Genel olarak Milliyetçilik; “Milletin varlığı için birlikte çalışma bilinci ve bunu diğer kuşaklara yansıtma idrakidir.”
Kısaca mensubu olduğun Milleti sevmek de diyebiliriz.
Millet olmadan Milliyetçilik olmaz. Millet, “aynı topraklarda yaşayan, dil, tarih, kültür, ülkü, duygu, gelenek birliği olanların oluşturduğu topluluktur.”
Irkçılık ile Milliyetçilik başka kavramlardır.
Birlikte yaşamaktan mutlu olan ve bunun için irade ve gayret gösteren herkes Milliyetçidir.
Dünya genelinde ulus devletlerin ortaya çıkmasında Milliyetçilik akımı dinamo görevi görmüştür.
Kaldı ki, konu TÜRK diyarı olunca “devlet ebed-müddet” şiarı korunmuştur.
Milliyetçilik, Türk töresinin asli unsurudur.
Osmanlı devletinin uzun yaşamında, Türk Milletinin devletsiz kalmama, devlet kurma, koruma geleneğinin memur değil amir millet olma özelliği öne çıkmıştır.
Türkün genetiğindeki Milliyetçi kadroların aktif halde olması, bünyeye zarar veren kanserli hücrelerin yok olması Aziz milletin yükselme ve yücelme hedefini güçlendirecektir.
Tarihte, Talat, Enver ve Cemal paşalar ve devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk milli mücadelenin fitilini ateşlemişlerdir.
Bu mücadele ruhu, Ziya Gökalp’ın “padişahım çok yaşa” sloganı yerine “Milletim çok yaşa” anlayışına dayanmaktadır.
Yine Cennetmekan Başbuğ Alparslan Türkeş Bey’in; “Türkleşmek, İslamlaşmak, muasırlaşmak bugün de değerini koruyan temellerdir. “ sözü aynı amaca hizmet etmektir.
Bu anlayış, Türk Milliyetçiliğini, çimento halinden yıkılmaz bir betona dönüştüreceği açıktır.
Türk devleti ve Türk milleti ilelebet payidar olsun.
Ne mutlu Türk’üm diyene!..