2022-2023 futbol sezonu başlayınca transfer haberleri, yorumları, eleştirileri de yağmaya başladı yağmur gibi… Ne bir yaz yağmuru ne de güz yağmuru bu; transfer yağmuru.. Ancak bu yağmur gökten değil, kulüplerin kasalarından yağıyor… Takımların başındaki “teknik sorumlular“ da yeni sezona güçlü girmek, sezon içindeki maçları kazanmak için kolları sıvamışlar, kasalardan çıkacak paralara aldırmadan “transfer, transfer! Golcü lazım, stoper lazım, 10 numara lazım,” diyorlar; takımlarını beş altı yıldızlı otellerde kamplara alıyorlar..
Tek hedef var: Başarı… Bunun da yolu güçlü olmaktan geçiyor.. Spor kulübünün ekonomik gücü belirleyici bir rol oynuyor; yoksa teknik –taktik-kondisyon ve psikolojik yönlerden güçlü takım kurmak hayal olur..
Çinli filozof savaşçı SUN TZU’nun 2500 yıl önce yazdığı SAVAŞ SANATI adlı kitabındaki şu sözler futbol için de geçerlidir: “Düşman karşısında bir ordu askeri güç, araç ve gereç bakımından en güçlü durumda olmalıdır” sezon başında harcanan paraların, sezon öncesi ve sezon içi yapılan hazırlıkların amacı rakip takımlar karşısına güçlü bir takımla çıkabilmektir. Futbolda güçsüz bir takımın güçlü bir rakibi yenmesi mümkünse de bu iş çok zordur, sık görülmez.. Bu nedenle başta güçlü bir kadro kurup bu kadroyu rekabete hazır halde tutmak gerekir..
Hemen belirtelim ki “antrenörlük-takım sevk ve idaresi yapan futbol adamı” farklı biri olmaktır. Bu farkı yaratmak da hemen olmaz.. Çağdaş futboldaki gelişmelere açık bir ruh ve kafaya sahip olmak, bu nitelikleri sürdürebilmek için kaliteli eserler okumak, yurt ve ulus sorunlarına ilgi duymak, bilgi, görgü, deneyim sahibi olmak; çevreyle ilişkilerle haşır neşir olarak yıllarını vermek, en az bir yabancı dili anlayacak düzeyde olmak ve bu süreçte “antrenörlük felsefesi” geliştirmek, ”taktik ve strateji” oluşturmak –geliştirmek… “Lafla peynir gemisi yürümez“ yani.. “Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz/Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” dizelerini söylemek için kim bilir kaç yıl uğraşmış, nice bâdirelerden geçmiştir Ziya Paşa..
İsabetli transferler yapan, takımını teknik-taktik kondisyon ve psikolojik yönlerden sezon içine “iyi hazırlayan“ teknik adamlar başarılı olurlar.. Dikkat edilirse takım sorumlusu antrenörlerin –teknik direktörlerin, futbolun teknik taktik ve kondisyon boyutlarının yanı sıra felsefi ve yönetsel konularda da kendilerini geliştirmeleri gerçeği çıkıyor karşımıza… Sezon içindeki kötü raslantılar, hatalar, düşme kalkmalar, takımı zor durumlara düşürebilir; sınavdır bütün bunlar… Bu tip olumsuz durumlardan kurtulabilmek, bunlardan ders almak bir antrenörü geliştirir.. Kaptanın iyisi fırtınalı denizde belli olur ya”…
Bazen futbolla pek ilgili görünmeyen değişme ve gelişmelerin dahi futbolla ilgili çıkarımlar sağlayabileceğini görmek fark yaratır anrenörlükte..” Antrenörlük felsefesi” geliştirmek, bu felsefeyi dinamik olarak sürdürmek demektir fark yaratmak.. Nitekim Alex Ferguson, Jose Mourinho, Johan Cruyff, Pep Guardiola Jürgen Klopp Thomas Tuchel, Gündüz Kılıç, Özkan Sümer, Gündüz Tekin Onay, Metin Türel, Tamer Güney, Mustafa Denizli, Şenol Güneş, Yılmaz Yücetürk; Yılmaz Vural, Hamdi Serpil Tüzün gibi futbol dünyasında fark yaratmış teknik direktörlerin aynı zamanda birer “lider”, “futbol bilgesi”, ”futbol filozofu” olmaları tesadüf olmasa gerek…
Uzun bir yolculuk sürecidir antrenörlük…”Simurg”u aramak için Kafdağları’na uçan kafiledeki kuşlar gibi bir yolculuğa çıkmaktır…
Not: Bir sonraki yazımda “Antrenörlük Felsefesi” konusuna devam edeceğim..