İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Afyonkarahisar Kültür Ve Turizm Derneği 50. Yıldönümünü Kutladı

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

1955 yılında Ankara’da yaşayan hemşehrilerimi, bir dernek çatısı altında toplamayı düşünerek, kolları sıvadım. O tarihte, Afyonkarahisar’dan Başkente göç etmiş olan Gazeteci, Yazar ve Matbaacı olan Hulusi Özerkan’ın, YIBA Çarşısındaki küçük matbaasına uğrayıp, düşüncemi aktarmış ve yardımını talep etmiştim. Onunla birlikte bir liste hazırladıktan sonra, ben listede yer alan kişileri teker teker ziyaret etmeye başlamıştım.

O ilk listemizde hiç kadın yoktu. Bu nedenle Hulusi ağabeye, aramızda bir de kadın olsa, iyi olurdu…” dediğimde biraz düşündükten sonra, “yahu bizim Cemile var!...” demişti ve hemen ona ulaşarak, kurucu üyelik için onayını almıştım

Gönlüm Osman Attila’nın Kurucu ve hatta Dernek Başkanı olmasını arzu ediyordu. Zira onun hem Ankara’daki Afyonkarahisar’lılar, hem Başkent siyasi çevresinde ve hem de kültür ve sanat ortamında geniş bir prestiji ve bilgisi vardı. Ama o kurucular kurulu listesinde yer almak istemiyor ama ben, ofisinde ona sürekli baskı yapıyordum. Tam o esnada kapıdan içeriye iki genç girdiler…

Merhum Osman Ağabeyim bana dönerek, “ha işte sana iki kurucu üyesi”  demişti. Gelen o iki genç ten birisi Erzurum Atatürk Üniversitesi’nden mezun olup, Ankaraya gelmiş olan Veli Sarıtoprak, öteki ise, ablasının Ankara’da hukuk tahsili yapmakta olan oğlu İbrahim Eker idi. Neticede Kurucular Kurulu listemi şöyle oluşturmuştum:

İrfan Ünver – Nasrattınoğlu, Hulusi Özerkan, Cemile Turunç, Bahattin Gürman, Sadettin Çelikaksoy, Veli Sarıtoprak, İbrahim Eker, Ahmet Bodur ve Kadir Aytekin.

Derneğin adını “Afyonkarahisar Ekonomik Sosyal ve Kültürel Kalkınma Derneği” şeklinde ben koymuştum.

Benzeri derneklerin tüzüklerini de inceleyerek kaleme aldığım tüzüğümüzün yasalara uygunluğunun incelenmesi işini, o tarihte Hukuk Fakültesi öğrencisi olan İbrahim Eker’den rica etmiştim.

Hulusi ağabeyin matbaasının yanındaki boş bir ofisi kiralayıp bir masa, birkaç sandalye, bir çelik dolap, daktilo makinası vb. alarak faaliyete geçerken, üye kaydını hızlandırmıştık. O arada Afyonkarahisar, Ankara ve İstanbul’daki gazetelerde de kuruluşumuzu ilan etmiştik. 

Dernekler Kanununa göre yasal hazırlık sürecini tamamlayıncaya kadar görev yapmak üzere, derneğin yönetimi için Başkanlığa Ben (İrfan Ünver), Başkan Yardımcılığına Cemile Turunç, Sekreterliğe Bahattin Gürman, Saymanlığa Veli Sarıtoprak, Veznedarlığa İbrahim Eker seçilmişti. 

Daha sonra, 19 Mart 1975 tarihinde düzenlediğimiz ilk Genel Kurul toplantısında seçilen Yönetim Kurulu tarafından tekrar başkanlığa seçilerek 17 Şubat 1976 tarihine kadar bu görevi sürdürmüştüm.

Üye olmalarını bizzat istediğim ve üyelik kayıtlarını seve seve elimle yaptığım kimi hemşehrilerim, kendi aralarında yaptıkları toplantılarla yeni bir başkan arayışına girmişlerdi. Bunu anladığım için müteakip genel kurulda yönetim kuruluna aday olmamıştım. Ama ne olursa olsun, ne hemşehrilerime ve ne de derneğime küsemezdim. Bu yüzden her zaman dernek hakkında bilgi edinmiş ve etkinliklere katılmıştım..

