Geçtiğimiz günlerde, Afyonkarahisar’da yapılan Genel Kurul toplantısında, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Başkanlığına Veli Cengiz yeniden seçildi. Aralıksız 14 yıldır bu görevi başarıyla yürüten değerli eğitimci-yazar Veli Cengiz, hemşehrilerimiz nezdinde olumlu izler bırakmış olan kişilerden biri olmakla dikkat çekmiştir.
Şahsen ben ondan önce Atatürk düşüncesini ve Atatürk ilke ve inkılaplarını böylesine halka anlatabilen bir dernek başkanı tanımamıştım. Halka yönelik, ama halk için pek bir şey yapmayan kimi dernekler, üye bulmakta zorlanırlarken, Veli Cengiz yönetimindeki ADD’nin genel kurulundaki izdihamdan büyük memnuniyet duyduğumu belirtmek isterim. Zira yıllardır, benim değerli hemşehrilerime Atatürk aleyhinde yalan-yanlış bilgiler aktarılmış, halkın büyük kesimi, adeta Atatürk düşmanı yetiştirilmeye çalışılmıştır.
Oysa ki, Afyonkarahisar düşman işgali görmüş, sonra milli ruh ve güçle o düşmanı yurttan atmayı başarmış insanların kentidir. Yani Milliyetçidir. Zira Atatürk de büyük bir Türk Milliyetçisi idi. Öyle olduğu içindir ki, “Ne mutlu Türküm diyene” demiş, kurduğu CHP’nin amblemi olan altı oktan birisi “ Milliyetçilik” mesajıdır…Dolayısiyle, ekonomik, siyaset ve başka konulardaki görüş ve düşüncesi ne olursa olsun, Atatürkçülük ilkeleri üzerinde, Millet olarak birlik ve beraberlik duygusunu paylaşmalıyız…
Bence, ADD bu duygu ve düşünceler etrafında kümelenmiş olanların Sivil Toplum Kuruluşudur.
12 yıldır ADD Başkanlığını yürüten Veli Cengiz, görevi devraldığı yıl sayısı 4 olan şube sayısını 13’e çıkarmıştır... Bu önemli bir başarıdır. Üye sayısı da bir hayli artmış olan ADD geçtiğimiz Pazar günü toplanan Genel Kurulda, Yönetim Kurulunu şu üyelerden oluşturmuştur:
Veli CENGİZ, Nilgün SEÇEN, Ali YAŞAR, Yusuf TUĞLU, Sıtkı ERKUL, Lütfiye PANCAR ve Ahmet ÖNDER.
Memnuniyetle, hatta sevinçle gördüm ki, amcazadem, Nasrattınoğlu Ali İhsan ÜNVER Yüksek Kurul, eşi İnci ÜNVER de Denetim Kurulu üyeliklerine seçilmişlerdir.
Afyonkarahisar basınının geniş ilgi gösterdiği ADD Genel Kurulunda, çok geniş bir üye katılımının olması, beni çok sevindirmiştir. Demek ki, benim sevgili hemşehrilerim de, yavaş yavaş da olsa, Atatürk’e dönmektedir. Burada hemen vurgulamak isterim ki, Atatürkçü olmak, herhangi bir siyasi partinin üyesi olmak değildir. Zira Atatürkçü Düşünce Derneği’ni kuranlar da, Derneğin Tüzüğü de, buna karşıdır.
"Kamu Yararına Çalışan Dernekler" arasına alınmış olan Atatürkçü Düşünce Derneği 19 Mayıs 1989 tarihinde şu duygu ve düşüncelerle kurulmuştur?....
