Alışılmışın dışında bir iklim ve hava koşulları içinde yaşıyoruz iki üç yıldır.. İki aydan aşkın süredir hemen her gün yağmur yağıyor, soğuk bir hava terk etmiyor ülkemizi… Sular basıyor kentleri, evleri caddeleri.. 4 Haziran Pazar günü 2023 günü dört beş kez yağmur yağdı bu topraklara; hastası, küçük çocuğu olan evlerde kaloriferler, sobalar yanıyor…
Çok değil daha üç ay öncesine kadar kuraklık tehlikesi endişelendiriyordu hepimizi.. Gazetelerde, TV’lerde yayımlanan kuraklık haritaları karşısında dehşete kapılıyorduk… Dereler çaylar kurumuştu adata… Sapanca, Eber, Eğridir, Akşehir, Burdur, Koçhisar (Tuzgölü) Afyon Acı göl, Marmara gölleri birer çamur tarlası gibiydi.. Ülkemizdeki diğer göllerin akarsuların da durumu iç açıcı değildi… Bugün ise merhum Abdullah Yüce’nin Odeon plaklarından dinlediğimiz “Baharı görmeden yaz gelip geçecek mi acaba..?” diyoruz…
İnsanoğlunun doğaya ihanetinin bedeli mi yaşadığımız bu iklim? Bu göllerin, derelerin, denizlerin balığına, kuşuna; bu toprakların, dağların taşların ağacına, çimenine, gülüne yaprağına, havadaki bulutuna vefasızlığın bedeli mi bu..? Olağandışı ve dengesiz hava koşularına “iklim krizi “ diyorlar çevre bilimciler..
Kuraklığa karşı bol yağışlı günler elbette ki sevindirici… Ancak zamanında yağmayan ve zarar verici, sele yol açan yağışlar da endişe yaratıyor.. Sebze ve meyve üreticileri, tarla, bahçe sahipleri şikayetçi bu aşırı yağışlardan..
Günümüzden yaklaşık altı yüz yıl önce yaşamış, (1344-1419) ancak inancı yüzünden derisi yüzülerek öldürülen Seyyit Nesimi :
“İns mest ü cinnî mest ü cümle bu vahş u tuyûr/Hâk mest ü bâd mest ü âb mest nâr mest” dizelerinde, “insanlar, vahşi hayvanlar, kuşlar, toprak -hava -su – ateş (güneş) mest” (sarhoş-tasavvufta Allah aşkıyla kendinden geçme) diyor..
Dünyadaki canlıların yaşamalarını sağlayan bu “dört unsur”un yıllar sonra hebâ edileceğini nereden bilsin dik durmanın sembolü bu efsâne mutasavvıf şâir Nesimi…
Plastik atıkların, otogazların, kimyasal atıkların, zehir saçan fabrika bacalarının yarattığı bu elim ve vahim duruma çare arayan insanoğlu “Dünya Çevre Günü” adı altında örgütlenerek, İsveç’in Stockholm kentinde 1972 yılında düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre Konferansından bu yana, her yıl 5 Haziran tarihinde, çevrenin korunması konusunda dünya çapında farkındalık yaratılması ve eylemde bulunulması amacıyla etkinlikler düzenliyor..
Dünya Çevre Gününün sloganı, “Plastik Kirliliğiyle Mücadele Et (Beat Plastic Pollution)” olarak belirlenmiştir. Bu slogan, Plastik atıkların doğa ve yaban hayatı ile insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması doğrultusunda insanların günlük hayatlarında değişiklikler yapması çağrısını ifade ediyor..
Dünyada bir dakikada 1 milyon plastik su şişesi satın alınmakta ve her yıl 5 trilyon tek kullanımlık poşet tüketilmektedir. Kullandığımız plastik ürünlerin %50’sini tek kullanımlık ürünler oluşturmaktadır. Okyanuslarda bir yılda biriken plastik dünyanın etrafını dört kez dönebilecek miktarda olup, tamamen çözülene dek 1000 yıl boyunca varlığını sürdürmektedir. Plastikler insan bedenine de doğrudan zarar vermekte olup, olumsuz etkiler mikro plastikler aracılığıyla insanların su ve gıdalarına kadar ulaşabilmektedir.
Dünya çevre gününün çağrıları sadece 5 Haziranlarda değil her gün yapılmalı; âcil önlemler geç de olsa alınmalıdır.