Kadir Çalışıcı, 1945 yılında Afyonkarahisar’da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise tahsilini doğduğu kentte tamamladıktan sonra 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. 1972 yılında aynı fakültenin Siyaset ve İdare Bölümünden mezun oldu. 1973 yılında maiyet memuru olarak Afyon Valiliği'nde staja başladı. İl, ilçe teftiş ve Bakanlıklar merkez teşkilatları stajlarını takiben 1976 yılında Kaymakam olarak Adilcevaz ilçesine atandı. Sırasıyla Seyitgazi, Bulanık, Andırın, Sarayönü, Soma, Sincan ve Balçova ilçelerinde kaymakam olarak görev yaptı.
1976-1977 yıllarında Soma Kaymakamı iken, lisan eğitimi ve Belçika Devlet Teşkilatı ile ilgili araştırma yapmak için bir yıl süreyle Brüksel'e gönderildi. 1989 öğretim yılında, Milli Güvenlik Akademisine çağrıldı ve mezun oldu. 9 Nisan 1996 tarihinde Adıyaman Valiliğine, 9 Ağustos 2000 tarihinde Aksaray Valiliğine, 1 Aralık 2003 tarih ve 2003/6478 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Eskişehir Valiliğine atandı. 21.12.2008 tarihli kararname ile merkez valiliğine alındı.
2010 yılında emekli olmuş ve 12 Haziran 2011 tarihinde yapılan genel seçimlerde MHP'den Afyonkarahisar 3.sıra adayı olmuştur. Keza 2014 yılı Türkiye Yerel Seçimlerinde de MHP'den Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday olmuştur.
Vali Çalışıcı makamında
Kadir Çalışıcı Eskişehir Valisi olmadan önce, benim Eskişehir Valiliği Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile (Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu Başkanı olarak) çok yakın ilişkilerim vardı. Kuşkusuz Valilerin de destekleri ile, bu komşu kentte uluslararası nitelikli çok önemli etkinliklerde bulunmuştuk. Dolayısiyle hemşehrim de olan Vali Çalışıcı ile de aynı doğrultuda etkinlikler yapabilirdik. Kültür Müdürü Merhum Güven Tanyeri ile birlikte Vali Çalışıcı’yı ziyaretimizde de bunları konuşmuştuk. Ne var ki, Çalışıcı beni hiç, ama hiç tanımıyordu ve benim o ziyaretimden sonra ne o beni aradı, ne de ben onu!...
Literatürümüze değerli eserler kazandırmış olan Konyalı İrfan Küçükköy’ün Kadir Çalışıcı hakkında internette yer alan bazı anılarını okudum. Sayın Küçükköy Afyonkarahisar tarihi açısından da son derece önemli olan anılarında şunları yazmış:
“Ben Kadir Çalışıcı arkadaşımızı Lise ikinci sınıf öğrenciliğinden beri tanırım, severim. Dost, yaren, arkadaş canlısı bir arkadaşımızdı. Mücadele Birliği Hareketi’nin ilk yüklenenleri her ilde liseli gençlerdir. Liseli gençlerin ilkleri de Afyon Liseli gençlerdir. Afyon’da vaizdim. Şehrin merkezi büyük camisi olan İmaret Camisi’nden vazgeçerek liseye yakın bir küçük cami seçtim. Mehmet Çetin abinin yönlendirdiği liseli gençler camiyi doldurdular. Onlara uygun vaaz konuları seçtim. Toplanacak bir yerimiz yoktu. Vaazdan sonra bir çay bahçesinde toplanır, onlarla sohbet ederdim. Hepsi hayatları boyunca davamıza bağlılıklarını kaybetmediler Onların içinden doktorlar, mühendisler, avukatlar, hakimler, profesörler, valiler, milletvekilleri çıktı. Hepsi davamıza lise çağında bağlanmışlardı. Hatta ortaokullarda okuyanlar vardı. Onlardan biri de Sonra Kaymakam, vali olacak olan Kadir Çalışıcı idi. Bunlar yirmi yirmi beş kişi kadar idiler. Hepsini isim isim tanırdım. Aradan elli seneden fazla zaman geçti. İsimlerini say desesiz, yarısından çoğunu bir çırpıda sayarım. Diğerlerini de düşüne düşüne çıkarırım. Hele Kadir Çalışıcı gibi her zaman yüksek performanslı arkadaşlarımızı sağlığım yerinde iken unutmam hiç mümkün değildir.