 

Şimdi buradan, bu güne gelerek yazmak isterim ki; bizim Derneğimizin tüzüğüne göre, Genel Kurullarımızda yaptığımız seçimlerde biz, 7 kişilik Yönetim Kurulu seçiyoruz. Yönetim Kurulu ise, ilk toplantısında, Başkan, Başkan Yardımcısı, Genel Sekreter ve Saymanı seçiyor. Dolayısıyla, Yönetim Kurulu, gerek gördüğü anda kendi içinde her zaman yeni bir görev bölümü yapabilir ve geçtiğimiz 50 yıl içinde bu yapılmıştır.

Örneğin ilk Genel Kurul Toplantısında benim Başkan seçilmemi içine sindirememiş olan arkadaşlarım arasında yeni bir arayış olduğunu öğrendiğimde, hemen Yönetim Kurulumuzu toplamış ve demiştim ki; “Arkadaşlar biz bir yıllık süreç içerisinde tüzel kişiliğimizi güçlendirmeye çalışırken, bazı arkadaşların, beni başkanlıktan uzaklaştırarak, yeni bir başkan seçilmesi konusundaki çabalarını görüyorum. Buna gerek yok. Ben şu anda huzurunuzda, Başkanlık görevimi bırakıyorum” dedim. Ve Allahaısmarladık diyerek ayrıldım.

Birlikte yola çıktığımız arkadaşlar, Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı yaparark yeni bur Yönetim Kurulu oluşturmuşlardı…

1978 yılında yeniden yönetim kuruluna girmiş ve başkan seçilmiştim… Bundan sonra uzun bir süre yönetimde yer almamıştım. O arada derneği yöneten hemşehrilerim, derneğimizin adını “Afyonkarahisar ve İlçeleri Dayanışma Derneği” olarak değiştirmişlerdi. “İlçeleri” sözcüğüne gerek yoktu. Çünkü, Derneğin Amacı: “Afyonkarahisar ili ve ilçeleriyle belde ve köylerde yaşayanların hemşehrilik duygu ve bilinciyle yaşamalarını sağlamak…” idi.

Nihayet Olağanüstü bir Genel Kurul Toplantısında, Dernek adının “Afyonkarahisar Kültür ve Turizm Derneği” olarak değiştirilmesi kararlaştırılmış, bilahare de, gerekli yasal işlemler tamamlanarak yapılan başvuru neticesinde Derneğimiz “Kamu Yararına Çalışır” Dernekler statüsünü kazanmıştır. Milletvekili hemşehrilerimiz Ali Özkaya ile Mehmet Taytak’ın bu süreçteki ilgilerinden dolayı kendilerine teşekkür ediyorum.

Geçen yıllar içerisinde, benden sonra Cemile Turunç, Abdülkadir Aksoy, Selçuk Alparslan, Ahmet Bilginsoy, Yılmaz Gençler, Şerafettin Açıkgöz, Osman Kaya, Mehmet Parsak, Mehmet Ali Özerkan ve Tuğrul Akkuş Başkanlık yapmışlar, daha sonra da Salih Ünver Başkanlık görevini üstlenmiştir…

1960’lı yıllarda, Ankara’da bütün illerimizin başkentteki sivil toplum kuruluşlarına devlet tarafından arsa tahsis edilmişti. Afyonkarahisar için tahsis edilen arsanın tapusu, merhum Rıza Çerçel’in girişimiyle, Afyonkarahisar Özel İdaresine verilmişti. Biz 1975’de derneği kurduğumuz zaman,  bu arsa üzerine bir gün bir bina inşa edilebilmesi için bazı çalışmalarda bulunmuştuk…Yıllar sonra Afyonkarahisar Valisi olan Karaman’lı   Ahmet Özyurt, arsamızın üzerine görkemli bir bina inşaa ettirmişti. Vali Özyurt bu binanın işletilmesi konusunda da Derneğimizi yetkili kılmıştı.

2004 yılının başında, Derneğimizin o tarihteki yöönetim kurulu üyeleri olan Mehmet Şahin ve Mehmet Ali Sakal, Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu’na gelerek beni ziyaret etmişler ve Derneğin başına geçmemi önermişlerdi. Bu iki hemşehrimle yaptığımız görüşmelerden sonra, 17 Ocak 2004 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısında Yönetim Kuruluna seçilmiş, ardından Başkan olmuştum. 5 yıl süren bu son başkanlık sürecinde ciddi, seviyeli, beğenilen ve örnek alınacak  faaliyetlerde bulunmuştuk.

