Agah Bıyıkoğlu

28 AĞUSTOS 1922. BÜYÜK TAARRUZ'UN 3. GÜNÜ

Agah Bıyıkoğlu

27 Ağustos 1922 günü akşam saatlerinde yıldırım hızıyla Afyon’a giren öncü birliklerimiz, Yunan kuvvetlerini buradan silip süpürdü… Başkumandanlık ve Batı cephesi Karargâhı Afyon’a taşındı. Taarruz tüm cephelerde hız kesmeden sürdü.. Yunan birliklerinin bir bölümü Dumlupınar yönüne çekilirken oldukça yüklü askeri malzeme bıraktı. Yunan birliklerini takip eden birliklerimiz  de büyük bir coşkuyla Altıntaş ve Dumlupınar civarına kadar ilerlediler.. Askerlerimizdeki motivasyon o kadar yüksekti ki fırın görevine ayrılanlar bu görevi kabul etmeyerek düşmanla çarpışmaya devam etmişlerdir…

Fahrettin Paşa komutasındaki süvarilerimiz 26 Ağustos 1922 saat 5.30 sularında Tokuşlarlı Haydar Ağa’nın yol göstermesi üzerine Yörük Mezarı yoluyla Çobanözü-Çayhisar düzünde düşmana hücum ediyorlar ve Çiğiltepe-Tınaztepe ve Erkmen Tepeler çizgisinde birliklerimize karşı savaşan Yunan kuvvetlerini arkadan çevirince hızla ordumuzun lehine savaşın kaderi; Yunanlılar için geri dönülmez yolculuk başlıyor.

Süvarilerimiz 28 Ağustos 1922 günü de inmiyorlar atlarından, sokmuyorlar kılınçlarını kınlarına..; hem çekilen Yunan birliklerine hem de kuzeyden saldıran yedek düşman kuvvetlerine karşı kahramanca savaşıyorlar.. Bu sırada Eğret’in (Anıtkaya) batısındaki Olucak köyü tekrar Yunanlıların eline geçiyor. Buradaki faciayı Fahrettin Paşa şöyle rapor ediyor “Düşman bir eve köyün kadın ve çocuklarını toplayarak kâmilen yakmıştır. Bu vahşetin ve sorumluluğun tamamen Yunanlılara ait olduğunu bütün cihana ilan etmenizi önemle arz ederim.”

İzmir yolunu kesmek için hızla ilerleyen süvarilerimiz Dumlupınar müstahkem mevkilerinin en sağlam noktalarından biri olan Toklusivrisi’ni ve 28 Ağustos 1922 akşamı süngüleriyle ele geçirdiler.. Bu çarpışma sonrasında kuvvetlerimiz Yunanlıların  mühimmat dolu kamyonlarını ve stoklarını teslim aldılar.

Büyük Taaruz’la birlikte düşmana esaslı bir tokat vurulmuştu ama savaş, Bursa- Eskişehir-Kütahya -Uşak-Afyon hattını kapsayan geniş bir alanda cereyan ediyordu; nitekim bugün Anıtkaya adını alan Eğret bölgesindeki Yunan kuvvetlerinin gerisini kesmek  amacıyla buraya gelen gelen 2. Süvari Tümeni’nin  iki kolundan birisi  çekilmekte olan Yunan birliğiyle karşılaştı. Süvari kolumuz, Üst düzey Yunan komutanlarının bulunduğu Yunanlılara baskın yaptı; ancak kuvvet yetersizliği ve Yunan birliğinin sert direnişi ile yoğun çarpışmalar yaşandı. Zayiat verdi her iki taraf.. 13. Süvari Alay Komutanı Binbaşı Galip Bey şehit düştü.. 13. Alay şehitlerimizin anısına yapılan Anıtkaya Şehitliği yıllar önce Kütahya yolu üzerindeydi,  sonradan yapılan asfalt yollar nedeniyle şehitlik daha içeride kalmıştır.. Ruhları şâd olsun..

Ordumuz artık hedefe odaklanmıştı. Yaralı askerlerimiz bile savaşı bırakmak, arkadaşlarında ayrılmak istemiyorlardı, Mehmetçiklerimiz kaçan Yunan kuvvetlerinden ele geçirdikleri bot, çizme ceket paltoları giyiyorlar her türlü yokluk ve zorluk içinde milli ruh ve bilinç içinde mücadele ediyorlardı..

Birlik komutanları ilk günden beri hep en önde ileri atılıyor askere liderlik ediyorlardı. Yunanlılar hem kaçıyorlar hem de tarlaları köyleri yakıyor ahaliye eziyet ve işkence ile ırz ve namusa tecavüz ediyorlar, hayvanları götürüyorlardı. Bütün bunlar ordumuzu daha da motive ediyor bir an önce  vatan toprağını alçak düşman çizmelerinden temizlemek için var güçleriyle, insan üstü fedakârlık ve cesaretle ilerliyorlardı zafere ve hürriyete doğru..

Esas plan ve amaç düşmanı Dumlupınar çukurunda kuşatmak ve orada imhâ etmekti.. Dünya savaş tarihinde o güne kadar görülmemiş bir dehâ eseri olan bu plan yer yer aksamasına rağmen tıkır tıkır işledi.. Kader ağlarını örüyor; Türk’ün halâs güneşi bütün ihtişamıyla doğuyordu ufuktan…

Yazarın Diğer Yazıları