Aksaray Valisi iken Konyadan büyük bir firmanın direktörü bir arkadaşımla makamında ziyaret ettik. Arkadaşım işinin büyüklüğü dolayısı ile hep ruhsatlı tabancasını taşırdı. Valiliğe girişte tabancasını çıkışta geri vermek üzere görevliler aldılar. Valinin makamına girdik. Hoşbeşten sonra ben arkadaşımı tanıştırdım. Vali bey, biraz sonra galiba bizim memurlar sizin silahınızı almışlar dedi ve hemen bir memura emretti. Silahını iade ettiler. Bu güven, tabiî ki tanımadığı kişiye değil, eskiden beri tanıdığı birine, bana güvendi. O zaman teşekkür edememiştim. Şimdi herkesin huzurunda teşekkür edeyim. Bu manası yüksek bir jesttir.
Vali bey, yazar bir valimizdi. Bununla idari yazışmaları kastetmiyorum. Edebi eserlerini ifade ediyorum.”
Vali Kadir Çalışıcı
VALİ KADİR ÇALIŞICI’nın medya ile ilişkilerinin iyi ve iyi bir de yazar olduğunu da internette yayımlanan bilgilerden öğrendim.
“Afyon Lisesi’nin birinci sınıfında okuyan atak gençlerdik. Padokta eşinen gem vurulmaz soylu tayların sabırsızlığı kişniyordu içimizde. Damarlarımızda direngen bir ateşin yakıcı alevleri çoktan dolaşmaya başlamıştı. Sapına kadar inat, sapına kadar umuttuk.
Ayaklarımız yerde olsa da bakışlarımız hep göklerdeydi. Boyumuzdan büyük iri iri sözler ediyorduk. Hayatın yüzüne eğilip bükülmeden dosdoğru bakmaktı emelimiz. Bize armağan olan bu ömürde bütün dünyayı tanımak, bütün yöreleri dolaşmak, bütün ezgileri dinlemek, bütün kitapları okumak için yanıp tutuşuyorduk.
Zulmün her türlüsüne keskin bir inançla isyanımız vardı. Bütün haksızlıklara karşı ruhumuzda esen duygu fırtınalarıyla kişiliğimize etiket koydurmadan dimdik mücadeleydi amacımız.
Etrafımız, paparazzi mantığıyla hayatı tepinerek sorumsuzca yaşayan emsalimiz gençlerle doluydu. Delikanlı olmasına biz de delikanlıydık, ama vur patlasın çal oynasın tarzı böylesi bir hayata zerre özenti duymuyorduk. Dünyayı tertemiz hislerle öğrenmeye hevesli ve çevremize inanmaya hazırdık. Duymasına duymuyorduk, ama…Bir eksiklik vardı yüreklerimizin derinliğinde, bir tamamlanamamışlık duygusu, bir yitik! O yitiği bulmak için ilk gençliğe has o müthiş merakla hayatın kapalı kapılarını zorlayıp yeni yollara akmak istiyorduk. Ama nereye, hangi yöne?...