“Atatürk'ün bedensel varlığının artık aramızda bulunmamasından cesaret alan içteki ve dıştaki kimi olumsuz güçler, O'nun yeni Türk Devletini yaratma doğrultusunda ilk adımı attığı 19 Mayıs 1919'un üzerinden yıllar geçtiği halde, Atatürk ilkelerine karşı, açık ya da kapalı saldırılarını doruğa ulaştırmış bulunmaktadır. Bundan daha kötüsü, plânlı ve sinsi bir çalışma ile, o devrim ve ilkeleri gelecekte yok etmek çabası içindeler. Oysa Atatürk; Sadece "bağımsızlığı tümüyle tehlikeye düşmüş Türk Ulusunu ve yurdunu emperyalist güçlerin işgalinden kurtaran bir büyük asker "değildir. O, bunun çok daha ötesinde, örneğin siyasal, kültürel ve ekonomik alanlar başta olmak üzere, her alanda bağımsızlığımızı yok edici ya da kısıtlayıcı olumsuz bağları koparan; Ulusal egemenliği gerçekleştirerek Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran; Kişisel inançlara dokunmayarak, toplumumuzu Ortaçağ zihniyetinden kaynaklanan "nakil"e dayalı kurum ve kurallardan kurtarıp, sürekli biçimde çağdaş ve uygar bir ulus olmanın ve böyle kalmanın yollarını gösteren , "akıl"a dayalı lâik düşünce, lâik hukuk ve lâik öğretim sistemlerini toplum yaşamında egemen kılan; Tüm özgürlüklerin ve insan haklarının sosyal Hukuk Devletinin ve çoğulcu demokrasinin yolunu açan; Yüzyıllarca ikinci sınıf insan durumuna düşürülmüş Türk kadınını gerçek yerine yükseltip, eşit haklara ve eşit onura sahip insan ve yurttaş yaparak yapay eşitsizlikleri kaldıran; İçten ve dıştan kaynaklanan her tür sömürüye karşı çıkarak, halkın yalnız siyasal değil, ekonomik ve sosyal alanda da gerçek efendi durumuna gelmesini ve tüm yurttaşların gönencini devletin varlık nedeni ve amacı sayan; Ulusal ekonominin girişimcilerin keyfine, yalnız kâr ve rekabet mekanizmasına göre başıboş biçimde işlemesine değil, toplumun ve tüm yurttaşların gereksinimlerini karşılayacak biçimde devlet tarafından yönlendirilmesini ilke olarak benimsemiş ve benimsetmiş olan; Yurdumuzun yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden, Türkiye halkının yararlanmasını benimseyen ve kabul ettiren; Misak-ı Millî sınırları içinde "Türk'üm" diyen herkesin Türk olduğu ölçütünü getirerek, ırkçılığı reddedip; yapıcı, olumlu ve çağdaş Türk Ulusalcılığını yaratarak, onu devletimizin temel ilkelerinden biri yapan; Her yurttaşın eğitimden, bilimden ve sanattan payını almasını, "fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür kuşaklar’ın yetiştirilmesini devletin başta gelen görevi yapan; Kültür emperyalizminden kurtulabilmemiz ve eğitimin yaygınlaştırılabilmesi için yeni Türk harflerini kabul etmenin yanında Türk dilinin arındırılması ve zenginleştirilmesini büyük bir toplumsal görev sayan; Türk Ulusunun tarihini, çağdaş insan kökenine bağlayan; "Yurtta barış, Dünyada barış" ilkesi ile devlet yaşamında ve uluslararası ilişkilerde kaba kuvveti, saldırı savaşını mahkûm eden; Dış politikada "Dünya uluslar ailesinin eşit haklara sahip onurlu bir üyesi olma" ölçütünü ve "karşılıklılık kuralını" vazgeçilmez ilke yapan; Bütün ulusların insanlık ailesinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, insanlığın bütünleşmesi düşüncesinin tohumlarını atan Çağdaş Devlet Kurucusudur. Bu durum karşısında Atatürk ilke ve inkılaplarının, toplumsal sorunlarımızın çözümlenmesinde ışık tutucu niteliğe ve yaratıcı güce sahip olduğuna inananlar, "Atatürkçü Düşünce Derneği"ni kurarak, O'nun devrim ve ilkelerinin gelecekte de egemen olmasına katkıda bulunma ve onlara bekçilik yapma zorunluluğunu duymuşlardır.”
Veli Bey, Genel Kurulda konuşurken
Peki, Veli Cengiz kimdir?…
Bilmeyenler ya da az bilenler için, bildiklerimden bir özet sunmak isterim.
Veli Cengiz, 1951 yılında Afyonkarahisar’ın İhsaniye İlçesinin Demirli Köyü’nde Dünyaya geldi. Babasının memuriyeti dolayısı ile bulundukları, Sandıklı – Sorkun’da İlkokulu, Sandıklı Merkezinde Ortaokulu, Afyonkarahisar’da Lise öğrenimlerini tamamladı. Yüksek Tahsilini de Atatürk Üniversitesi’nin Fen Fakültesi’nde yapan Cengiz, 1975 yılında bu Fakültenin Matematik Bölümü’nden mezun oldu.
Çeşitli okullarda öğretmen ve Okul Müdürü olarak görev yaptı. 2001 yılında atanmış olduğu Afyonkarahisar Milli Eğitim Müdürlüğü’nde, önce Müdür Yardımcısı, sonra Müdür olarak görev yapan Veli Cengiz, 1983 yılından bu yana başta Kocatepe Gazetemiz olmak üzere. Afyonkarahisar’da yayımlanmakta olan gazetelerde, duygu ve düşüncelerini içeren yazılarıyla yer aldı.
Yukarıda da değindiğim gibi, 2013 yılından bu yana Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Afyonkarahisar Şubesi’nin Yönetim Kurulu Başkanlığını yapmaktadır.Süreli yayınlardaki
yazılarından başka, kitap bütünlüğünde şu eserleri yayımlanmıştır: ıştır.
*Mutlu Kalınız (2018)
*Bir Yokmuş, Korona Öyküleri (2021)
Veli Beyin güzel sanatlara büyük önem vermekte olduğu da gözlemlerim arasındadır. Bu konularda çalışma yapan gençlerin eserlerinin sergilenmesi hususunda ne denli ciddi desteklerde bulunduğu, sanatçı hemşehrilerimiz ve halkımız tarafından da takdirle izlenmektedir

