İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Afyonkarahisar Belediyesinin Efsane Zabıta Ve İtfaiye Amiri Mehmet Hulûsi Açıkgöz

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Afyonkarahisar’ımızın efsane Valileri, Belediye Başkanları, Milletvekilleri oldu. Elbette  Bu efsanelerin emrinde görev yapan birim müdürleri de vardı ve aradan yüz yıl da geçse, asla unutulmayan ve unutulmayacak olan…İşte bunlardan birisi, hem Belediye zabıtasını, hem de itfaiyesini yönetmiş olan Hulûsi Bey’dir. 

Rahmetli Babam, Nasrattınoğlu Salih Ünver, Hulûsi Bey’in, Zabıta’daki sağ koluydu. Eski Belediye binasına girince, soldaki ilk oda, babamın makam odasıydı. Ben okuldan çıkınca babamın yanına gider, Remington Daktilo makinasının başına oturur, yazardım!... Evimiz Çavuşbaş Mahallesi, Küçük Olucak Sokakta idi. Babamın mesaisi bitince birlikte çıkar, Hisarardı’ndan yürüyerek eve giderdik. Babam her sabah aynı yoldan yaya olarak Belediyeye gelirdi. O yıllarda şehir içi ulaşım için ne otobüs vardı, ne dolmuş-minibüs!...Öyle şahsen kullanılabilecek otomobili olan da yoktu. 

Mesai saati bitince, Belediye personeli, evlerinin yolunu tutardı. Ancak, hemen hemen her gün Hulûsi Bey, babamın odasına gelir ve kimi zaman uzun süre, o günün Zabıta çalışmalarını değerlendirirlerdi. Hulûsi Bey Babama daima “Salih Efendi” derdi. Onun hiç unutmadığım bir deyimi ise şu idi: “Kim kaldı şurda Salih Efendi, sen, ben bizim oğlan!...”

Tam adı Mehmet Hulûsi Açıkgöz olan bu efsane insan, 1899 yılında, Açıkgözoğlu Rifat Hoca’nın 5 çocuğundan ikincisi olarak dünyaya geldi. Rıfat Hoca kardeşleri Cemalettin ve Şerafettin ile birlikte Edirne Medreselerinde eğitim görüp İstanbul’da yüksek tahsil yaparak Müderris ünvanı ile Afyonkarahisar’a dönmüşler ve Açıkgözoğlu Medresesinde görev yapmışlardır.

Afyonkarahisar tarihi, sosyolojisi, mimarisi vb.gibi önemli konularda derin bilgisi olan ve bu bilgileri kaleme alıp yayımlayan Erdoğan Emre’nin Hulûsi Açıkgöz hakkındaki yazısından da yararlanarak edindiğim bilgiye göre, Hulûsi Efendi Askeri Rüştiye’den mezun olarak 1919 da teğmen rütbesiyle orduya katılıyor. 1924 de yüzbaşı rütbesiyle ordudan ayrılıncaya kadar Fahrettin Altay Paşa’nın yanında fiilen savaşa katılıyor. 

Daha 25 yaşında iken, 1924 yılında Ordudan ayrılarak hayata başlayan Hulûsi Bey önce polis memurluğu daha sonra 3 yıl kadar öğretmenlik yapar. Afyon Lisesinin efsane hocalarından Tayyar Ataman ve İben Ağa adıyla ünlenen İbrahim Erçetin, Hulûsi Beyin rahle-i tedrisinden geçmişlerdir. 

Hulûsi Bey, Öğretmenlik görevini görevini pek sevmemiş olmalı ki, 1928-29 yıllarında tekrar  emniyet teşkilatına geçerek, bir süre daha polislik yapar. 

Erdoğan Emre, Hüseyin Tiryakioğlu’nun 1929 da Belediye Başkanlığı görevini üstlenmesiyle birlikte yeni bir kadro düzenleyip Hulûsi Açıkgöz’ü işe alması büyük islahat hareketlerinin ilk habercisi olduğunu vurgulamaktadır. 12 yıl Tiryakioğlu ile birlikte koşan Hulûsi Bey, daha sonra sırasıyla; Kemal Aşkar (1941-45), Tevfik İsce (1945-50, Mehmet Arpacıoğlu (1951-54), Ali Celal Artüz (1955-57), Hayri Telek (1957-60) gibi başkanlarla çalışır.       

Afyonkarahisar Belediyesinin en hareketli olduğu yıllarda en aktif görevleri üstün bir başarıyla yürüten ve kumandan sıfatıyla anılan Hulûsi Açıkgöz bu zor dönemlerin zor görevlerini askerliğin de verdiği disiplin içinde kimseyi kırmadan başarır. 

Kıyafet Kanunu dolayısıyla ortaya çıkan huzursuzluk, uygulamadaki zorluklar ve aksaklıklar, köyden şehre inenlerin karmaşası; esnafın tükenmez dertleri, yokluk ve sefaletin, ekmek, kömür vb. gibi ihtiyaç maddelerinin karneye bağlandığı dönemler, şehirleşmenin getirdiği sorunlar; Bakan Ali Çetinkaya’nın ve devlet erkânının sık ziyaretleri sırasındaki protokol uygulamaları, güvenlik ve daha binlerce yeni sorunlar birleşince 30 yaşlarında hayatının en delişmen çağındaki delikanlı Hulûsi yatağını belediye binasına taşımak zorunda kalır. Ömrünün sonuna kadar da haftanın bir günü hariç hep belediyedeki odasında geceler.

