Afyonkarahisarlı Kabaağaçlılar Ve Halikarnas Balıkçısı -III-Beldemiz'deki Yazım
İrfan Ünver Nasrattınoğlu
Cevat Şakir’le ilgili araştırmalarımı sürdürürken, 1992 yılında, Afyonkarahisar Belediyesi’nin süreli yayını olan “Beldemiz” Dergisinde aynen şu yazıyı yayımladım: (Beldemiz Dergisi, Yıl8, Sayı 28 / 1992, s.17- 19)
Anıların İzinde: Afyonkarahisarlı Cevat Şakir Kabaağaçlı
Mavi Sürgün ya da Halikarnas Balıkçısı
Halikarnas Balıkçısı takma adı ile de tanınan, ünlü yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı, Afyonkarahisarlı’dır. Birçok ansiklopedi veya antolojinin bile kaydetmediği bu gerçek, maalesef günümüz gençliği tarafından da bilinmemektedir. “Mavi Sürgün” filmiyle yeniden gündeme gelen Cevat Şakir, hemşehrimizdir. Ve bizim onu sahiplenmemizden doğal bir şey olamaz.
Ben bu yazıda Cevat Şakir hakkında ansiklopedik bilgiler verecek değilim. Çünkü her ansiklopedide onun hakkında yeterli bilgi bulunmaktadır.
Ünlü hemşehrimizle ilgili anılarıma değinmeden önce, 24 Kasım 1970 tarihinde yazıp bana postayla gönderdiği şu mektubunu aynen sunmak istiyorum: (Burada, yukarıda yayımladığım mektubu sunmuştum.)
…Hayatının hikayesini kendi ağzından dinlemiştim. Onu dinlerken bir yandan not tutuyordum. Bana ilginç şeyler anlatmıştı. Bunların çoğunu, daha sonra yayınlanan Mavi Sürgün adlı kitapta anlatmıştı. Şimdi TV filmi olarak çekimleri yapılan Mavi Sürgün, Halikarnas Balıkçısı’nın tam bir hayat hikayesidir. O kitapta anlatılmayan bazı hususlar vardır ki; onlara filmde yer verilmezse, Balıkçı’nın hayatını bütünüyle öğrenebilmek mümkün olamaz…
Cevat Şakir, Afyonkarahisar’daki çiftliklerinde, silahla babası Şakir Paşa’yı vurup öldürmüştür!...Son derece iyi bir eğitim görmüş olan Cevat Şakir, Neden babasını öldürmüştür? Bu hususun belgelere dayalı bir biçimde incelenmesinde yarar vardır. Bu işi de, halen Afyonkarahisar’da ikamet eden, araştırmacı hemşehrilerimizden bir veya birkaçı mutlaka yapmalıdır. Söylentilere göre, Şakir Paşa, oğlu Cevat Şakir’in yabancı kökenli karısı ile ilişki kurmuş; bunu öğrenen Cevat Şakir, aralarında çıkan tartışmadan sonra, babasını vurarak öldürmüştür. Bu doğru mudur?...
Sonra Cevat Şakir, muhakeme edilerek hapsedilmiş; hapisliği sırasında, asker kaçağı olan idam mahkumlarıyla tanışmış, hapisten çıkınca bu mahkumlarla ilgili yazılar yazıp yayımlamıştır. Asker kaçaklarını savunur nitelik arzeden yazısı nedeniyle İstiklal Mahkemesine verilen Cevat Şakir, idam istemiyle yargılanmış; fakat üç yıl sürgün cezasıyla kurtulmuştur. İşte Mavi Sürgün olayı budur ve mahkeme, cezasını çekmek üzere onu Bodrum’a göndermiştir.
Cevat Şakir’i yargılayan mahkemenin reisi Afyonkarahisarlı Ali Çetinkaya’dır. Ali Bey, Cevat Şakir’in, baba katili olduğunu bilmektedir ve daha başından itibaren, sanığı asık suratla karşılamış ve hep sert davranmıştır. Balıkçı bana mahkeme safahatını anlatırken, şunları demişti:
Cevat Şakir
“Ali Bey gözlerimin içine öyle bakıyordu ki; ben bu mahkemeden zor kurtulurum, garanti beni idam edecekler, diye düşünüyordum. Hatta Ali Bey; söyle! Diyerek parmaklarını gözlerime doğru öyle bir uzattı ki, gözümü çıkaracak zannettim!...” Kuşkusuz, Cevat Şakir’in tahmin ettiği gibi, Ali Bey karşısındakine, bir baba katili gibi bakıyordu; ama yargılama sonunda karar verilirken, objektif davranmayı da bilmişti.
Herkes Ne Biliyorsa Yazmalıdır.
