Aziz Aslan

MİLLİ EĞİTİM NE KADAR MİLLİ

Aziz Aslan

11 Kasım 2014 Salı 02:00:00
  Ülkemizde son yıllarda eğitimle ilgili kanun değişiklikleri nedeniyle çok tartışılıdır duruma gelmiş eğitim sistemi ile açıkçası kendi ellerimiz ile kendi çocuklarımızı daha doğrusu kendi geleceğimizi heba etmekteyiz. Gündem karartmaya veya gerginlik çıkartmaya yönelik suni tartışmalar gündeme hâkim olmuştur.
Eğitim amaçları her ülkenin kendi milli ve kültürel özelliklerine göre belirlenir. Devletin yurttaşlara karşı yerine getirdiği bir görevdir.
Eğitimde ideoloji sorunu ülkemizde birinci sırada gelmektedir. “İdeolojisiz bir eğitim” den söz edilse de bu tanımlama bile ideolojiyi içinde barındırır.
Her devlet, yetiştirdiği bireylerin topluma ve kültürüne uyum sağlaması noktasında hassas olmak zorundadır.
Değersiz ve normsuz bir kültür ve toplum olamayacağına göre ideolojisiz eğitim de söz konusu değildir.
Bir millet mensubuysak ve milli bir kimliğimiz varsa üstelik bu kimliğe katkıda bulunmak istiyorsak yapmamız gereken öncelikle milli bir kimlik yapmanın temel kuralı olan Milli Eğitim Bakanlığı’nın ders müfredatının milliyetçi bir çizgide düzenlenmesidir. Kozmopolit bir toplum için kozmopolit, sosyalist bir toplum için ise sosyalist eğitim sistem şarttır.
Millet olarak bizim rol modelimizi başta Peygamber Efendimiz olmak üzere, Ahmet Yesevi’den Kaşgarlı Mahmut’a, Oğuzhan’dan Sultan Alparslan’a, Osman Gaziden Fatih Sultan Mehmet’e, Kanuniden Mustafa Kemal Atatürk’e Türk-İslam tarihinin mümtaz şahsiyetleri olmuştur. Dini ve milli değerlerin, geleneklerin sağlıklı bir şekilde aktarılmasını sağlayacak ve deformasyonu engelleyecek siyaset dışı unsurlarla da mücadele edilmelidir.
Eğitim sistemimizde “TÜRK” kimliğine tahammül edilemezken patrikhane okullarına selam ve müjdeler verilmektedir. AB hevesi ile Türklüğü gözden çıkarırken AB üyesi Yunanistan Rodos adasında 1588 de Osmanlı döneminde inşa edilen Recep Paşa Camii’ni bir gecede yıkarak ilerlemektedir. Türkiye’den en ufak bir tepki söz konusu değil.
Asaletinden ve milliliğinden korkmak ve çekinmek damarlarındaki asil kanı inkar etmek değil midir?

Yazarın Diğer Yazıları