Agah Bıyıkoğlu

I. Antrenör 'Gitmem' Diyor

Agah Bıyıkoğlu

“Hayır, hayır!” bu antrenör Afyon’daki profesyonel veya amatör bir takımın antrenörü değil…

Erzincanspor’un hocası Gökhan Gönül..

Evrensel Gazertesi’nde futbol alt liglerine dair haber yorum ve eleştiriler yazan uzman gazeteci Alper Kaya son yazısında yazıyor şunları:

“Erzincan’da ortalık biraz karışık. Eski futbolculardan Gökhan Ünal’ın teknik direktörlüğünü yürüttüğü 2. Lig temsilcisi, geçen hafta yaptığı paylaşımda Gökhan Ünal’la yolları ayırdığını duyurmuştu.

Bunun üzerine yerel bir TV kanalına açıklama yapan Gökhan Ünal ise kararın kendisine resmi olarak tebliğ edilmediğini, dolayısıyla görevinden henüz ayrılmış sayılmadığını belirtirken enteresan bazı ifadelere de başvurdu.

Kendisinin görevinden ayrılabilmesi için kulüp yönetiminin önce Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu’dan izin alınması gerektiğini deklare eden Gökhan Ünal, bu saatten sonra kendisi kalırsa yönetimin gitmesi gerektiğini de açık açık ilan etti. Kulübün pek çok futbolcusu da Gökhan Ünal açıklama yaparken arkasında sıralanarak taraflarını belli etti.

Düşünsenize, bir futbol kulübü teknik direktörü göndermek için bir kamu görevlisinden izin almak zorunda! Demek ki o teknik direktörü oraya getiren de o kamu görevlisi… En azından Gökhan Ünal’ın söylemlerinden bu ortaya çıkıyor.

Bütün bu karmaşanın içinde hem de bir kamu görevlisine atıfta bulunulan bir uyuşmazlık sürecinde 2. Lig Kulüpler Birliği bir açıklama yayımlama cesareti gösterdi ve Gökhan Ünal’ın görevine devam ettiği sırada kulübünü mahkemeye vermesini ve süreci doğru olmayan usuller ile yürütmesini kabul edilemez olarak nitelendirdi. Sürecin doğru olmayan usuller ile yürütülmesinden kasıt, muhtemelen valinin isminin açık açık ortaya atılması olsa gerek.

Aslında Gökhan Ünal, verdiği iki dakikalık röportajda ülke futbolunun son yıllarda içinde bulunduğu açmazın da röntgenini çekmiş oldu.
Yukarıdaki ilginç haber özellikle Anadolu kulüplerinin içinde bulundukları sıkıntıları, paradoksları ve “Aziz Nesinlik” durumu anlatıyor.

Hiç yabancı gelmiyor bize yukarıdaki alıntı… “Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlara ulaşmaya çalışan” kulüp yöneticileri var her yerde…

II: “AŞAĞIDAKİ YAZIYLA YUKARIDAKİ YAZININ İLGİSİ NE?”

Futbol spor branşı olarak, içinde yaşadığı topluma, o toplum içinde uygulandığı yapıya bağlı olarak, ondan etkilenen bir süreçtir.

Futbolun, toplumsal bir alan olma özelliği ve o toplumdan etkilenmesi göz önünde bulundurulduğunda, toplumsal yaşam ile kurduğu ilişki sayesinde onu etkileyerek bağları güçlendirebilir ve etkisinin sayesinde değerler sistemini pekiştirebilir.

