01 Eylül ve 23 Eylül’deki iki yazımızda meslek oda seçimlerinin çok abartıldığını yanlış ve baskıcı kampanya yürütüldüğünü yazmıştık.
27 Ekim’de Gazetemiz yazarı Sayın Murat Arısoy da bu konuyu güzelce işledi. Aynı konulara girmeyeceğim.
Ancak, ticaret odası seçimleri yaklaştıkça olumlu ve ılımlı bir yola girilmediğini görüyoruz.
Bu sözlerim ortayadır. İhtiyacı olan alsın. Yarası olan gocunsun. Gocunsun ki bu yazı işe yarasın.
Ne yazık ki bazı yazarlar da körükçülük yapıyor ve kızıştırıyorlar. Klavyeyi gören bazıları kral oluyor.
Gergin, keskin, baskıcı ve karalama gibi bozuk üslupla yola çıkanlar hem Afyona, hem seçmene, hem de kendilerine zarar veriyorlar.
Bir dostum şunları söyledi; “Bir şirket sahibi aradı ve bir adaya oy vermem için ısrarcı oldu. Bu seçim bizim için namus meselemizdir.” dedi.
Hayretler içinde kaldığını ifade etti. İnanın ben de şaşırdım. Benzer birçok nahoş söz duyuyoruz. Bu yol yanlış bir yol. Çıkmaz sokak.
Neymiş arkadaş bu seçim! Sizin namus anlayışınız nasıl bir şey? Bu nasıl bir hırstır? Velev ki seçimi aldınız, bu kafayla hangi kaleyi feth edeceksiniz?
Kendinize gelin beyler.
Efendilikle, varsa projelerinizi anlatarak çamur atmadan bu işi yapamaz mısınız?
Yapamıyorsanız zaten seçilseniz de bu işin hayrı kalmaz ve eğer amacınız hizmetse bu zor. Ama amacınız ne olursa olsun sonuç almaksa bilemem, onun hayrını da siz düşünün. Bu kısır döngüden kurtulun.
“Al takke, ver külah” ve ayak oyunları ile makam sahibi olanların saygınlıklarını kazanamadıkları ortadadır. Bakınız bu ülkede yedi dönemdir milletvekilliği yapanlar var. Otuz yıldır aynı birlik başkanları var. Tartışılıyor mu; Evet. Tasvip görülüyor mu; Hayır.
Yıllardır seçimlere gireriz. Seçim bir gündür, ölüm her gündür. Ölüm var, ölüm! Yarın ne olacağı belli değil.
Düğünde, bayramda, cenazede beraber olacaksınız. Ağır sözlerden kaçının. Birilerinin yüzüne bakabilecek durumda olun derim. Arkadan iş çevirmeyin.
Tavsiyem meşru yoldan, yönetici ağırlığı ile davranın. Etrafınızdaki körükçülere dikkat edin. Sanki Bizanslılardan mı kurtarıyor sununuz memleketi? Gelin bu kampanyayı seçmenin saygısını kazanarak yapın. Ağır olun biraz.
Size oy verecek olan insanlar, işadamları ve esnaftır. Bu şehre her yönden katkı sağlıyorlar. Hepsi de rızkın Allahtan olduğunu biliyorlar. Esnafın dayanışması iyidir. Herkes kimin ne olduğunu bilir. Bu tavrınızı inanın seçmeniniz de tasvip etmiyor.
Tercihlerinden dolayı onları ayrıştırmayın. Özel meselelerle meşgul olmayın.
İftira atmayın. Seviyeyi düşürmeyin. Kul hakkıdır. Hesabını bu dünyada ve ahirette veremezsiniz.
Bu bir yarış. Birbirinize rakip olabilirsiniz. Bu doğaldır. Ama düşman değilsiniz, olmayın da!
Elbette bir gruba nasip olacak. Sandıktan çıkamasanız da, güzel bir kampanya yürüttüğünüz akılda kalsın. Diğer türlü sandıktan çıksanız da vatandaş gözünde büyümezsiniz.
Devran dönüyor. Unutmayın o koltuklar kimseye kalıcı değil.
Sahi siz seçime değil, savaşa mı gidiyorsunuz da, seçmen mi bilmiyor?