Eskiden insanların özelli olurdu. Sırları, sırdaşları olurdu. Aile, iş mahremiyeti olurdu. Her insanın ve her olayın mahremiyeti ve kıymeti olurdu. İnsanların özeli özel kalırdı. Her işte bir asalet, haya vardı.
Gelelim şimdiye; Sosyal medya dediğimiz iletişim kanalları var ya, onlar sayesinde özelimiz kalmadı. Artık, kim nereye gitti, ne yaptı, neler yedi, nereleri gezdi hepsi ortada.
Ne acıdır ki bunları en çok da eğitimli insanlar yapıyor. Hatta çocuklarımızın eğitimini emanet ettiklerimizde bunlara dahil.
Tatilde ne yaptığını, nereye gittiğini paylaşıyor. Sanki otelin reklamcısı. Bir tek tatile siz mi gidiyorsunuz? Peki gidemeyenler!
Lokantada yediği kebabı paylaşıyor. Bir tek siz mi dışarda yiyorsunuz? Peki yiyemeyenler!
Aldığı arabayı paylaşıyor. “ Buda bize hayırlı olsun!” Elbet hayırlı olsun da bir tek araba sizde mi var? Peki alamayanlar!
Aldığı elbiseyi, telefonu, yaptığı günleri paylaşıyor. Bir tek elbise, telefon, akraba sizde mi var? Diğerleri çıplak mı geziyor?
Çocuğunu, kızını, eşini, nişanlısını, sevgilisini paylaşıyor. Hoppala! Bu daha düşündürücü. Aile özeli nereye gitti? Eşinizi ve kızınızı herkesin tanıması gayretiniz tuhaf değil mi? Bir tek çocuk ve eş sizde mi var? Peki çocuğu ve eşi olmayanlar!
Örnekleri çoğaltmak mümkün. Eskiden böyle şeyler ayıplanırdı. Atalarımız; “Gören gözün hakkı vardır. Olan var, olmayan var.” demediler mi? Böyle yapmakla hem kendinizi hafifletiyor, hem de kul hakkına giriyorsunuz.
Anlaşıldı sizde para çok, keyfiniz de yerinde, mutlusunuz da, arabanızda var, kızınız ve eşiniz de var. Ama bunu ilan etmenin neye faydası var anlamış değilim.
Değerli okuyucum; Bizler, yardım yaparken dahi” bir elin verdiğini diğer el görmeyecek.” tavsiyesinde olan dinin mensuplarıyız. Şimdi ne olduk da reklamcı olduk. Özelimiz tüzel oldu. Bana göre bu konu büyük yaramız. Yine eğitim diyeceğim.
Yapmayın dostlar, sizin özeliniz sizde kalsın.