyon, tek bir oyuncunun olağanüstü hareketiyle başlamadı. Birçok doğru karar birbirine eklendi, top en uygun anda ceza sahasına ulaştı ve Torres son vuruşu yaptı.

Son dakikalarda Messi’nin yeniden canlanması, finalin en insani bölümünü oluşturdu. Sağ tarafa geçti, top istedi, ortalar yaptı, ceza sahasının dışından vurdu. Arjantin ilk kez onun çevresinde hareketlenmeye başladı. Ancak bu kısa bölüm geçmişte defalarca görülen geri dönüşlerden birine dönüşmedi. Messi hâlâ çözüm arıyordu ama artık çözümü tamamlayacak zamanı yoktu.

Maçı kazanan İspanyollar zafer naraları atarken Arjantin sessizce bekledi, sessizce terk etti sahayı…

Finalin oynandığı gün, sahadaki maçtan daha büyük bir organizasyon kurulmuştu. Trump, Infantino, kraliyet ailesi, devlet başkanları, Hollywood yıldızları ve yüksek ücretler ödeyen özel konuklar aynı mekânda toplandı. Devre arası uzatıldı, konserler ve gösteriler düzenlendi, Dünya Kupası bir spor karşılaşmasından küresel bir eğlence ürününe dönüştürüldü.

Bunların bir bölümünü gösteremedi TRT; fakat 2. devre başlayınca her şey tekrar futbol oldu o yunun gücü burada yatıyor. Futbolu yönetenler onu büyütebilir, pahalılaştırabilir, reklamlarla kuşatabilir. Yine de maç başladığında ortaya çıkacak şeyi tam olarak futbolcular belirlerler…

Final bittiğinde bir tarafta birbirine koşan İspanyollar, diğer tarafta ağır adımlarla yürüyen Messi vardı. Biri geleceğe açılan kolektif bir görüntüydü. Diğeri futbolun en büyük çağlarından birinin kapanışı.

“Dünya Kupası’nın bütün gösterişi, parası ve siyaseti arasında geriye bu iki görüntü kaldı. İspanya futboluna güvenerek kazandı. Messi ise oyunun kimse için durmadığını bir kez daha hatırlattı.”

Yazarın Diğer Yazıları