Bir vesileyle Aykut Edibali’lerin evine davet edildik. Kiminle karşılaşacağımızı merakla beklerken az sonra kapı açıldı. Gün ışığı gibi güleç yüzlü, endamlı, gençten biri, harbi delikanlı havalarında girdi içeri. Girmesiyle birlikte odada bulunan herkes hürmeten ayağa kalktı, herkesle beraber ben de...Sırtında eğreti duran paltosunu bir omuz hareketiyle yanında duran gence verdi. Hepimizi tek tek kucakladı, yer gösterip buyur etti. Samimi ve sıcak bir tavırla karşımıza geçip oturdu. Tam da kıvılcım huylu, öncü soylu diye tarif edilen bir abiye benziyordu. Efevarî duruşunda özgüvenini yansıtan haysiyetli bir zeybek havası hemen belli oluyordu. Yüzünün genç hatları, hem fazla iddialı hem de sabırlı bir adam kabiliyetinde olduğunu gösteriyordu. Yüzünde ve dudaklarındaki yapmacıksız tebessümün ışıltısı daha o an içimi ısıttı. Bu delikanlı Yavuz Arslanargun’du.Ve işte...Yıllarca sürecek “Mücadele Serüvenimiz” başlamış oldu…
Eskişehir’in eski gazetelerinden Milli İrade’de Jülide Aykut yazmış:
“Eskişehir’in Vali Babası olarak bilinen Kadir Çalışıcı, kalabalık bir ailede köyde büyüdü. “Anne-baba insanın kanatları gibidir” derken annesini çok erken kaybetmesinin kanadını kırdığından bahsetti.“Maddi zorlukları açmak kolay ama manevi zorluklar annemi kaybetmem gibi o zordu” diyerek çektiği acıları anlattı. Kadir bey, küçük yaşta karşılaştığı onca zorluğa rağmen güçlü yanıyla olanların üstesinden gelmiş.
Okulu cennet gibi gördüğünden bahsetti. Bir gün öğretmeni soy ismini sorunca “şaşırdım o ne ki dedim öğrenince de mutlu oldum soy ismimin olması hoşuma gitti.” diyerek anısını paylaştı ve ekledi “bana büyük adam deyince kendimi çok değerli hissettim.” Harçlığını kitaba veren kütüphanelerde vakit geçirmeye bayılan tam bir kitap kurduymuş Kadir bey. Öyle ki kitap sevdası onu yazmaya kadar sürüklemiş. Yollar Ve Yıllar, Bir Yavuz Adam gibi kitapların yazarı kendisi.
Okuduğu Deli İbrahim Paşa isimli kitaptan çok etkilendi ve aklına vali olmayı koydu. Siyasi olayların yaşandığı zor bir dönemde üniversite okudu. Mesleğe kaymakamlık yaparak başladı.Türkiye’de pek çok ilde ilçede görev yapan Çalışıcı, Eskişehir’e 2003 yılında geldi.2009’a kadar da görevi icra etti.
…Kadir Çalışıcı spor sevdasıyla da biliniyor. Mesela yüzmeyi çok seviyor. Öyle ki yüzerken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor. Bir gün yüzmeye başladığı ilden başka bir ilin sınırından çıkıyor. O anısını da şöyle paylaştı: “Yüzdüm, yüzdüm bir baktım yönümü şaşırmışım neredeyim bilemedim, halim de kalmadı bir şekilde debelene debelene kıyıya vardım. Adıyaman’da başlayan yolculuk Siverek’te bitmiş”
Hayat okulundan aldığı dersleri ise şu şekilde paylaştı:
“Fransız bir filizofun söylediği gibi gençlik israf ediliyor. Şimdiki aklım olsa 20li yaşlarımda yaptığım çoğu şeyi yapmam, yapmadıklarımın da %80’ini yaparım. O dönem gereksiz şeylerle de uğraştık mesela şimdiki aklım olsa sağcı solcu kavgalarına girmezdim. O dönemde birbirine kurşun sıkanlar şimdi sarılıp o dönemde olanlara gülüyorlar. Madem sarılacaktık neden onca sıkıntı yaşandı?”
Benim saptamama göre Vali Kadir Çalışıcı şu kitapları yayımlamış:
1. Valilerin de Öyküleri Vardır
2. Masal Bitince
3. Yıllar ve Yollar
4. Bir Yavuz Adam