26 Ekim Cumartesi… Afyonspor-Kastamonu maçını izlemeye gidiyorum… Saat 18.30’a geliyor… Park Afyon kavşağında trafik yoğun… Üç alt geçit sayesinde duraksamadan ilerliyorum Zafer Stadyumu’na doğru… İzmir İstasyonu’ndan sola dönen araçlara çok dikkat ediyorum… Zira buradan ve biraz ilerdeki köprülü kavşaktan AKÜ Meslek Yüksek Okulu’ndaki hocalığım sırasında yüzlerce kez geçtiğim ve de birkaç kez dilim yandığı için çok dikkat ederim. “Bir mimarlık harikası” derdik buradaki kavşağa…
Güneş batmış hava da kararmıştı iyicene, trafik seyrelmişti… Yavaş seyreden araçların soluk farları uzaklaşıyordu gittikçe… AFSÜ Kavşağı’ndan Kocatepe Spor Tesisleri’ne döndüğümde in cin top atıyordu neredeyse…
Soğuk havada titreyen iki genç bayan görevliden bilet alıp Maratona doğru yürürken benden başka kimsin olmadığını fark ettim… 2. Türkiye Ligi’nde oynayan Afyonspor’un teknik direktörlüğünü yaptığım günlerde yıkılan Atatürk Stadyumu’ndaki maçları hatırladım; kimi maçlardan iki üç saat önce kilitlenirdi stadyum kapıları.
Stadyuma girdiğimde takımlar ısınıyorlardı… Hem sahaya hem de tribünlere bakıyorum… Polis ve özel güvenlik görevlileri seyirciden fazla… Maç başlayınca da saydım kabaca hem maratonu hem de karşı tribünleri 150 kişi var yoktu…
Yaşamımın ayrılmaz bir parçası olan futbolun “Afyonspor’da çok üzüntü verici hale geldiğine tanık oldum. Afyonspor 2024’tü bu…
Maç başladı… Tribünlerdeki çok az sayıda izleyicinin, polislerin ve diğer görevlilerin pek de etkili olmayan tezahüratı kısa sürede bitti; çünkü rakip Kastamonuspor ligde şampiyonluk iddiasına sahip ve lider bir takım… Kadrosunda deneyimli ve teknik perfeksiyonu iyi olan futbolcular var… Nitekim maçın henüz 18. Dakikasında 2-0 öne geçtiler…
Afyonspor ise daha önceki haftalardaki genç ve deneyimsiz futbolculardan kurulu kadrosunda fazla değişiklik yapamadan oynuyor; ne yapsın ki geçmiş sezonlardan intikal eden çeşitli borçlar yüzünden “transfer tahtası” kapalı…
Etkili olamıyor Afyonspor… Yetersiz kalıyor gençler…
Futbol oyunu hızlı düşünüp hızlı karar vermeyi. Teknik taktik kondisyonel görevlerin maça yansıtılmasında sorumluluk isteyen davranışları gerektiren bir oyundur, yetmedi mental yönden de dolu ve hazır olmak ister bu oyun.
Kendi sahan ve seyircin önünde 3-0 yenik olarak soyunma odasına gidersen kalkamazsın bu işin altından… Nitekim 5-0 bitti maç… Daha da farklı olabilirdi…
Bugün “Nesine 2.Lig Beyaz Gurupta oynayan Afyonspor, Türkiye profesyonel liglerine katılan dördüncü takımdır... İlimizdeki bir amatör takımın adı Afjet Afyonspor olarak değiştirildi, sonra zamanın belediye Başkanı Sayın Burhanettin Çoban’ın destekleriyle ve İl Genel Meclisi Başkanı Sayın Salih Sel’in kulüp başkanlığında önce Afyon Süper Amatör kümede şampiyon olan bu takım, ardından BAL ve 3, liglerde başarı göstererek 2. Türkiye Liglerinde oynamaya başladı.
Süreç içinde takım başka sponsor adıyla devam etti liglere, flaş transferler yapıldı; ancak görüldü ki kulüp borç batağı içinde ve liglere zar zor devam ediyor…
Ben, bu satırların yazarı, ilk iki Afyonspor’da hocalık yaptım; ilkinde genç takım çalıştırdım zaman zaman da profesyonel takım da görev aldım. İkinci kez kurulan Afyonspor’da rahmetli Burhan Geçerle ve bir süre de Afyonspor’da futbol oynayan İbrahim Eşitle alnımızın akıyla yürüttük bu zorlu işleri ve hiçbir maddi çıkarımız olmadı…
Nasıl ki bugün Afyonsor futbol takımı bu düzeydeki ligler için yetersizse Afyonspor yönetim kurulu da öyle… Adını bildiğiz sadece Niyazi Ertaş var… Ötekiler kim? 2. Başkan, muhasip, genel sekreter, futbol şube sorumlusu vb…
Ekonomik, siyasal, toplumsal, idâri, karizmatik güçleri olmayan yöneticilerden mürekkep bir kurul profesyonel bir futbol takımını yönetirken çok zorlanır…
Zaman hızla geçiyor… Bursaspor’un yaptığı gibi derlenip toparlanarak, futbolun içinden gelenlerin dışlanmadığı platformlar tesis ederek, gerekli önlemler alınmalı ve Afyonspor’un kapanmasına kadar varabilecek bu olumsuz süreç durdurulmalıdır…