***

Avrupa’nın sayılı şehircilik uzmanlarından Dr. Mühendis Martin Wagner  Afyon’un ilk imar planını çizer. (1938) Kale merkezli ışınsal bir yol sistemine dayalı, çok işlek bir fonksiyona sahip olan ve raporunda fevkalade ilginç teklifler içeren bu plan maddi imkânlar nispetinde uygulanmaya çalışılır. (1940) Dünyanın sayılı heykeltıraşlarından Avusturya’lı Heinrich Krippel Belediye Parkının ortasına ünlü Utku Anıtı’nı diker. Bu muazzam anıt sanatçının Türkiye’deki son eseridir. Park alanının istimlaki, buradaki binaların yıkılması parkın merdiven ve havuzlarının, şelalelerin yapılması, Uzunçarşı’nın istimlaki ve genişletilmesi, mevcut derenin kapatılması, PTT 1938 ve Gar binasının 1939, parkın çevresindeki Belediye Binası 1940, Tekel, Dumlupınar İlkokulu, Ali Çetinkaya Kız Enstitüsü binaları ile Kadınana ve Cumhuriyet İlkokulları, Çocuk Esirgeme Kurumu ve daha pek çok resmi ve sivil yapıların inşası, yollarının açılması hep bu ikinci 10 yılın zaferlerindendir. 

Şehir içinde bunlar yapılırken biraz daha uzakta imar faaliyetleri devam etmektedir. İzmir yolu üzerinde Asri Mezarlık ve Belediye Fidanlığı (1935) düzenlenir. O dönemde Türkiye’de böylesine düzgün planlanmış mezarlık yoktur. Ortaya Tayyare Şehitleri Anıtı  (1937) dikilir.

            Sebze Hali (1936), Mezbaha (1938) ve Yağ Hali’nin (1939)  inşası, Ordu Bulvarı, Yeşilyol ve diğer ana arterler,  Bedesten gibi bazı özel binalar ve okulların çoğu gene bu ikinci 10 yılın imzalarıdır. Artık;          

Çıktık açık alınla on yılda her savaştan 

On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan…

marşını inançla söyleyebiliyorduk. Bu inanç işte o isimli-isimsiz Kahramanlar sayesinde gerçekleşiyordu. 

Atatürk ölünceye kadar Afyon’a oldukça sık gelir, en azından yurt gezilerinde trenle Afyon’dan geçerken ısrarlara dayanamayıp şehirde kısa süre dinlenme ve sohbet amacıyla kalır. Bu ziyaretlerde beraberinde yerli-yabancı misafirler getirir; belediyede ve ordu evinde ya da şehrin ileri gelenlerin evinde ziyafetler verilir.

 Erdoğan Emre diyor ki; Hulûsi Açıkgöz’ün neden 59 yaşında erkenden defteri kapattığını bilmem anlatabildim mi? Haftanın 6 günü belediyedeki odasında, yalnız cumartesi akşamları evinde yatan Hulûsi Efendi gece-gündüz kulağı itfaiye alarmında, gözü esnaf denetiminde bir taraftan da trafik işlerine kumanda ediyor…

***

Hulûsi Açıkgöz, dördüncü on yılın sonlarında Belediye Başkanı Hayri Telekoğlu ile birliktedir. Sağlık problemleri ile birlikte bazı küçük sürtüşmeler dolayısıyla ortaya çıkan anlaşamazlıklar yüzünden emekliliğini talep eder, 31.08.1957 de emekliye ayrılır.

Her biri ölçülemeyecek değerde 30 altın yıl görevde bulunmuş, Afyon’un kaderini değiştiren temellere imza atmış, başrol oynamıştır. Afyon Belediyesi özlük işleri dosyasında fevkalade başarılı ve çalışkan bir insan olduğu, üstün gayretleri dolayısıyla çeşitli takdirnameler aldığı belirtiliyor. 

Küçük oğlu Şerafettin Açıkgöz’ün tanımlaması şöyledir; “18 yaşından beri bulunduğu görevlerde hep emretmeye ve yönetmeye alışmış olan babam emekli olunca sağlığı bozuldu ve bir sene geçmeden 09 Mayıs 1959 da kalp krizinden vefat etti.” 

1942 doğumlu olan Şerafettin, benim 1975 yılında Ankara’da kurduğum Afyonkarahisar Kültür ve Turizm Derneği üyesiydi. Benim Başkanlık yaptığım iki dönemden sonra Genel Kurulumuz Şerafettin Açıkgöz’ü Başkan seçmiş ve birkaç yıl da o Başkanlık yapmış idi. Sonra Silifke’ye yerleşmiş ve yaşamını orada sürdürürken vefat etmişti. O’nun genç yaştaki vefatı beni de çok üzmüştü. Zira ben onu bir hemşehri olmaktan çok, Baba dostu olarak severdim. Bu yazı vesilesiyle, Efsane Hulûsi Bey ile oğlu, arkadaşım ve hemşehrim Şerafettin’e Allah’tan Rahmet niyaz ediyorum.

 

 

Ön sırada (soldan). Baştaki Babam Salih Ünver, üçüncü sırada Zabıta ve İtfaiye Amiri Hulûsi Açıkgöz

Yazarın Diğer Yazıları