Dünyada 301 bin futbol kulübü, 1.752 000 (bir milyon yedi yüz elli iki binin üzerinde futbol takımı, 840 binin üzerinde futbol hakemi ve 113 binin üzerinde profesyonel futbolcu bulunmaktadır. (resmi kaynaklar)
Bu bilgilere göre kabaca bir hesapla 55 milyon futbolcu vardır dünyada… Bunun 120 bininin  profesyonel futbolcu olduğunu varsayarsak yaklaşık 52 milyon amatör futbocuya ulaşırız.. Bu sayının büyüklüğü ölçüsünde destek ve ilgi gösterilmiyor amatör futbola..
Özellikle son  elli yıldır yapılan bilimsel çalışmalar sonucu dünyada, toplumsal siyasal, ekonomi, sanayi, tıp, uzay bilimleri, askeri, eğitim gibi alanlarda baş döndürücü değişmeler ve gelişmeler meydana geldi.. Spor da ve sporun en çok ilgi gören dalı olan futbol da etkilendi ve hissesine düşen payı aldı.. Bilimsel verilere dayalı analizler sentezler ve çalışmalar; futbolda kondisyon –tek.tak ve psikolojik yönlerden önemli gelişmelere yol açtı.. Futbol antrenörleri de bu veriler yardımıyla kendilerini geliştirme fırsatı buldular.

Futbol, karmaşık (kompleks-bazılarının iddia etiği gibi fazla düşünülmeden söylenmiş bir söz- basit bir oyun filan değildir) değişkenlik ve öngörünmezlik ile karakterize –yapılanan- bir oyundur.. örn.30 yıl önce  bir maçta 5-6 km koşan futbolcu yere göğe konmuyordu.. Bugün 12 -14- km koşuyorlar ve bu süreçte binden fazla fiziksel –teknik-  beceri ve mücadele aksiyonları yapıyorlar..
Futbolcu profili değişti… Futbol artık bu kuşağın tek kurtuluş yolu değil. Antrenörler çok farklı sorunları olan futbolcularla karşı karşıyalar.. Bugün artık sadece futbolcuların kon-tek- taktik yönleriyle uğraşmak yeterli gelmiyor; futbolculara yaklaşım tarzları da yeni yeni boyutlar kazandı.. Çünkü futbolcuların yaşamları artık monoton değil renkli ve çeşitli… Futbol Eskiye göre çok ileri; ancak ne hikmetse bu dinamik yapı, futbol alanlarına yansımıyor pek….

Bol keseden sorumsuzca harcayıp kulüplerimiz borç batağına sürükleyen anlayış ve son yıllarda futbola siyasetin girmesi, futbolun içinden gelmeyenlerin yönetimlere hakim olması gölgeliyor bu güzel oyunu…

Durumun vehametine dair bir fikir vermesi açısından dört büyük kulübün harcamalarını alıntıladım:

“– Süper Lig tarihinde FB.  588 milyon Avro transfer harcaması yaparken, 316 milyon Avro gelir elde etti. Bu rakamlar karşılaştırıldığında, Fenerbahçe’nin 271 milyon Avro zarar ettiği görülüyor. Bu süreçte Fenerbahçe, 988 futbolcu transfer ederken, 956 futbolcuyu takımdan gönderdi.

Galatasaray, 219 milyon Avro zararla dikkat çekiyor. Galatasaray, kulüp tarihinde 520 milyon Avro transfer harcaması yaparken, 301 milyon Avro gelir elde etti. Bu rakamların karşılaştırılması sonucunda 219 milyon Avro zarar olduğu ortaya çıkıyor. Galatasaray bugüne kadar 1147 futbolcu transfer edip, 1106 futbolcu ile yollarını ayırdı.

Beşiktaş, bonservis bedelleri için 347 milyon Avro harcadı ve satışlardan 169 milyon Avro gelir sağladı. Gelir ve gider karşılaştırıldığında Beşiktaş’ın 178 milyon Avro zarar ettiği görülüyor. Beşiktaş, bu dönemde 1055 futbolcu transfer ederken, 1011 futbolcunun biletini kesti.

Trabzonspor, 274 milyon Avro bonservis bedeli harcarken, 187 milyon Avro gelir elde etti. Bu, 88 milyon Avro zarara eşdeğer. Trabzonspor, bu süreçte 1007 futbolcu transfer edip, 981 futbolcu ile vedalaştı.”

Ülkemizdeki küçük büyük profesyonel, amatör kulüpler ise  “hâl-i pür melâl” içindeler…

“Ne bir yol yapıyorlar ne bir yol buluyorlar”

 

Yazarın Diğer Yazıları