İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Afrodisyas

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Televizyon kanallarında, zaman zaman, Ülkemiz turizmini ayağa kaldıracak programlar izliyorum. Örneğin Kanal 4 ve 360 kanalları belki arzu edilen düzeyde izlenmiyor ama, Türkiye turizmini konu alan programlarla, Ülke ekonomisini de olumlu yönde etkilemektedir. 

Geçtiğimiz Pazar günü evde, eşimle birlikte kanallarda gezinirken, dünya gezginlerinden bir soydaşımızın Sri Lanka ülkesine yaptığı geziyi izlerken, eşim, “ ekrandaki şu görüntüler için harcanan paralara yazıktır” derken haklı idi. Zira görülesi önemli yerler olmadığı gibi, bir Türk-İslâm insanı için, çok daha önemli ülkeler var iken, Sri Lanka gibi bir ülkeye gidebilmek için harcanan paralara yazık olduğunu düşünmüştük.

Kanal 4 de yayımlanmakta olan “Tarihi Rotalar” adlı dizi hep ilgili çekmiş ve izlemişimdir. Zira ilgiyle ve zevkle izlediğim u programın her bölümünde Ülkemin turizm ve kültürü ile ilgili yararlı bilgiler edinirim. Geçtiğimiz Pazar günü izlediğim programda gördüklerim ise, beni şaşkına çevirdi ve kendi kendime, “ulan İrfan, 50 den fazla ülkeye gittiğini söylüyor ve yazıyorsun, hatta Aydın vilayetimize de çok kez gittin geldin, Afrodisyas adını da duydun, okudun ama gidip, o bölgeyi gezmedin!”  Diye, kendime çok kızdım!... 

***

            Evet, nedir bu Afrodisyas?...

Afrodisyas Tanrıça Afrodit'e adanmış birçok kentin  ortak adıdır…Bu kentlerin en ünlüsü, Anadolu'nun güney batısında, eski Karia bölgesinde, Aydın ilinin Karacasu ilçesine bağlı Geyre mahallesinin bulunduğu yerde bulunan Antik Yunan kentidir. Arkeolojik kazılar başladıktan sonra Geyre taşınmıştır.

2009 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dâhil edilen Afrodisyas, 2017'de  Dünya Mirası olarak tescil edilmiştir. 

MÖ 5. yüzyılda kurulan kent, Roma İmparatorluğu döneminde gelişmiş, MÖ.1.yy ile MS.5.yy arasında, başta heykelcilik olmak üzere önemli bir sanat merkezi haline gelmiş, Afrodit tapınağıyla ve Afrodit adına yapılan törenlerle ün salmıştır.

Kentin tanrıçası Afrodit için yapılan tapınak kentteki en eski mermer binadır. Tapınağa ait kutsal alanın (temenos) sınırlarının belli olması bu alana tanınan sığınma hakkından dolayı önemli olmuştur. Tapınak çevresindeki yazıtlarla önce bu imtiyazın Julius Caesar ve ardılı, daha sonra da Roma İmparatoru Augustus tarafından verildiği ortaya konulmuştur. 

MS 1. yüzyılın başlarında tamamlanan mermer tapınağın yapımında yardımcı olan varlıklı ailelerin isimleri sütunlar üzerine yazılmış, tapınağın kurucusu olarak kabul edilen Gaius Julius Zoilos, yaşamı boyunca Afrodit rahibi ünvanı ile onurlandırılmıştır.

Afrodisyas kenti, deprem kuşağındaki konumu nedeniyle, tarihi boyunca pek çok depremden şiddetle etkilenmiştir. Özellikle 4. ve 7. yüzyıllarda büyük depremler olduğu bilinmektedir. 4. yüzyıl depremi ayrıca Afrodisyas'ın bulunduğu mevkide su akış mecralarını da değiştirmiş, kentin bazı kısımlarını su baskınlarına maruz kalmaya müsait bir hale getirmiştir. Su baskınları sorununu çözümleme amaçlı ve aciliyet içinde inşa edildiği anlaşılan tahliye sisteminin kanıtları bugün de görülebilmektedir. 7. yüzyıldaki depremden sonra Afrodisyas harabe haline düşmüştür. Zamanla kalıntılar kısmen Geyre köyü alanı ile örtülmüştür. 20. yüzyıl başlarında Geyre köyünün bir kısmı yine bir deprem nedeniyle boşalmış, boşaltılan alanın altındaki kalıntılar ortaya çıkmıştır. 1960'larda Geyre, deprem olasılığı da düşünülerek bugünkü yerine taşınmış ve belde olmuştur.

Kent 7. yüzyıldan itibaren paganizm çağrışımlı Afrodisyas ismini terk ederek Hristiyanlık etkisiyle Stavropolis (Haç kenti) şeklinde adlandırılmıştır. 

Bizans İmparatorluğu döneminde bölge (antik çağ Karya'sına nazaran daha iç bölgede yer almasına rağmen) Karya olarak anılmaya başlamıştır. 1260 yılından itibaren Türklerin bölgede egemenlik kurması ile Karya ismi Geyre olarak Türkçeye yansımıştır.

