Geçtiğimiz Pazar günü yani 28 Nisan 2024 günü Afyon’da oynanan ve 0-0 biten Hes İlaç Afyonspor-Bucaspor 1928 maçı, beni yıllar önce İzmir’de oynadığımız Bucaspor-Afyonspor maçına götürdü.
1990’lı yılların ortaları… Afyonspor 2. Türkiye Liginde oynuyor. Süper Lig filan yok. Yani bugünkü Trendyol 1. Lig seviyesindeki bir kümenin takım ıAfyonspor…
Salim Pancar Kulüp Başkanı… Futbolun içinden gelmiş bir kişi Salim Pancar; Genç tanınmış itibarlı bir iş adamı… TFF başkanı, siyasiler, Vali, Belediye Başkanı, Emniyet Müdürü ve ilin üst düzey yöneticileriyle olumlu ilişkiler içinde; Afyonspor ülke futbolumuzun gündeminde bir takım… Nasıl olmasın? Yurdun çeşitli yerlerinden transfer edilen genç futbolcular hemen dikkat çekiyorlar, milli takımlara davet edilenler var; Almanya’dan Ümit Davala adında bir futbolcu transfer etmişiz ve kısa sürede parlayan bir yıldız Ümit Davala… Afyon’dan Almanya’ya giden bir babanın oğlu… Bir bakıma Afyonlu yani… Afyonspor’daki olumlu ortamda hemen sivriliyor… O yıl hemen İstanbulspor’a transfer oluyor; daha sonraki yıllar Diyarbakırspor ve GS forması giyiyor. Ve de Milli takım…
Futbolcuları gözü kapalı geldikleri güvendikleri bir takım… Borç dert yok. Sponsor filan yok… Salim Pancar var… Konaklama beslenme, çalışma koşulları o güne göre oldukça iyi… O günün başarılı ve genç işadamlarından oluşan ve uyum içinde çalışan futbolsever yönetim kurulu; Afyonspor Genç takımında oynadıktan sonra Altınordu’da futbol oynamış Lütfi Özbay genel kaptan… Antrenör, Orhan Yüce. “Adam gibi adam, düzgün ve iyi bir antrenör”… Orhan Hoca’nın ikinci gelişi bu Afyon’a… İlk gelişi Maradona Yüksel aracılığıyla olmuştu. O günlerde tanıştık Orhan Hocayla… İlk maçımız İzmir’de Göztepeydi. Onun arabasıyla İzmir’e gidip maç izlemiş notlar almıştık. O süreçte ben de yönetim kurulundayım ve Afyonspor genç takımını çalıştırıyorum. O güne kadar da zaman zaman antrenör arayışlarında ve gerektikçe teknik sorumlu oluyorum; ancak önce Anadolu Üniversitesine daha sonralar da AKÜ’ye bağlı Afyon Meslek Yüksek Okulunda Öğretim Görevlisi ve Müdür Yardımcığı yaptığımdan uzun süreli bir çalışma içinde olamıyor sözleşme de yapamıyorum; çünkü okuldan uzun süre ayrılmak mümkün değil; üstelik birkaç kez şikâyet edildim ve zor durumlarda kaldım… “Yengeç Sepeti Sendromu” misali…
Anadolu’nun ve Afyon’un kavşak bir noktasında, günde elli altmış bin aracın trafikte olduğu bir yol üstündeki İkbal Tesisleri, antrenörlerin kulüp başkanlarının futbolcuların deplasmana giden futbol takımlarını uğrak noktası… Hepsi de Afyonspor’u konuşuyor, hepsiyle olumlu diyalogları var Salim Pancar’ın.
İşte o günlerde, Ümit Davala gittikten sonra Almanya’dan bir gurup futbolcu daha geldi… İçlerinde Selahattin adındaki futbol kısa dikkat çekti ve sürede parladı. Hemen belirteyim ki Ümit Davala ve bu kez gelen futbolcuları, Afyonspor genç takımından kalecim olan ve Karagümrük’te oynadıktan sonra Etibank’taki görevi sırasında Almanya’ya giden Seyfettin Özbey gödermişti. Seyfettinle Afyonspor genç takımında oynayan ve onu yakından tanıyan Genel Kaptan Lutfi Özbay: “Seyfi, oralarda 18 yaşından küçük ve senin tavsiye edebileceğin futbolcuları gönder buraya demişti.”
Birkaç yıl önce vefat eden dünya iyisi Seyfettin’e Allahtan rahmetler diliyorum.
Futbol dünyasının gözü, Ümit Davala gibi bir futbolcu çıkaran Afyonspor’ra çevrilmişti. Selahattin de kısa sürede parlayınca içlerinde FB ve GS’nin de olduğu birçok takım Selahattin’i transfer listelerine almışlar, gözlemciler yoluyla izlemeye almışlardı onu…
İşte o süreçte ve o yılın sezon sonlarına doğru İzmir’e gittik; Bucasporla maç için…
Maç günü Buca Stadına gittik; otobüsten inince yanıma benim tanıdığım beş altı antrenör geldi ve bana “Selahattin oynuyor mu, nasıl iyi mi” gibi sorular sordular; ben de “On numara bir futbolcu çok isteyeni var” gibi cevaplıyordum. Bu antrenörler içinde benim çok saydığım sevdiğim İzmir’in efsane futbol adamlarından unulmaz Şakir Kuruş Hoca da vardı. Şakir hoca TFF Bölgesi Futbol sorumlusuydu ve beni Afyon Kent Antrenörü olarak atamıştı; Orhan Yüce’nin de Deniz gücünden hocasıydı aynı zamanda , o da sordu Selahatin’i ve “Kaç numara giyecek” dedi. Ben de “7 Numara giyecek Hocam” dedim. Şimdi nasıl bilmiyorum ama o zamanlar küçük boyutlarda bir futbol alanı vardı ve ev sahibi takıma büyük avantaj sağlayan bir konumdaydı…
Maç başladı ama bizim takım kötü ve şansız bir günündeydi Selahatin de bir varlık gösterememişti, canım çok sıkıldı. Yenildik o maçta…
Stadyumdan çıkarken Şakir Hoca’nın beni beklediğini gördüm; o gün hiç de iyi değildi; Selahattin. Hayal kırıklığına uğramıştım. Şakir Hoca “Agah Hoca, Selahatin’de pek bir şey göremedim.” Dedi. Ben de nereden aklıma geldiyse hemen “Hocam kırk derece ateşle sahaya çıktı; gece hastalanmış” dedim. Hoca derin bir nefes alarak “Ya öyle mi zira ben mi yanlış gördüm diyecektim az daha” dedi… Ve Orhan hocayla da bir süre görüştü… “Selam söyleyin Afyon”a dedi.
Şakir Kuruş hocamız da 2019 yılında vefat etti. Allah rahmet eylesin…
O yılsonun da Selahattin FB’ye transfer oldu. Fatih Terim çok istiyordu. Selahattin’i; ancak o FB’yi tercih etti. GS’ye gitseydi daha mı iyi olurdu acaba?
Not: Haftaya Terfi Ligindeki Adıyaman maçlarını yazmayı düşünüyorum. Bu yazıların Afyonspor tarihine katkıları olursa ne mutlu bana…