Hemen her sabah gazete almak için uğradığım “kaptan Reşit”in dükkanına girdiğimde, “Burhan abi ölmüş” dedi Reşit… Kısa bir sessizlikten sonra “Allah rahmet eylesin” dedik ikimiz de…
Yaklaşık on beş gün önce çok hasta olduğunu Orhan Durak’tan öğrenmiş ve kendisiyle telefonla konuşmuştum… Serum aldığını, yakında iyileşeceğini kısık ve titrek bir sesle söylemişti… Hastalığının vehametini bilmiyordu herhalde… Aradığım için çok memnun kaldığını ve iyileştiğinde Afyon’a gelip eski dostları görmek istediğini, tanıyanlara selamlarını iletmişti…
Orhan Durak, Reşit Tuna ve ben… Yıllar öncesi tanıdığımız, Afyonspor’un acı tatlı günlerini paylaştığımız Burhan Abi’nin son günlerini yaşadığını tahmin etmiştik ama bu kadar çabuk gideceğini bilemezdik elbet… Yakın arkadaşlarımız Enver Şahin ve Şeref Abi de (Hakem Şerafettin Öztaylan) “Evvel giden ahbâb” arasına katılmışlardı çoktan…
İstanbul’da Türkoloji okuyordum, Afyonspor’un kurulduğu yıllarda… 1967 yılı yaz tatilinde memlekete geldiğimde futbolcu seçmelerinde ve hazırlık maçlarında gördüm onu… Yüksek toplara rakipten önce veya rakibe rağmen estetik bir biçimde çıkarak vurması dikkatimi çekmişti… Takımın ilk antrenörü ve aynı zamanda avukat olan Zekâi Selli Hoca, o yıllarda Ankara’nın Petrolofis takımından getirmişti Burhan Abi’yi… İstanbulspor’dan gelen Güngör Tetik ve Kaleci Metin Türel de vardı takımda…
Burhan Abi, bu dönemde Afyonspor’da ikinci baharını yaşadı ve kafa ile attığı goller sayesinde “altın kafa “lakabını aldı…
Birkaç yıl sonra ben genç takım antrenörü olmuştum o da takımın kaptanlığını yapıyordu… Çeşitli ekonomik ve idari sıkıntılar sonucu Afyonspor amatör kümeye düşünce Burhan Abi de kendine yeni bir yol çizmişti… (O yıllarda 3. küme filan yoktu) Yıllar sonra terfi ligi adı altında düzenlenen katılma ligene girince ben de takımın antrenörü olmuştum. Allah rahmet eylesin Selahattin Sunman adlı bir hocamızla birlikteydik… Meslek Yüksek Okulu’nda da öğretim görevlisi olarak çalışıyordum. Burhan Abi de kulüp müdürü olarak işleri yürütüyordu.
Terfi liginden 2. Lige yükselmemiz ayrı bir onursal süreçtir. Hikayesi de çok ilginçtir… Burhan Abiyle ikinci ligde takımı birlikte antre ediyorduk… İbrahim Eşit de şampiyon takımda kaptandı ve çok emeği geçmişti; o da vardı yanımızda…
Önceleri pek tanımıyorduk birbirimizi… Zamanla daha çok bendeki sivrilikler ve zafiyetler yerini dostluğa ve yakın arkadaşlığa bıraktı… Maçlar, deplasmanlar, başarılar, başarısızlıklar…
Özel hayatında mazbut, iyi bir aile babasıydı… Yardımseverdi, yemeyi içmeyi, ikramı severdi…
Bursa’ya yerleşmişti. Kurs ve seminerlerde görüyorduk birbirimizi. En son, ASKF’nin düzenlediği “İz Bırakanlar Gecesine” katılmak için gelmişti Afyon’a…
Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun…