Yazmaya başlarken“BAL”’ın Bölgesel Amatör Lig,“SAL”’ın da Süper Amatör Lig kelime guruplarının kısaltılmış biçimleri olduklarını belirtmek istiyorum.
14 Aralık Pazar günü saat 14.00’da başlayan BAL 7. Guruptaki1923 Afyonkarahisar futbol takımıyla Yeşil Çivril futbol takımlarının maçını izledikten sonra, Afyon SAL takımlarından Afyon Çakırköyspor–Dinar Belediyespor ile Özak Karşıyakaspor - İscehisar Belediyespor maçlarının ikinci yarılarını izledim.
1923 Afyonkarahisar-Yeşil Çivril BAL maçını izlemek üzere türibüne girdiğimde maç başlamamıştı. Hava oldukça soğuktu ve türibünlerdeki, izleyici sayısı da oldukça azdı… Tanıdık birkaç kişiyle selamlaşarak yürüyor bir taraftan da oturma yerlerinin kırık dökük tozlu ve bakımsız olmadığı bir yer arıyordum ki yanıma gelen bir kişi, “Hocam beni tanıdın mı ben Sefa’nı dedesiyim “dedi… Beş altı yıl önce Demirspor U11 takımında oynattığım Çalışlar Köyünden gelen minik Sefa Demir’in dedesiydi bu kişi…
Biraz sonraki maçta Sefa’nın da 30 nolu formayla oynayacağını anlatırken, “Hocam” sesine döndüm. Baktım Afyonspor’u yakından tanıyanlardan bir kişi olan “Masör Cemo”ydu… Sağ olsun saygı gösterdi, hal hatır sordu ve Çivril takımındaki kaleciyi izlemek üzere geldiğini söyledi…
Uygun bir yere oturarak maçı izlemeye başladık. Maçın hakeminin verdiği kararların isabetsizliği hemen dikkat çekiyordu… Türibünlerden malum sesler arasında ben de “Takımlar nasıl oynuyor, kim ne yapıyor-yapamıyor?”diye bakıyordum maça..
Her iki takım da bizim SAL takımlarının biraz antrenmanlısı ve daha derli toplusuydu… Bizim takımın savunması biraz dengesiz ve savunma pozisyonlarında zayıf kalırken rakip takım daha sıkı ve pozisyonel futbola uygun hareket ediyordu. Bir ara kırmızı kartla eksilen Takımımız zorlanmaya başladı; derken, rakip takımdan da bir kişi atıldı ve oyun dengelendi. Hatta katı bir savunmaya çekildi rakip takım; ancak pas tercihleri diripling, rakip savunmayı bozacak girişimler yetersiz kalınca golü bulamadık...
Vetakımın iyilerinden biriydi bizim Sefa Demir... Çabuk hızlı ve çalımcı bir futbolcu olmuş Sefa; ancak tam rakip takımın iyice savunmaya başladığı son dakikalarda oyundan alındı… Yanlış bir hamleydi bana göre…
Maç 0-0 bitti ve ben hemen yan sahalara gittim aceleyle… Yanyana iki SAL maçı vardı. İlkine şöyle bir baktım. Yıllarca Teknik Direktörlüklerini yaptığım ve Demirspor’da oynayan bu yıl da Gebeceler Belediyespor’a oradan da ara transferde İscehisar Belediyespor’a geçen Kaleci Abdullah Kaya ile Hüseyin Işığı gördüm... Her ikisi de sağlam karakterli sağlam futbolculardır. Özak Tuğla Karşıyaka- İscehisar Maçınıizleyen gencesordum. “1-0 İsce önde” dedi… Öteki takımda da Ahmet Badak oynuyordu; o da benim Demirspor’dan oyuncum…
Hemen yandaki Afyon Çakırköyspor –Dinar Belediyespor maçına döndüm… Maçı tel örgü önünden izleyen Çobanlarspor antrenörleri, futbolcular, özellikle Murat Balcı hemen buyur etti. Maçı sordum. “Dinar bir kez geldi gol attı” dediler.
Burada da eski futbolcularım forma giymişlerdi. Furkan Okçu, Yasin, Cem Akçay… Ve antrenör Mehmet Çiçek… Yıllar önceki bir oyuncum…
Biraz önceki BAL takımlarına benziyorlardı her iki takım da.. Çakırköy topa daha hakim, pas trafiği daha etkiliydi..Ancak son paslar ve bitirişler….? Pür amatör mücadele ve kazanma hırsı… Son dakikalardaki heyecan ve çekişmeyi Dinar kazandı.
Bütün futbol takımları girdikleri karşılaşmalardan galip gelmek ve ligde üst sıralarda yer almak için en üst seviyede stratejik varyasyonlar modelleyerek en iyi şekilde uygulamayı amaç edinir Futbol çağımızın en ilgi çekici aktivitesi olmasının yanı sıra izleyiciler için keyifli, katılımı zevkli, bütünleştirici ve çok hareketli spor branşlarının önünde gelir. Futbol basit tanımıyla, gol atmaya çalışırken stratejik, taktiksel varyasyonlar uygulayan bir takıma karşı, onların hamlelerine karşıt stratejik ve taktiksel cevaplar vererek yenilecek golü engellemek için ekip çalışması gerçekleştiren sahada 11 oyuncudan aynı amaç için meydana getirilmiş iki rakip takım olarak ifade edilebilir.
Pazar günü yukarıdaki tanımlara uygun olanlar da vardı, olmayanlar da…