Afrodisyas Antik kenti, 18. yüzyıldan bu yana bilinmektedir. İlk keşfedildiği bu dönemde şehir duvarlarına işlenmiş zengin yazıt koleksiyonunu kayıt altına almak üzere antik kente birçok keşif gezisi düzenlenmiştir. 

2022 yılında Gazeteci-Fotoğraf sanatçısı Ara Güler'in yayınlaması üzerine yıllar sonra uluslararası camiada bu antik kentin ihtişamının tekrar öne çıkarılmış, Köydeki insanların Afrodisyas’a ait sütun ve taşları, evlerinin ve işyerlerinin belli kısımlarında kullanıldığını görülmüştür. Güler, çektiği fotoğrafları dönemin sanatçı-aydınlarına göstermiş ama kimse ilgilenmemiştir. Daha sonra bir ABD dergisine fotoğraflarla birlikte yazıları göndermiş ve büyük ilgi görmüştür. 

Kazılar için gerekli izinler alınıp detaylı çalışmalara başlanır. Afrodisias'ta ilk kazılar 1904-1905 yıllarında Paul Gaudin tarafından yapılmıştır. New York Üniversitesi tarafından koordine edilen Afrodisyas kazılarının başlangıcı, 1961 yılından ölümüne kadar tüm kariyerini buraya adayan Kenan Erim'e dayanmaktadır. 

Sur duvarlarından itibaren 1 km.lik alan 1. Derece Sit Alanı ilan edilmiştir. Kalıntıların zenginliği nedeniyle kazıların başlangıcında inşa edilen Geyre Müzesi'nin yetersiz kalması nedeniyle yeni bir Afrodisyas Müzesi'nin kurulması için çalışılmıştır. 1 Haziran 2008'de Afrodisyas antik kentinde müzeye ek olarak Sebasteion-Sevgi Gönül Salonu açılmıştır.

Anıtsal bir kapı olan tetrapylon, kentin kuzey-güney ana caddesinin sonunda yer alır. Bu yapı, Afrodit Aphrodisyas Kutsal Alanı'nın önündeki büyük ön avluya giden yolun başlangıcında bulunmaktadır. Tetrapylon'un inşa tarihi yaklaşık olarak MS 200 yılına dayanmaktadır.

Tetrapylon, anıtsal bir yapıdır. İsmi Hellence'den gelir: "tetra" dört, "pylon" ise kapı anlamını taşır. Bu yapı, dört yönünde dörder sütun bulunması nedeniyle bu adla anılmaktadır.

Tetrapylon'un hemen doğusunda, Afrodisyas'ın ünlü mermer ocaklarından çıkarılan beyaz mermerden yapılmış sade bir mezar bulunmaktadır.

Afrodit Tapınağı

Şehrin merkezindeki bu Tapınak Arkaik devirde yapılmıştır. SSit alanında ve Afrrodisyas Müzesi'nde bulunan tüm eserler göstermektedir ki, o dönemde Heykelcilik son derece ileri seviyede idi. Agora bölgesinde çok sayıda tam boy heykel keşfedilmiş olup, gerçek bir ekolü işaret eden deneme ve tamamlanmamış parçalar kanıt olarak bulunmaktadır. Genellikle girland ve sütunlardan oluşan desenlerle süslenmiş lahitler çevrede yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. "İnsan figürlü sarmallar" olarak tanımlanan ve Akantus yapraklarına dolanmış insan, kuş ve hayvan figürlerinin yer aldığı pilasterler bulunmuştur.

Roma İmparatoru Hadrian, Anadolu gezilerinden birinde Afrodisyas'ı ziyaret etmiştir. Kent meclisi, bu önemli ziyaretin anısına bu hamamları inşa ettirmiştir. Hamam kompleksi, kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı tasarlanmış iki büyük bölümden oluşmaktadır. 

Yapının kuzey tarafındaki ana girişin hemen önünde, köşelerinde büyük sütunların yer aldığı mermer bir havuz bulunmaktadır. Girişin sağ tarafında, birbiriyle paralel odalar sıralanmıştır. Bu odalar, hamamın farklı işlevlere sahip Soyunma-giyinme odası, Soğukluk bölümü, Ilıklık bölümü, Sıcaklık bölümü gibi bölümlerini oluşturmaktadır: 

Afrodisyas Stadyumu, kentin en iyi korunmuş ve en görkemli yapıtı olmakla birlikte Ege bölgesindeki eski stadyumlardan en iyi korunanıdır. Stadyum, 270x60 m.eb’adındadır. Fotoğraftan da görüleceği gibi, tribünleriyle birlikte gerçek bir stadyum…

Afyodisyas’ta görülen antik eserler bu kadar da değil. Bakınız daha nelervar neler?...

Sebasteion Güney Binası-Sebasteion Tapınağı, Sebasteion Propylonu, Güney Agora ve Havuz, Havuzla Bağlantılı Heykeller, Tetrapylon Caddesi, Sikke ve Seramikler, Taban Suyu çalışması ve MÜZE…Bu Müzeyi yazmak için en az on yazı kaleme almak gerek…

Yazarın Diğer Yazıları