Ancak, Afyonkarahisar İl Genel Meclisi, Ankara’daki görkemli binamızın satılması     için yoğun bir çaba içerisine girmiş; bunu sağlamak için de, türlü yalanlar ve iftiralarla bizi karalamaya başlamışlardı. Bu yüzden hukuki bir durum meydana gelmişti. Ben de sorunlarla boğuşmaktan bıkmıştım. Yönetim Kurulundaki arkadaşlarla da anlaşarak, Derneğin Başkanlığını genç bir avukat olan Mehmet Parsak’a devrederek, yönetimden çekilmiştim…

Maalesef Parsak da satışı durduramamış; koca bina zararına satılmıştı! Nitekim binayı satın alan kişinin, üç misli bir fiyatla, binayı bir başkasına devrettiğini öğrenmiştik!...

Mehmet Parsak’ın siyasete girip, milletvekili seçilmesinden sonra, Mehmet Ali Özerkan yönetiminde yeni bir yönetim kurulu seçildi. Özerkan’ın ilk ve en önemli hizmeti, bazı hemşehrilerimizin parasal desteklerini sağlayarak, Başkentin merkezindeki Ataç sokakta, bir dairenin satın alınmasını sağlamış olmasıdır. Özerkan’ın başkanlığa seçilmesini ben de destekledim. Ankara ve Afyonkarahisar’da gerçekleşen tüm önemli etkinlikleri ben önerdim ve düzenlemelerde yönetim kuruluna yardımcı oldum.

M.Ali Özerkan’ın talihsiz bir trafik kazasından sonra uzun zaman çalışamaz halde olması, dernek yönetimi ile de yeterince ilgilenememesine neden olmuştu. Buna rağmen ben hem kendisine hem de Dernek yönetiminde sağ kolu pozisyonunda görev yapan İbrahim Aydoğdu’ya, Dernek Başkanlığını üstlenmelerini önerdim. İkisi de kesin olarak Kabul etmediler. Ama Genel Kurulda liste çıkardılar!... 2024 yılında yapılan Genel Kurul Toplantısında benim de desteklediğim, Tuğrul Akkuş, Salih Ünver,  İrfan Kurt,  Kaya Yelek Tansel Göktepe,  Bekir Engin Süzer ve Mahir Özdemir’den oluşan Yönetim Kurulu listesi seçilmişti. Önce Başkanlık görevini Tuğrul Akkuş’a vermişler,  bir yıl sonra da yeni bir değerlendirme yaparak, Başkanlığa Salih Ünver’i getirmişlerdir.

Salih Ünver benim oğlumdur. 8-10 yaşından itibaren benim yönettiğim Derneklerin içinde yaşamıştır. Şu anda 1955 yılında Ord.Prof.Dr.Fuat Köprülü ve dönemin akademisyenleri tarafından kurulmuş olan Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu Başkanlığı, Anadolu Beşiktaşlılar Derneği’nin Genel Sekreterliği görevlerini de yapmakta olup, çok sayıdaki Sivil Toplum Kuruluşu üyesidir. Yani Afyonkarahisar Kültür ve Turizm Derneği’ni en iyi yönetecek insandır. Ayrıca ben de tüm bilgi birikimim, maddi ve manevi desteğimle Salih’in arkasındayım. 

1955 yılında kurduğum Afyonkarahisar Kültür Ve Turizm Derneği Yönetim Kurulu geçtiğimiz Cumartesi günü Ankara’da, Derneğin 50.Kuruluş Yıldönümü münasebetiyle Ataç Sokaktaki Dernek Merkezinde bu güne kadar görmediğimiz, görkemli bir şölen düzenlemiştir. Derneğin Onursal Başkanı olarak, Yönetim Kurulumuza teşekkür ediyorum. Çağrılı olup da gelmeyen zevatı da kınamış olduğumu yazmadan edemeyeceğim…    

Kurucusu olduğum, 1975 – 1976, 1978 – 1979 ve 2004 – 2009 tarihlerinde  Başkanlığını yaptığım ve 2021 yılında yapılan Genel Kurul Toplantısında, yönetim kurulunun önerisi ve genel kurul üyelerinin oybirliği ile, bana “Onursal Başkan” ünvanı onur ve gururuyla yaşadığım sürece, Derneğin yapacağı etkinliklere elimden geldiği ve gücümün yettiği kadar destekte bulunacağım, tabiidir...

 

50. Yıl kutlamasından 

Yazarın Diğer Yazıları