İrfan Ünver Nasrattınoğlu

2. ve 3. Dönem Afyonkarahisar Milletvekili MUSA KÂZIM TUNÇ Ve Şair Oğlu Cevat Kâzım Tunç

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

İstanbul’da askeri okulda öğrenim gördüğüm yıllarda, Kartal’da “Afyon İlkokulu” adlı bir okulun bulunduğunu öğrendim. Bir hafta sonu, Kartal’a giderek bu okulu buldum ve okul girişindeki tabelayı gördüm. Hayatım boyunca yanımda taşıdığım amatör fotoğraf kamerasına bu tabelayı kaydettim.
Bu okulun inşaasını sağlayan kişinin, TBMM’nde 2. Ve 3. Dönem Afyonkarahisar Milletvekilliği yapan Musa Kâzım Tunç olduğunu öğrenince, bu değerli hemşehrimizle ilgili bilgileri derlemeye başladım.
***
Afyonkarahisarlı Kahvecioğlu Doğramacı Halil Ağa’nın oğlu olan Musa Kâzım 1874 tarihinde Afyonkarahisar’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Afyonkarahisar’da tamamladıktan sonra girdiği Harp Okulu’nu 1897 yılında bitirdi ve teğmen rütbesiyle Türk Si-lahlı kuvvetleri saflarına katıldı. Bununla yetinmeyen Musa Kâ¬zım, girdiği sınavı kazanarak Harp Akademisi’nde öğrenim gördü ve 1900 yılında Kurmay Yüzbaşı olarak mezun oldu.
Musa Kâzım, Enver Paşa ve arkadaşlarının başlattıkları hürriyet hareketinin içinde yer aldı. Abdülhamit’in tahttan indirildiği günlerde Fatih semtinin yönetimi ona verildi. Balkan Savaşı sırasında binbaşı, Birinci Dünya Savaşı arifesinde yarbay, daha sonra da albay oldu.
Musa Kâzım Bey, Millî Savunma Bakanlığı Ordu Dairesi ve Umuri Muhakim Dairesi Başkanlığı görevi yaptığı sırada, Ata¬türk’ün teklifi üzerine aday oldu ve Afyonkarahisar Mebusu ola¬rak TBMM’ne girdi. II. ve III. Dönemlerde ilimi¬zi temsil etti.
Meclisteki görevi sona erdikten sonra İstanbul’a yerleşen Musa Kâzım Tunç, tasavvufi çalışmalara yöneldi. Bu arada okul, çeşme ve cami yapımı gibi sosyal faaliyetleri madden ve maddeten destekledi.
Musa Kazım Bey, Kartel-Maltepe’de satın aldığı değerli bir arsayı, okul yapılmak şartı ile Milli Eğitim Bakanlığı’na verdi. İstanbul Valiliği, bilâhare inşa edilen okula “Musa Kâzım Tunç İlkokulu’’ adını vermek istemiş ise de, kabul etmeyip, “ben her şeyimi, doğduğum yer olan ve iki dönem vekili olarak TBMM’nde yer aldığım şehire atfen “Afyon İlkokulu” adının verilmesi” dileğinde bulunmuş, bunun üzerine de okula bu ad verilmiştir.
İki-üç yıl kadar önce, maalesef okulun adının değiştirilerek; “Kâzım Tunç İlkokulu”na dönüştürülmüş olduğunu öğrendim ve çok üzüldüm. Çünkü, merhum Musa Kâzım Bey’in yaptığı anlaşma ve bir anlamda vasiyeti değiştirilmiştir!. Bu değişikliğin onun torunları tarafından yapılmış olduğu kanaatini taşıyorum. Zira, oğlu Cevat Kâzım Tunç’un bunu yapacağını zannetmiyorum
09 Şubat 1968 tarihinde, 94 yaşında iken vefat eden Musa Kâzım Tunç, BİR Osmanlı Hanımefendisi olan Neyire Hanım ile evlenmiş ve bu evlilikten oğulları Cevat Kâzım Tunç ve Nihat Tunç ile kızları Zehra Evcim, Müveddet Günkut ve Muallâ Öktem dünyaya gelmişlerdir.
ŞAİR-ALBAY CEVAT KÂZIM TUNÇ
Musa Kâzım Beyin en büyük evlâdı olan Cevat Kâzım Tunç, 1903 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da yaptı. Kuleli Askeri Lisesi’nde okurken, Atatürk’ün Anadolu’da başlattığı harekete katılma düşüncesiyle, Küçük Osman Çetesine katıldı. Daha sonra, kimi askeri okul öğrencileriyle birlikte Anadolu’ya geçmeyi başardılar.
Millî Mücadele aşamasında, çeşitli birliklerde görev yaptı. Kimi silah arkadaşlarının şehadetine tanık oldu. Yaralandı, hastanede tedavi edildi. Kıt’adan Kıt’aya atandı ve Albaylığa kadar yükseldi ve emekliye ayrıldı.
Kurtuluş Savaşına katılmış olması, gazilik onurunu yaşaması vb. gibi önemli hizmetlerinden dolayı İstiklâl Madalyası ile taltif edildi.
Cevat Kâzım Bey Samiye Hanımla evlendi; Reha Antikacıoğlu, Sevil Gürsu ve Erol Tunç adlı çocukları dünyaya geldi.
Askeri Okul yıllarından itibaren sanatla ve edebiyatla meşgul oldu. Özellikle şiire yöneldi ve hayatının her aşamasında ve her konuda şiirler yazdı, kitaplar yayımladı.
Ben de gazeteci olarak onun hemen hemen tüm kitaplarını gördüm, inceledim ve tanıtla-eleştiri yazıları yazıp yayımladım. Tabii kendisiyle de sürekli mektuplaştım. Mektuplarında bana seyahatlerinden bahsederdi. Ben de kendime göre bir seyyah olduğum için, ona bazı sorular yöneltir ve verdiği bilgilerden yararlanmaya çalışırdım. Örneğin, eşiyle birlikte akşama doğru Sirkeci’den trenle yola çıkıp, ertesi sabah Sofya’da trenden inerek, akşama kadar Bulgaristan’ın başkentini gezdikten sonra, tekrar trenle yola çıkıp, ertesi sabah tren nereye ulaşmış ise orada inmekte, akşama kadar gezip, yine geceyi trende geçirmek suretiyle, mükemmel bir Avrupa turnesi yapıyorlardı.

Yazarın Diğer Yazıları