İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Afyonkarahisarlı Kabaağaçlılar Ve Halikarnas Balıkçısı -1-

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Afyonkarahisar yakın ve uzak tarihimiz ile ilgili pek çok tarihi bilgileri yaratan ve yaşatan bir ildir. Bu cümleden olarak çok sayıdaki tarihi şahsiyeti de, bünyesinden çıkarıp, Türk ve Dünya coğrafyasına armağan etmiştir. Örneğin Kabaağaçlızadeler…Bu aile yavaş yavaş tarihin derinliklerinde unutulmaya başladığı sırada, bir televizyon kanalının, bunların yaşantıları ile ilgili bir dizi film yayınlamaya başlamasıyla birlikte, yazılı ve görsel medya Kabaağaçlı ailesi hakkında neşriyata başladı…

‘Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar” başlığıyla yayımlanan dizide işlenen konuların önemli ölçüde gerçekleri yansıtmakta olduğunu görüyoruz. Ben birkaç köşe yazısı içerisinde bu aile hakkındaki bilgilerimi okuyucuya aktarmak istiyorum.

Öncelikle Kabağaçlı ailesinin iki önemli aktörünü tanıtacağım. 

Afyonkarahisarlı Kabaağaçlızade Albay Mustafa Asım Beyin oğludur. Babası Şam’da görevli iken 1851 yılında orada doğdu. Askeri Liseyi bitirdikten sonra, 1865 yılında Harp Okuluna girdi. Teğmen rütbesinde iken kurmay sınıfına seçilerek Akademiye  kaydedildi. 1871’de yüzbaşı rütbesiyle, orduya katıldı. Kısa sürede Osmanlı Sarayının ilgisini çekerek binbaşılığa terfi ettirildi. Bu sırada Rus’larla yapılan Ezerçe savaşına, Aziz Paşa Kolordusunun Kurmay Başkanı olarak iştirak etti. Aziz Paşa’nın şehadeti üzerine Kolordunun komutasını ele alarak, mükemmel bir şekilde yönetti. Sonraki yıllarda yapılan savaşlarda da başarı gösterdi ve peşpeşe nişanlar ve terfilerle ödüllendirildi ve 1878’de Albaylığa yükseldi. 1884’de Tuğgeneral olan Ahmet Cevat Paşa, gerek yabancı devletlerin, gerekse Osmanlı Sarayının kendisine verdiği nişan ve madalyaları taşıyamayacak duruma gelmişti ki; Osmanlı yönetiminde, Padişahtan sonraki en yüksek rütbe olan Sadrazamlığa getirildi. Yıl 1892 ve Paşa henüz 41 yaşındaydı. Ne var ki, namuslu ve dürüst yönetimi, vesveseli Abdülhamid’i rahatsız etmişti ve bu nedenle 1895 yılında azledildi,

Sadrazamlıktan alındıktan sonra, bir süre evinde oturmaya zorlanan Ahmet Cevat Paşa, aynı yıl, Girit Askeri Komutanlığına atandı. Orada görevini en iyi şekilde yapmıştı ama, morali çok bozulmuş ve bu moral çöküntüsü, içinde türlü yaralar açmıştı. İstanbul’a dönüşünde izin verilmemiş, 1898 yılında Mareşal rütbesiyle Şam’daki 5. Ordu Komutanlığına gönderilmiştir. Ama maalesef verem illetine tutularak günden güne çökmüş, sonunda doktor raporlarına dayanılarak, 1900 yılında İstanbul’a dönmesine izin verilmiştir. Fakat iş işten geçmiş, Paşa 9 Ağustos 1900 Cuma gecesi, İstanbul Nişantaşı’ndaki konağında ölmüştür. Vasiyeti gereğince, annesinin ve babasının bulunduğu Emir Buhari Dergahındaki mezarlığa defnedilmiştir. Türbe içindeki mermer sütunda sülüs yazı ile şu kitabe vardır: 

“Hüvelbaki- Sadrı esbak ve yaveri ekrem merhum ve mağfur Kaba Ağaçlı zade Ahmet Cevat Paşa ruhiçün rızaen lillah fatiha. 14 rebiulâhir 1318 yevmi cum’a”

Ahmet Cevat Paşa yazardır ve çok değerli eserler yazmıştır. Bunlardan bazıları, Osmanlı tarihi için çok önemlidir. Örneğin, “Tarihi Askerii Osmani” adlı eser, Osmanlı İmparatorluğu askeri tarihidir. Eserde devletin kuruluşundan, yeniçeri ocağının kaldırılışına kadar olan dönem anlatılmaktadır. “Tarihi Askeri Hülasası” adlı, 1874 ve 1894 yıllarında iki kez basılan eserinde ise, devletin kuruluşundan 1700 yılına kadar yapılan savaşlar ve ordudaki gelişmeler anlatılmaktadır. Paşa bu eserini Sultan Abdülaziz’e ithaf etmiş, bu nedenle de padişah da onun  rütbesini yükselterek, taltif etmiştir. 

Paşa 1880’de “Yadigar” adlı bir de dergi neşretmiştir ve bu dergi 24 sayı yayımlanmıştır. Dergide edebiyat, matematik, sanayi, sosyal, kültürel konulara yer verilmiştir…Paşanın 5 bin ciltlik şahsi kütüphanesi ölümünden sonra, bir devlet kütüphanesine bağışlanmıştır.

Sadrazam Ahmet Cevat Paşa’nın küçük kardeşi olan Mehmet Şakir Paşa. 1855 yılında doğdu. Anne ve babasını küçük yaşta iken kaybetmiş; ağabeyi ve ablasının himayelerinde hayata hazırlanmıştır. Askeri Lise, Harp Okulu ve Akademi öğrenimlerinden sonra, 1880 tarihinde, Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle orduya katılmıştır. Üst üste sağladığı başarılarla hızla yükselip, genç yaşta paşa olmuştur. Ordudaki görevler arasında Çetine ve Roma ataşemiliterlikleri ile Girit’in Resmo komutanlığında da bulunmuş, bir ara ağabeyinin yaverliğini de yapmıştır. 

Sonraki yıllarda Bükreş ve Atina Büyükelçiliklerine de atanan Mehmet Şakir Paşa, 1908’de kendi isteğiyle emekliye ayrılmıştır. Sivil yaşantısında, Galatasaray Lisesi tarih öğretmenliği yapmıştır.

Mehmet Şakir Paşa, Afyonkarahisar’da bir çiftlik satın almış; özellikle emekliye ayrıldıktan sonra sık sık bu çiftliğe gidip gelmeye başlamıştır. Böyle bir gelişinde ve 1919 yılının Ramazan ayında, oğlu Cevat Şakir tarafından öldürülmüştür. Cenazesi İstanbul’a götürülmüş, Büyükada’ya defnedilmiştir.

Asker, diplomat ve öğretmen olan Mehmet Şakir Paşa, birçok değerli eserin de müellifidir. Eserlerinin en önemlisi, 5 ciltlik “Yeni Osmanlı Tarihi”dir. Osman Gazi’den V.Murad’a kadar olan dönemi içeren eserden tarih araştırmacıları büyük ölçüde istifade etmişlerdir. Bundan başka, “İnekçilik ve Sütçülük” adlı, ilginç bir eseri daha vardır.

Kabaağaçlızade Asım Beyin Ahmet Cevat ve Mehmet Şakir Paşalardan önce, bir de kızı dünyaya geldi: Sara Hanım…

Yazarın Diğer Yazıları