Cevat Şakir 1307 H. Doğumludur. Babası Mehmet Şakir Paşa 1855, amcası Cevat Paşa, görkemli Padişah Abdülhamid’e Sadrazamlık yapmıştır. Babası Şakir Paşa, Osmanlı Devletini yurt dışında temsil eden devrinin ünlü paşalarındandır. Dedesi Ömer Asım Bey de son asır Osmanlı İmparatorluğu’nun ünlü devlet adamlarından biridir. Bu aileden çok sayıda ünlü sanatçı, edebiyatçı yetişmiştir. Cevat Şakir’in hayattaki iki oğlu ve üç kızı da çok iyi tahsil görmüşlerdir. Hatta Osmanlı Devleti’nin, son Afyonkarahisar Belediye Başkanı (Sabit Efendi) da bu ailedendir. Kuşkusuz bu sülaleden olup da halen Afyonkarahisar’da yaşayanlar da vardır. Gerek bunlar, gerekse ellerinde belge ve bilgi bulunan hemşehrilerimiz, bunların yayımlanması için çaba sarfetmelidirler. Zira Halikarnas Balıkçısı, Afyonkarahisarlı’dır. Bunu bana yazdığı mektupta da açık seçik ortaya koymaktadır. Mektubun el yazısı ile kaleme alınan orijinal metni elimizdedir. Hülasa Balıkçı, hatasıyla, sevabıyla ve istesek de, istemesek de bizimdir; biz araştırmacı ve yazarlara düşen görev de, onun hayatıyla ilgili her şeyi ortaya çıkarıp yayımlamaktır.
Saptamalarım:
Cevat Şakir’in bütün kitaplarını okumuştum. Fiziği, sesi, konuşma tarzı ve kalemi tesirli olan bu şahsı daha çok tanımak ve tanıtmak için epey çaba harcadım. Ne yazık ki, bizim kuşaklar ve bizden evvelkiler, ayrıntılı bilgilere sahip değildiler. Birşeyler bilenler ise, değişik ve çelişkili şeyler anlatıyorlardı. Kesin olan şeyler ise şunlardı:
Afyonkarahisar Örenbağ mahallesinde, Ark ardındaki Aslanlar Medresesinin Müderrisi, Hacı Ahmet Efendinin oğlu, Ömer Asım Bey askerdi ve albay rütbesinde iken Bursa Askeri Okulunun müdürlüğünü yapmıştı. Ömer Asım Beyin karısı Sara Hanım, Kabaağaçlı sülalesine mensuptur. Kabaağaçlı köyü Dumlupınar tarafındadır. Ömer Asım-Sara çiftinin Ahmet Cevat ve Mehmet Şakir adlı iki oğulları olmuştur ve bunların ikisi de Osmanlı Ordusu’nda paşalığa yükselmişlerdir. 19.Yüzyıl sonlarında, Ahmet Cevat Paşa Sadrazamlığa, Mehmet Şakir Paşa da Sefirliğe (Büyükelçiliğe) yükselmişlerdir.
İscehisar yakındaki Bağçecik köyündeki Göbel çiftliği, Seyidali Paşa ve Hadi Paşa’nın malıdır ve bu nedenle ahali bu çiftliğe “Paşanın Çiftliği” adını vermiştir. Büyük bir mandırası bulunan ve Roma devrinden beri var olan bu çiftliği Mehmet Şakir Paşa satın alır ve burada kahyası ile birlikte ikamet eder.
O sırada Cevat Şakir bir İtalyan kızı ile evlenmek ister ve bunu babasına anlatır. Mehmet Şakir Paşa onun bu isteğini reddeder. Bu yüzden babası ile tartışan Cevat Şakir, gece yarısı, babasını tabanca ile vuruyor ve o tabancayı da babasının eline veriyor!?...
Bu hikâyenin başka bir varyantı da şöyledir:
Cevat Şakir, yabancı bir kadınla evleniyor. O kadın Şakir Paşa ile de ilişkiye giriyor; bunu öğrenen Cevat Şakir de babasını vurup öldürüyor!?...
Mehmet Şakir Paşa’nın kanlar içinde yerde yattığını gören kahya, “Paşayı vurdular!” diye bağıra bağıra olayı herkese duyuruyor. Cevat Şakir tutuklanıyor ve bir süre hapsediliyor ama, delil yetersizliğinden beraat ediyor. Zira o dönemin şartlarından, parmak izi saptaması yapabilme olanağı yoktur.
Bir gün (Afyonkarahisarlı gazeteci-yazar-şair) rahmetli Ali Türk Keskin’le bu meseleyi konuşurken, bana benzeri bazı şeyler anlatmıştı. Örneğin; Cevat Şakir’in bir İtalyan kızı ile ilişkisi vardır. Babasından sürekli para istemektedir ve Mehmet Şakir Paşa’nın imzasını taklit ederek, bankadan para çekmiştir!?...
Mehmet Şakir Paşa, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Sabit Efendi’ye para göndererek, bir çiftlik satın aldırmıştır!?
Cevat Şakir’in, babasını öldürmesi olayı ile ilgili mahkeme kararının bir sureti, Ali Türk Keskin’in halasının kızı ile evli olan Asım Bey’de imiş!?
Son önerim ve talebim şudur: Afyonkarahisar’ımızın, varlığı ile kıvanç duyduğu Kocatepe Üniversitesi’nin tarih ve edebiyat ile ilgili birimleri, Halikarnas Balıkçısı’nın hayatı ile ilgili, derinliğine bir yüksek lisans, hatta doktora çalışması yapmalıdır. Zira bu değerli üniversitemizin (bence) asli görevi, öncelikle ve mutlaka bulunduğu ilin her şeyi ile ilgili araştırma, derleme ve değerlendirme çalışması olmalıdır.