11 Haziran ‘da başlayan 2026 Dünya Kupası maçları bütün hızı ve heyecanıyla sürüyor; hemen herkesin , “Garanti yeneriz” diye baktığı Avustralya maçını 2-0 kaybetmemiz büyük üzüntü yarattı ülke çapında… Maçtan sonra özellikle Montella topa tutuldu… Paraguay ve Amerika maçlarından en az 4 puan almamız lazım; aksi halde dönüş biletlerini alırız.
Öteki maçlarda da sürpriz sayılacak sonuçlar çıkıyor ortaya… Banko görülen maçlarda hayal kırıklıkları yaşanıyor… Beraberliklerle biten sonuçlar bizim aleyhimize olacak gibi…
Dünya kupası maçları oynanıyor da ülkemizdeki futbol takımları boş mu duruyor? Onlar da yeni sezona hazırlanıyorlar…
Konuyla dolaylı ilgisi olduğu için bugün değişik bir konu üzerine yazıyorum…
Özellikle son bir yıldır çocuk ve genç futbolu üzerine çeşitli mecralarda yazılar yazan; futbol antrenman bilimine güncel yaklaşımlarda bulunan, futbolun mental yönü vurgulayan yerli-yabancı hocaların yazılarını derliyorum. Bu hocaların görüşlerini savunduklarını ben de yaklaşık kırk yıldır yazıp çiziyorum; “El tekrarül ahsen velem kâne yüz seksen” diyor bir Arap atasözü. (Yüz seksen kez söylesen de tekrar etmek güzeldir). Haklarını yemeyelim bu hocalarımız günün teknolojik imkanlarını yeni yaklaşımları da kullanarak etkili yazılar yazıyorlar; ben de bu değerli futbol adamlarımızdan Şemsi Hoca’nın “Oyuncu Üretimimiz mi, Sponsorluk Gelirlerimiz mi? “başlıklı yazısını alıntıladım bu köşeye… (kendindinden izin alarak)
“Türk futbolunda sürdürülebilir Kalkınmanın Temeli”
Günümüz futbolunda kulüplerin ekonomik sürdürülebilirlik arayışları her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır. Artan maliyetler, rekabet koşulları ve finansal yükümlülükler nedeniyle kulüpler farklı gelir kaynakları oluşturmaya yönelmektedir. Bu kaynakların başında ise sponsorluk anlaşmaları gelmektedir. Doğru planlanmış ve etik değerlere uygun yürütülen sponsorluk faaliyetleri, kulüpler için önemli bir ekonomik destek mekanizmasıdır.
Ancak son yıllarda sponsorluk kavramının sadece gelir elde etme aracı olarak görülmesi bazı önemli riskleri de beraberinde getirmiştir. Futbolun geniş kitlelere ulaşan popüler yapısından faydalanmak isteyen bazı kurum ve işletmeler, kulüplerin marka değerini kendi ticari çıkarları doğrultusunda kullanabilmektedir. Özellikle ürün kalitesi, hizmet standartları veya kurumsal işleyişleri konusunda tartışmalı durumda olan bazı firmalar, futbol kulüpleriyle yaptıkları sponsorluk anlaşmaları sayesinde kamuoyunda güvenilirlik algısı oluşturmaya çalışmaktadır.
Bu durum kısa vadede kulüplere maddi kazanç sağlıyor gibi görünse de uzun vadede kulüplerin kurumsal itibarına zarar verebilmekte, taraftar güvenini sarsabilmekte ve marka değerini olumsuz etkileyebilmektedir. Çünkü kulüpler yalnızca sportif organizasyonlar değil, aynı zamanda toplumun güven duyduğu sosyal kurumlardır. Bu nedenle sponsorluk seçimlerinde sadece ekonomik kazanç değil, sponsorluk yapılan kurumun etik değerleri, kurumsal itibarı ve sürdürülebilirliği de dikkate alınmalıdır.
Öte yandan futbol kulüplerinin gerçek ve kalıcı gelir kaynağı, yetiştirdikleri oyunculardır. Dünyanın gelişmiş futbol ülkeleri incelendiğinde, ekonomik başarılarının temelinde modern altyapı sistemleri ve oyuncu geliştirme modellerinin bulunduğu görülmektedir. Oyuncu üretimi; bilgi, sabır, zaman, uzman insan kaynağı ve uzun vadeli yatırım gerektiren zor bir süreçtir. Ancak ortaya çıkan değer hem sportif başarıyı hem de ekonomik sürdürülebilirliği beraberinde getirir.
Altyapıdan yetişen bir oyuncunun A takıma kazandırılması veya transfer geliri oluşturması, kulübün dış kaynaklara bağımlılığını azaltırken kurumsal kimliğini de güçlendirmektedir. Bunun yanında oyuncu üretim kültürü, ülke futbolunun gelişimine doğrudan katkı sağlayan stratejik bir yatırımdır.
Kulüpler kolay gelir modeli olarak sponsorluk anlaşmalarına yönelirken, asıl büyük yatırımı oyuncu geliştirme sistemlerine yapmak zorundadır. Çağdaş futbolun gerektirdiği bilimsel eğitim modelleri, nitelikli antrenör yapıları, performans analiz sistemleri ve oyuncu gelişim merkezleri oluşturulmadan sürdürülebilir başarı elde etmek mümkün değildir.
Sonuç olarak kulüpler için sponsorluklar bir araçtır; amaç olmamalıdır. Asıl amaç, futbolun öz sermayesi olan oyuncuyu yetiştirmek ve geliştirmektir. Sponsorluk gelirleri gelip geçicidir, ancak doğru yapılandırılmış altyapı sistemleri kulüplere nesiller boyu değer üretir.
Türk futbolunun geleceği, kısa vadeli sponsorluk gelirlerinden çok, uzun vadeli oyuncu üretim modellerinin başarısına bağlıdır. Sponsorluk kolay yoldur; ancak kısa vadelidir, bağımsızlığı zedeler, güvensizlik yaratır; oyuncu üretimi doğru yoldur; zaman emek ve yatırım ister; kalıcı başarı yoludur... Gurur vericidir.
Atalarımızın ifade ettiği gibi; "Taşıma suyla değirmen dönmez. "Futbolda da kalıcı başarı ve ekonomik bağımsızlık, başkalarının kaynaklarıyla değil, kulüplerin kendi yetiştirdiği oyuncularla mümkündür.
Şemsi Hoca, Temel Futbol Eğitim Uzmanı