Afyonkarahisar’da yetişen araştırmacı gazeteci ve yazarların arasında bana göre ayrı bir yeri ve önemi olan İbrahim Yüksel’in “Masumiyet Çağının Çocukları” adlı kitabını okudum bir solukta …Değerli arkadaşım İbrahim Yüksel kitabın önsözünde: “Günümüzden tam yarım asır öncesine dönüp, 1960’lı yılların ilk yarısındaki Afyonkarahisar’dan ve özellikle de bu kentin azla yetinmesini, kolayca sevinmesini ve yokluklar içinde de olsa mutlu olmasını bilen çocuklarından kesitler sunmaya çalıştığım bu eser” diyor… Bana göre kitapta anlatılanlar, gözlem ve yaşantılar, anılar son elli yılı değil çok daha öncesinin Afyonkarahisar’ını seriyor gözler önüne… Sokak çeşmelerinden tutun da âdine pilavından kadrolu eşeklere, hamamların havuzuna kadar gelenekler görenekler, yaşam tarzı kısaca yerel tarih ve kültür… Yeri gelmişken belirtelim ki belediye başkanımız Sayın Burhanettin Çoban’ın “takdim” yazısı da dikkate değer… “Kıymetlerin kıymetini bilmeyiş bizim cemiyetimize mahsustur.” diyor ünlü yazar ve edebiyatçı Selim İleri… Sayın Çoban bu olumsuz anlayışa cevaz vermiyor kitabı takdim ederken…
Kıymetlerin İbrahim Yüksel’i ve onun eserlerini tanıtmayı başka bir yazıya bırakarak “Üç Korner Bir Penaltı, Ayıcılık Yok” başlıklı yazısıyla günümüzdeki spor, futbol, anlayışnı ve kültürünü mukayese etmek istedim bu yazımda… Futbol topunun bugünkü toplara pek benzemediği dönemlerde mahalle aralarında okul bahçelerinde, arsalarda taşlı ve tozlu çamurlu alanlarda çocukların oynadığı dönemlerin futbolunu… Oyun sırasında sert giren, iten kakan oyuculara “ayıcılık yapma” denir, bunlara yer verilmezdi takımlarda. İyi futbolcu ayıcılık yapmazdı.Yapanlar da ayıplanırdı… Büyüklerin maçlarında da zamanın hakemleri ayıcı futbolcuları bilir onları ilk fırsatta ihraç ederlerdi oyundan… Ne bilek lifleri parçalanır ne de dizler bugünkü kadar yara bere içinde olurdu… Maçlarda sonra hastaneye kaldırılan futbolcu çok azdı….
Geçen hafta maçta sakatlanan bir futbolcumu götürdüm hastaneye… Rakip futbocunun taban darbesi futbolcumun ayak bileğindeki lifleri parçalamış, balon gibi şişmişti bilek. Doktor eskiden futbol oynamış bir tanıdıktı… “Hocam bunu yapanı hakem hemen atmıştır oyundan” dedi… Futbolcum “Hayır beni attı” dedi ve ekledi “Benim buraya gelmeme neden olan hareketi cezalandırmayan hakeme tepki gösteridim elimde olmayarak ve attı beni” dedi ve ekledi: “Şimdi en az iki maç ceza alırım oynayamam. Bu da benim bir aylık harçlığıma mal olur, yazık değil mi bana..” Doktor: “Pozisyonu kaçırmış olmalı yoksa mutlaka atardı onu” dedi. Ben de “Evet öyle olmalı, şimdiye kadar hep centilmen oynamış, maçlarda hiç olay çıkarmamış, hakem kovalamamış kadrosunda öğretmen, mühendis, iktisatçı, BESYO öğrencileri olan başkanı avukat, yöneticileri sendika başkanı, müdür şef düzeyindeki insanlar, antrenörü duayen olan bir takımın her hafta bir futbolcusu hem sakatlanır hem de atılır mı.” dedim… “Evet kaçırmış olmalı pozisyonu…”